taha kıvanç
Ankara Tenis Kulübü'nde daha sonra CHP lideri Deniz Baykal'la randevusu olan Turan Çömez'le buluşacakmış Anayasa Mahkemesi Başkanvekili; bu tamam. Yanıbaşlarındaki masada da üç gazeteci oturuyormuş...
Fatih Çekirge'ye şifa diliyorum. Gazetelerden öğrendiğime göre tenis oynarken başına gelmiş bir sıkıntı yüzünden ameliyat olması gerekmiş. Ankara'daki MESA Hastanesi'nde yattığı anlaşılıyor. Hasta yatağında yatarken ezanın yüksek sesle okunmasından...
Geçenlerde uydudan alınabilen televizyon kanalları arasında dolaşırken 'MBC' logosuyla yayın yapan Arap televizyonuna takıldı gözüm. Dizi izleyicisi değilim ama, yine de göz sık görünen yüzlere âşinalık peyda ediyor.
Beni Genelkurmay Başkanlığı nezdinde 'akreditasyonu olmayan gazeteci' statüsüne neden indirgediklerini sonunda anladım. O kapıdan girebilenler arasında ben de bulunsaydım, hiç tereddütsüz, o günlerde olan-bitenleri burada çoktan okumuş olurdunuz.
Kimseye gazetecilik dersi vermelerine, ya da bildiklerini 'dedikodu' gibi hafifmeşrep sözcükler arkasına gizlemelerine ihtiyaç yok; ne biliyorlarsa hiç değilse şimdi ortaya dökmek gazetecilik görevi onlar için...
Doğan Grubu'nun amiral gemisi kardeşlerinden geride kalmanın huzursuzluğu içerisinde. Dün Milliyet Ergenekon savcılarının hazırladığı 2500 sayfayı bulan iddianameden en geniş sızma haberi veren gazeteydi.
Günümüzün en etkili “partizan medya organı” Hürriyet gazetesi... Gazetenin sahibi Aydın Doğan CHP'li bir aileden geliyor. Hangi işe ticari açıdan el atmaya kalksa, ilk yaptığı iş Aydın Bey'in, İş Bankası'nın kapısını çalmak oluyor.
Mehmet Yakup Yılmaz ve Ahmet Hakan da varsa yanlarında, hele Aydın Bey'in uçağıyla ve onun liderliğinde gidilmişse, Rodos'ta kararlaştırılan programın bir durağı daha geride kalmış demektir...
Emin Çölaşan'ın Hürriyet'ten kovulduğu günlerde "Gideyim mi, gitmeyeyim mi?" tereddüdü yaşamıştı Bekir Coşkun; o meslektaşa göre istifayı şimdi daha ciddi düşünmesi gerekiyor...
O günlerde CHP ile MHP'yi aynı hükümette birleştirecek 'kızıl elma koalisyonu' rüyası görüyordu İlhan Bey. MHP'ye gülücükler dağıtırken, CHP'yi “Ne yani, böyle bir koalisyon olamaz mı?” diye ayıplıyordu. O çabası, sonunda, “Ben işkencecilerimi affettim” n
Uğur Mumcu'yu kim(ler) öldürdü? Ya Bahriye Üçok'u? Ahmet Taner Kışlalı ile Necip Hablemitoğlu'nun katilleri kim? Danıştay'a saldırıp yargıç öldüren avukat bunu 'türban' aşkına mı yaptı, yoksa türban gerginliğine biraz daha gerginlik katmak için mi?
Evet, pop sosyologumuzun konuları anlamakta zorlanacağını düşündüğü okurları için olayları çarpıcı biçimde sunmak gibi bir alışkanlığı olduğunu biliyorum. Daha dün, “Ben attım” iftiharıyla söz ettiği “Yeni Türkiye'nin sünnet düğünü” manşetini neden seçtiğ
'Pop sosyolog' dediğimde kendisini küçümsediğini sananlara bir defa daha hatırlatıyorum: Adama gün geçtikçe daha da büyüyen bir hayranlık duyuyorum...
Hürriyet yazarı Soner Yalçın'ın "Ve James Bond İstanbul’da" başlığıyla kaleme aldığı yazıdaki bilgilerin 4 yıl önce yine aynı gazetede bir isim tarafından yazıldığı, hatta Fehmi Koru'nun yazısından "arakladığı" ortaya çıktı.
İki kitap ismi veriyor: Brendan O'Malley ve Ian Kreig'in 'The Cyprus Conspiracy' ile Makarios Druşotis'in 'Karanlık Yön EOKA' adlı kitapları... Böylece hayatının yanlışını yapıyor... Kitaplar benim özel ilgi alanıma giriyor çünkü...