Bence sevenleri, Ertuğrul Özkök’ü bir an önce Türkiye’ye getirtmeli. Yayın yönetmeni kalma konusunda bir dünya rekoru denemesine sahip olan arkadaşımız, gerginliğe ve baskıya alışmış vücudunu, tamamen dinlenmeye bıraktığından şoka girmiş olmalı ki; son derece hızla delirmeye başladı.

23 Aralık 2007 12:27 Pazar
TATİLDEKİ ERTUĞRUL ÖZKÖK'Ü YAKIN TAKİBE ALAN SERDAR TURGUT'TAN GÜNÜN ANALİZİ: "BASKIYA ALIŞMIŞ VÜCUDUNU TAMAMEN DİNLENMEYE BIRAKTIĞINDAN ŞOKA GİRMİŞ OLMALI Kİ, SON DERECE HIZLA DELİRMEYE BAŞLADI"

Ölmek konusunda Özkök’ü geçtim

 

 

Bence sevenleri, Ertuğrul Özkök’ü bir an önce Türkiye’ye getirtmeli

Yayın yönetmeni kalma konusunda bir dünya rekoru denemesine sahip olan arkadaşımız, gerginliğe ve baskıya alışmış vücudunu, tamamen dinlenmeye bıraktığından şoka girmiş olmalı ki; son derece hızla delirmeye başladı.

Delirme anlarını gün be gün yazdığı için bu süreç neredeyse gözlerimizin önünde gerçekleşiyor. Patronlar, hükümetler, yazı işleri arasına sıkışmış ve buna alışmış beyni fazlasıyla dinlenmekten iflas etme eşiğinde

Bulunduğu yer de fazla sevimli gelmedi bana. Bir kere Akdenizli ruhuna öyle beyaz, kumlu plajlar hitap etmez. O tür yerler Amerikan turistlerine güzel gelir. Akdenizli ruhu, masmavi denizin kayaya çarpışını özler. Denizde yürüyerek derine varmaktan hoşlanmaz. İlk girdiğinde denizin derin olması gerekir.

Diyeceksiniz ki; herkesin keyfi kendisine, zevkler tartışılmaz. Tamam, ben de tartışmayacaktım ancak Özkök dün yazdığı yazıda ölümden bahsediyordu. Haddinden fazla dinginlikten delirmesinin son aşamasına gelmeye başladığının deliliydi bu.

Yazısında ön plana çıkan ölüm çeşitleri; hindistancevizinin başa düşmesiyle gelen ölüm ile araba kazasıyla ölümdü. O tabii ki hindistancevizli ölümü tercih ediyordu. (İlla ‘Beyaz Türk’ damgasını vuracak her olaya, ölüme bile. Araba kazasına yoğunlaşsaydı Lamborghini marka arabanın altında kalmak isterdi mutlaka)

Vallahi o ölüm üzerine yeni yeni düşünmeye başlasın da ben çoktan nasıl öleceğimi seçtim bile. Bu süreçte hayli yol da aldım. Anlayacağınız ölüm tercihi ve gidişatı konusunda Özkök’ü hayli geride bırakmış durumdayım. Üstelik benim metodum hindistancevizi düşmesinden bile daha orijinal.

Ben bir süredir DIGITURK’te yayında olan ‘Evlilik’ kanalını izliyorum. Konusu sadece evlilik olan bir kanal bu. Evlenmeye karar veren insanların nikâh gününe kadar neler yaptıkları anlatılıyor ve o macera, nikâh kılındığı an sona eriyor. Sonra da hemen başkası başlıyor. Böylece haftada 7 gün 24 saat devam ediyor.

İnsan tabiatına aykırı ve bence kanun dışı olarak ilan edilmesi gereken bir olay hakkında nasıl koskoca televizyon kanalı yaratıldı bilemiyorum ama bildiğim şu: Bunu sürekli seyretmek insanı öldürebilir hem de acı vererek öldürür...

Evlenmeye karar veren kızlar arasında çok nadir güzeller de çıkıyor. Onlar gelinlik provasına gittiklerinde kanal aniden heyecanlı hale geliyor. Çünkü bir anda çırılçıplak kalıyorlar. Neyse ki damatların smokin provası olayına pek girmediler. Bunu da gösterseler, eminim hayli müşterisi olurdu.

Genelde kızlar ‘keşke çıplak görmeseydik’ dedirtecek ölçüde çirkin. Damat adaylarını tarif etmeye bile yeltenmeyeceğim. İnsan evliliğe hazırlanan bir adamı bu kadar neşeli görünce hayli üzülüyor. Bekarlığa veda partileri de kızışmış şebeklerin oynaşmasına benziyor.

Şu da var; kanun dışı olması gereken evlilik kurumu asıl nikâh kıyıldıktan sonra enteresanlaşmaya başlamaz mı?.. Eğer çeşitli evliliklerden bölümler gösterselerdi kanal, National Geographic’in ‘vahşi alem’ dizilerinden daha heyecan verici olabilirdi.

Örneğin; benim evliliğim hakkında dokümanter yapsalardı, DIGITURK’te komedi kanalına bile gerek kalmayabilirdi. Halimi izleyerek gülebilirdiniz. İsteyen de hüngür hüngür ağlardı.

Bu kanalı sürekli izlemek insan beynini tamamen paralize edebiliyor ve arada bir komaya girip girip çıkıyorsunuz.

Ben büyük ümitle girdiğim komadan bir daha çıkmayacağım anı bekliyorum ama maalesef hep geri geliyor ve bir evlilik hazırlığına daha şahit oluyorum.

Anlayamadığım şu; kadınlar evliliğe hazırlanırken acaba neden heyecanlanıyorlar ki?.. Ben kanalda gelinliği hazır diye katliama hazırlanan kadınlar bile gördüm. Hepsi de sinirlerini damat adayından çıkarıyorlardı.

Düşünsenize; bu insanlar çiftleşecek ve dünyaya sevimsiz çocuklar getirecekler. Hep birlikte şişmanlayacaklar.

İntiharım yaklaşıyor galiba. Umarım Ertuğrul Özkök’ün başına hindistancevizi bir an önce düşer çünkü galiba ben yarışı kazanmak üzereyim.