ertuğrul özkök
Vakit Gazetesi, Ertuğrul Özkök'ün 'kaçak yalı'sının yanı sıra yalının önünde yer alan iskelenin de kaçak olduğunu öne sürerek, denizi de işgal ettiğini iddia etti. İşte Vakit'in Özkök "bombası"...
Ertuğrul Özkök'ün eşi Tansu hanım; yalı olayının Hürriyet'in kurumsal kimliği ile hiçbir ilgisi olmadığı, kendisi de Hürriyet'te çalışmadığı halde, Hürriyet logolu dilekçelerle belediye başkanına yazılar yazıp, "torpil" istemiş.
Operasyonun amacı da Tayyip Erdoğan’ı, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmakmış... Aydın Doğan ve Hürriyet’in amacı, Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı yaparak Abdullah Gül’ü Başbakanlığa getirmekmiş. Çünkü bu sayede, Erdoğan’ı pasifize etmeyi planlıyormuşuz.
Vakit Gazetesi, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün, Muğla Akbük’te 1. Derece Doğal Sit Alanı’ndaki denize sıfır yalısının kaçak olduğunu iddia etti.
Hemen üzerine atlamayın. Köpekleşmiyorum, sadece "watchdog" oluyorum. Kelimesi kelimesine çevirirseniz, "gözlem köpeği" oluyorum. Bir nevi "tarassut" elemanı.
Önce, "Öğretim üyesi küpe takar mı?" deyip, içimden gelen dalgayı savıyorum. Sonra "Hürriyet’in Ankara temsilciliği" geliyor. Onun arkasından genel yayın yönetmenliği.
Pazar ayini tamamlanmış, cemaat kiliseden ayrılıyor. Kilisenin pastörü kapıda durmuş, ayrılan cemaatin elini sıkıyor. Sağdaki kapıdan girip içeriye göz atarken, çok ilginç bir şey dikkatimi çekti.
Burası KGB’nin telefon dinleme odası. Telefonlardan birini alıp kulağıma geçirdim. Ama dinleyen olarak ilk defa kulaklığı taktım ve o duygunun ne olduğunu anlamaya çalıştım.
Belli ki, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, yanlışlıkla telefonunun "Yes" yazan tuşuna basmış ve Vakit Gazetesi muhabirinin eline düşmüş.
Dünya Gazete Yayıncıları Birliği Başkanı Gavin O’Reilly’nin yaptığı konuşmayı düşünüyorum. Birbirinden farklı iki fıkra ile başlıyor konuşmasına. Önce telekomünikasyon alanında İsveç, Norveç ve Danimarka arasındaki güzel rekabeti anlatan fıkra.
Olaylar ve Gerçekler' programında Ertuğrul Özkök'e ilginç bir teklif geldi.
Girişteki öfkeli ifadelerime bakıp sanmayın ki bu karara çok sevindim. Hayır hiç sevinmedim. O manşeti atarken ne kadar kaygılı idiysem, bugün de o kadar kaygılıyım.
Biri AKP’nin kapatılması... Öteki ise "Ergenekon" diye bilinen dava. Biri, iktidardaki partinin, Cumhuriyet’in temel ilkelerini değiştirmeyi amaçladığını iddia ediyor. Öteki ise, illegal bir çeteleşmenin, oyla işbaşına gelmiş siyasi partiyi devirme planla
Yanımda, AKP’nin önde gelen isimlerinden biri var. Onunla sohbet ederken, yan masada oturan genç bir adam yerinden kalkıp yanımıza geliyor ve "Ertuğrul Bey, size bir şey sormak istiyorum" diyor. "Bir şeyi merak ediyorum. Acaba Türkiye’de en çok hangi enst
Başbakan ve arkadaşlarına bir başka hatırlatma daha yapmak isterim. Bu ülkede, sırf Erdoğan Parlamento’ya girebilsin diye, "kişiye özel" düzenlemeler yapıldı ve kimse buna sesini çıkarmadı.