Dizinin final bölümünde ekrana gelen Sharon Stone 'lu sahneler, Polat Alemdar 'ın mahkemedeki savunması kadar ilgi görmedi. Geçen haftaki bölüm ile bu haftaki bölümde yer alan Sharon Stone 'lu sahnelerin toplam süreleri 5 dakikayı geçmedi. İşte Superpoligon Editörünün "Kurtlar Vadisi" analizi...
29 Aralık 2005 16:00 Perşembe
KURTLAR VADİSİ FİNAL BÖLÜMÜYLE TÜM TÜRKİYE'Yİ EKRAN BAŞINA TOPLADI. DİZİDE, TARİHE VE OLAYLARA GÖNDERMELERDE BULUNAN KARELER DİKKAT ÇEKTİ. İŞTE SUPERPOLİGON EDİTÖRÜNÜN KURTLAR VADİSİ ANALİZİ !
SUPERPOLİGON EDİTÖRÜ YAZIYOR.... *Kurtlar Vadisi'nin son bölümü birbirinden çarpıcı repliklerle adeta Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihine göndermelerde bulundu. *Dizinin final bölümünde ekrana gelen Sharon Stone'lu sahneler, Polat'ın mahkemedeki savunması kadar ilgi görmedi. *Geçen haftaki bölüm ile bu haftaki bölümde yer alan Sharon Stone'lu sahnelerin toplam süreleri 5 dakikayı geçmedi. İŞTE EDİTÖRÜN NOT DEFTERİNDEN FİLMDE DİKKAT ÇEKEN KARELER ABD'de çekilen sahneler, haftalar önce ekranlara gelen tanıtım görüntülerinde edindiğimiz izlenim ile tıpa tıp örtüştü. Yani bizi yanıltmadı. Gerçekten kalitesi düşük bir prodüksiyon ile neredeyse final bölümüne yakışmayan görüntüler ortaya çıktı. Sesler amatörce kaydedilmiş, mekan sıradanlaşmıştı. Odadaki başbaşa görüşmede, duvardaki ekranlarda Polat'ın yakınlarının izleniyor olması ve Amon'a tanrı yakıştırması yapılması kesinlikle dizinin ruhunu bozdu. Amon ve Lisa merdivenlerden inerken, konuşmalarından çok ayak sesleri ön plandaydı. Senaryoya gelince, ortada dizinin konseptine ters düşen bir diyalog ve replikler sözkonusuydu. Özetle, Los Angeles'a giden Polat Alemdar ile Dünya Baronu Amon (Andy Garcia) ve eşi Lisa'nın (Sharon Stone) arasında geçen konuşmalar dizinin heyecan veren gizemini baltaladı. Polat, Musa peygamber ile Firavun'un hikayesinden başladı, İbrahim peygamberin ateşe atılışıyla nokta koydu. Az daha sorlasa Polat Alemdar, Amon ve Lisa neredeyse müslüman olacaktı. Yani anlayacağız Sharon Stone ve Andy Garcia'lı sahneler hiçte öyle elle tutulur sahneler değildi ancak dizinin prestiji acısından oldukça önemliydi. Kısacası beklentilerimize yanıt vermedi ABD'deki sahneler... Birbirinden kopuk senaryolar eşliğinde süren dizide kareleri bütünleştirmekte güçlük çektik. ELİF ÖLDÜ, POLAT AĞLATTI... Elif daha dizinin ilk bölümünde karşımıza çıkmıştı. Ali'nin biricik aşkı, sevgilisi, nişanlısıydı. Dizinin finali, Ali'nin (Polat'ın) aşkına yakışır bir şekilde oldu. Hastanede Elif'in alnından öpmesi, duygularını dile getirmesi ve mezarında toprağını öperek atması, diziyi başından beri büyük bir duygu seli içinde izleyenlerin gözlerini yaşarttı. (Kaldımı ki bu zamanda böylesi aşklar) ÇOCUK YETİŞTİRME YURTLARI Son dönemde birbirinden farklı skandallarla adını duyuran "Çocuk Yetiştirme Yurtları"da filmin verdiği mesajlar arasından payını aldı. Memati hayat hikayesini anlatırken, çocuk yaşta birileri tarafından "Çocuk Yuvası"ndan alındığını ve vatana hizmet için yetiştirildiğini söyledi. Polat'ta Aslan bey tarafından benzer bir şekilde alınmış ve yetiştirilmişti. Bu durum karşısında Polat Alemdar, "yetim çocuklara" işaret ederek, onların eğitilmesi durumunda vatana hizmet eden ve milletini candan seven birer birey olacaklarına işaret etti.DEVLETİN "İKİ YÜZÜ" Polat ve adamlarının polise teslim olmalarını yansıtan görüntüler "devletin iki yüzünü gösteren" sahnelerdi. Özellikle de Emniyet Müdürlüğü'nün nezarethanesine girdekleri ilk dakikalarda içeri giren "istihbarat görevlileri" gibi. Polat'a "nutuk atan" istihbarat görevlisinin daha sonra Memati'ye gidip, "Sen bizim aslanımızsın, yazık olmasın sana. Biz seni tanıyor ve seviyoruz. Onlar devlet görevlisiyiz deyip, kendilerini kurtarır. Olan sana olur. Bu alemin senin gibi vatanını seven kişilere ihtiyacı var..." sözleri eminim ki devletin farklı kademelerinde görev yapan istihbarat yöneticilerini kızdırmıştır.TARİHE VE OLAYLARA GÖNDERMELER Mahkemede hakim karşısına çıkan Polat ve