Milli Gazete Yazarı Burhan Bozgeyik Gaziantep'in kurtuluşunu hatırlattığı yazısında müslüman beldesine saldırı olduğu zaman bütün müslümanların 'cihada katılması' gerektiğini savundu.
30 Aralık 2004 00:11 Perşembe
MİLLİ GAZETE YAZARINDAN CİHAD ÇAĞRISI "VURUN FELLUCELİLER NAMUS GÜNÜDÜR!"


“Vurun Felluceliler namus günüdür!”
25 Aralık, Gaziantep’in “Kurtuluş” günüdür. Antep kurtuldu ama nasıl kurtuldu? Bunu siz Anteplilere sorun. Tam 10 ay 10 gün süren dişe diş bir mücâdele... Bir tarafta Antepliler, bir tarafta Fransızlar ve onlara gönüllü destek veren Ermeniler... Anteplilerin ne topu var, ne tankı, ne yeterli silahı ve cephânesi, ne de erzâkı... Fransızlarda ise silah ve cephane de bol, erzak da... Antep kuşatma altındadır. Hiçbir yerden yardım gelmediği gibi haber de gelmemekte, haber de gönderilememektedir. Fransızlar, tâbir-i câizse Antep’ten kuş dahi uçurtmuyorlar. Ama Antepliler bir yolunu bulur ve kuş uçururlar. Evet bir posta güvercini o zorlu günlerde Antep’in ahvalini “dışarıya” bildiren pusulalar taşımaktadır.
Antep ilk önce İngilizler tarafından işgal edilmişti. İngilizler kendileri için “daha yağlı parça” olarak gördükleri petrol bölgesi Musul-Kerkük’e yönelince yerlerini Fransızlara bırakmışlardı.
Kâfirlerin bir İslam topraklarına ayak basması o zamana kadar görülmedik, duyulmadık, birşeydi. Dinin hükmü şuydu: “Bir İslâm beldesini küffâr işgal ettiği vakit, 7’den 70’e, kadın, erkek her Müslümana cihad farz-ı ayn olur.” Bu hükmü bilen Antepliler derhal cihad hazırlığına girişmişlerdi. İlk önce cihadın altyapısını hazırlıyor, kendi aralarında gizlice teşkilatlanıyorlardı. Aşağı yukarı teşkilatlanma tamamlanmıştı ki, bütün Anteplilerin kanını beynine sıçratan hâdise vuku buldu. Fransız kefereleri bir Müslüman hanımın, Anteplilerin bacılarının çarşafına el uzatmış, anasını taşla müdafaa eden Kâmil isimli yavrucağızı süngüleyerek şehit etmişlerdi. İşte bu dayanılacak bir durum değildi. Bütün Antep’te şu ses yankılandı:
 
“Vurun Antepliler namus günüdür!”
Antepliler Allah için arslanlar gibi savaştılar. Antep’in üzerine 300 bin Fransız güllesi isabet etti. Bütün evler harap oldu. Antepliler 6347 şehit verdi. Sonunda Fransızlar pabucun pahalı olduğunu anladılar ve ardlarına bakmadan defolup gittiler.
Dün Antep’te şanlı bir destan yazılmıştı. Bugün ise o destanın benzeri Felluce’de yazılıyor. Antep ile Felluce ne kadar da birbirine benziyor. (Antep ile Felluce kardeş şehir ilan edilmeli)
Dün Antep’in üzerine Fransız ve Ermeni kefereleri çullanmıştı, bugün Felluce’nin üzerine 72,5 ( o buçuk yahudi tâifesidir ki aslında zulümde ve yıkıcılıkta hepsine bedeldir) kefere tâifesi çullanmış vaziyette.
Dün Antep’ten ancak bir posta güvercini vasıtasıyla haber alınabiliyordu. Bugün ise embedded gazetecilerin sansürlü kameralarından ve denklaşörlerinden yansıyan görüntüler vasıtasıyla bilgi kırıntıları alınabiliyor.
Felluce, Bağdat, Musul, Kerbelâ alev alev yanıyor. Irak’ın dört bir yanından dumanlar ve âhu eninler yükseliyor. Ebu Gureyb cezaevindeki Müslüman hanımların yürek paralayıcı feryatları işitiliyor. Bakınız Fatma isimli bacımız neler diyor:
“... Ey Allah yolunda cihad eden kardeşlerim... Size neler anlatsam! Karınlarımızın domuzların ve maymunların piçleri ile dolu olduğunu mu? Yoksa, onların vücutlarımızı kirlettiğini, yüzlerimize tükürdüklerini ve göğüslerimizdeki Kur’an’ı paramparça ettiklerini mi anlatayım! Allahu Ekber...
“İçinde bulunduğumuz durumu düşünebiliyor musunuz? Hakikaten bize hâlâ neler yapıldığını bilmiyor musunuz? Biz kız kardeşlerinizin ve yarın yüce Allah’ın huzurunda hesaba çekileceksiniz.
“Bu zindanda hiçbir gece geçmiyor ki, bu domuz ve maymunlar sürüsünün azgın şehvetleri vücudumuzu yıpratmasın. Bekaretimizi bozdular... Allah’tan korkun ve bizi bu canilerle birlikte öldürün... Onlarla birlikte duvarları üzerimize yıkın... Allah’ın arşı altında bizden faydalanmalarına ve tecavüz etmelerine imkân tanımayın. Bize yapılanlardan dolayı Allah’tan korkun... Bırakın dışarıda onların tankları ve uçakları ile uğraşmayı... Ebu Gureyb zindanlarında zulme mâruz kalan bizlere yönelin...”
Bu bacımızın yürek paralayıcı, insanın kanını donduran satırları bu minval üzere devam ediyor. Bu mektubun Iraklıların arasında yayılmasının hemen ardından 100 kadar mücâhid Ebu Gureyb Hapishanesi’ne saldırmış, 6 ABD askerini öldürmelerine mukabil, netice alamamışlardır.
Fıkhî kaidedir: “Bir İslam beldesine kâfir saldırdığı ve işgal ettiği zaman, o beldedeki Müslümanlar bu saldırıyı defetmeye muktedir olamadıkları takdirde, onları zulümden kurtarmak ve kâfiri o İslam beldesinden defetmek, bütün Müslümanlara farz-ı ayn” olur.
Dün Antepliler, Anteplilerin tabiriyle “hıssadak boğulmak” istenmişti. Onların durumunu gerçekten diğer beldelerdeki Müslümanlar tam olarak bilemiyordu. Çünkü haberleşme vasıtası bugünkü kadar gelişmemişti. Bugün ise öyle değil. Neler olup bittiğini herkes biliyor.
Dün Antepli Şehit Kâmil’in annesi Hatice hanımın örtüsüne el uzatılır uzatılmaz bütün Antepliler ayağa fırlamış ve “Vurun Antepliler namus günüdür!” parolasıyla keferenin karşısına dikilmişlerdi. Bugün Fatma bacımız gibi nice Müslüman hanımın ırzı, namusu payimâl ediliyor. Şimdi “Vurun Felluceliler namus günüdür! Vurun Iraklılar namus günüdür!” deniliyor. Yarın, bütün Müslümanlar gaflet uykusundan uyanıp da, “Vurun Müslümanlar namus günüdür!” denildiğinde, işte o zaman bilumum zâlimler, kâfirler, zâlimlerin şakşakçıları olan münafıklar kaçacak delik arayacak. İşte o vakit sıçan deliği bile kıymete binecek.
Bir 25 Aralık günü Antep kurtulmuştu. Darısı bütün İslâm beldelerinin başına...