adamları, yaptıkları savunma ile "milliyetçi" kesimin büyük ilgisini toplamıştır kesinlikle. Final bölümünün final sahneleri, adeta siyasi mesajlar ve sloganlarla doluydu. Cumhuriyet tarihine ve geçmişte yaşanan bir çok olaya göndermelerde bulunan sahneler izleyicinin dikkatini çekti. Öncelikle, Polat Alemdar'ın "cam kafes" içinde yargılanması görüntüsü. Mahkeme salonunun düzeni ve salondaki "cam kafes" Türk halkının zihinlerinden hiç çıkmayan bir mahkeme salonunu çağrıştırdı. Yani bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın yargılandığı davayı ve İmralı'daki duruşma salonunu. Terörist başı da böyle bir "cam kafes" içinde hakim karşısına çıkmıştı. Senaristler adete "Apo Davası"na göndermede bulunarak, yakın tarihte yer alan görüntülerle izleyiciyi etkilediler. Polat, savunmasında Cumhuriyet tarihindeki darbelere göndermelerde bulunarak, yaptıklarını "askeri darbeler"le kıyasladı. Memati ve Abdülhey'in savunmaları ise birbirinden çarpıcı milliyetçi "slogan" cümlelerle süslenmişti. Mahkemenin dizinin sonunda Polat ve adamlarını bir solukta "beraat" ettirmesi ve filmin son bulması dikkat çekici başka bir nokta oldu. EDİTÖRÜN AKLINA GELENLER Polat'ın mahkemeye çıkmasının hemen ardından aklıma, Van'da görülen ve akşam saatlerinde Rektör Yücel Aşkın'ın tahliyesi ile sonuçlanan dava geldi. YÖK ve CHP Grubunun heyetler halinde izlediği ve hatta rektörlerin uçakla Van'a çıkarma yaptığı hafızamdaki o görüntüler ile Polat'ın yargılanışını izledim. Acaba, Van'daki olaya bir göndermede bulunularak, "Milliyetçi ve ülkücü" kesim Türkiye'nin dört bir yanından ellerinde bayraklarla Polat'ın yargılandığı o mahkemenin önüne gelseydi, sonuç ne olur diye düşünüyordum ki, hakimler herkesin gönlünden geçen kararı verdi. Dizinin final sahneleri adeta türbünlere oynayarak 3 Şubat'ta vizyona girecek "Kurtlar Vadisi Irak" gövde gösterisi yaptı..DİZİNİN PSİKOLOJİK ETKİSİ... Susurluk olayından bugüne kadar, ülkenin dört bir yanında meydana gelen olaylar, Abdullah Çatlı, Alaaddin Çakıcı ve Mahmut Özbey (Yeşil) gibi bir çok isim, gazete manşetlerinde, haber bültenlerinde birbirinden çarpıcı hikayelerle yer aldı. Kimi "devlet için çalışıyorum" dedi, kimi "MİT tarafından kullanıldığını" iddia etti. TBMM Araştırma Komisyanlarındaki raporlara ve mahkeme kayıtlarına giren bu bilgiler, Türkiye Cumhuriyeti'nin yakın tarihini ve özellikle siyasete ilgili olanların dikkatini çekti. Böylesi bir atmosferde ortaya çıkan bu dizi, "devlet-mafya" ilişkilerini sorgulayarak, halkın zinihlerinde birbirinden farklı senaryolar kurmasına neden oldu. "Dizideki karakterler kim?" sorusuna kimileri Abdullah Çatlı ile kimileri Alaaddin Çakıcı ile kimileri ise Yeşil'le yanıt verdi. Gerçekten suç işlemiş, bir takım kişilerin çıkarları için "para karşılığı çalışmış" ve "devlet görevlisi" adı altında terör estirmiş kişiler ile bugüne kadar devlete hizmette bulunmuş ve hala bulunmakta olan binlerce istihbarat görevlisi birbirine karıştırılmıştı. Filmin etkilediği, eğitim düzeyi düşük kitleler ile genlerinde "destan sever" ruhu taşıyan halk, dizinin senoryosu çerçevesinde aklınca senaryolar üretmeye başlamıştır. Sokakta, bakkalda, markette, otobüste, minibüste konuşulanlara kulak verdiğinizde bu senaryoları işetmemek ve gülmemek elde değil. Dizi eminiz ki bir çok yürekte vatan sevgisini ve millet aşkını gün yüzüne çıkardı. Ancak bir o kadar da "silah"a olan özentiyi ve bu sevgi karşısında silahlanıp, "kötü" diye damgalayabileceklerinle mücadele etmeyi (istemese de) teşvik etti. Televizyonun insanlar üzerinde yarattığı psikoloji ve özellikle çocuklar üzerinde yarattığı baskı inkar edilemez. Ekranlardaki karakterlere özenen ruh sağlığı bozulmuş bir çok insan artık karşımıza gazetelerin 3. sayfalarında çıkıyor. Herşeyi bir kenara bırakıp, Superpoligon editörü olarak, şahsım adına dizinin yapımında ve yönetiminde emeği geçenleri bir kez daha kutluyor ve "Kurtlar Vadisi -Irak" filmini sabırsızlıkla bekledikğimizi bilmelerini istiyoruz. SUPERPOLİGON EDİTÖRÜ