Taraf Gazetesi’nde yayınlanan belge ister gerçek ister sahte olsun, her iki olasılıkta da Türk demokrasisi ve hukuk devleti anlayışı açısından vahim özellikler ve anlamlar taşıdığı açık.
TSK'nın "AK Parti ve Gülen'i bitirme planı"na ilişkin açıklaması tatmin edici mi?
Gerçek olması durumunda, seçilmiş bir hükümete karşı askeri çevrelerden emir komuta zinciri içinde veya dışında bir komplo girişimi olduğu ortaya çıkacak.
Bunun demokrasi ile bağdaşmadığı ortada. Diğer taraftan, belgenin sahte olması durumunda da TSK’yı zor durumda bırakmaya yönelik veya TSK ile hükümeti karşı karşıya getirmeyi amaçlayan bir komplonun varlığı gündeme gelecek. Her ikisi de birbirinden vahim...
İşte bu yüzden gözler Genelkurmay Başkanlığı’nın belgeye ilişkin ne söyleyeceğine çevrilmişti. Dün önce askeri savcılık, ardından da Genelkurmay Başkanlığı açıklama yaptı. Peki açıklamalar soru işaretlerini giderdi mi? İşte farklı görüşler...
GÜLİN YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com
Mustafa Karaalioğlu Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Belge TSK’ya ait olmasa, baştan yalanlarlardı
“Tatmin edici bulmadım, özellikle ikinci açıklamadan sonra çelişkiler çoğaldı. İkinci açıklama, askeri savcılığın açıklamasını etkisizleştirdi hatta yer yer yalanlamakta. Org. Başbuğ’un basın toplantısında daha önce de ifade ettiği “Türk Silahlı Kuvvetleri demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayan davranış ve düşüncelere sahip bulunan personelini bünyesinde barındıramaz” sözleri kamuoyuna verilmiş bir taahhüt olarak kabul edilebilir. Eğer bu belge TSK’ya ait olmasaydı, ilk gün daha keskin yalanlarlardı. Baştan yalanlamadıklarına göre izah edemedikleri bazı noktalar olmalı. Sivil savcıların derhal soruşturma açması lazım.
Yasemin Çongar Taraf Gazetesi Gen. Yay. Yön. Yrd.
Ellerinde belge bile olmadan nasıl kesin sonuca varıyorlar?
"Yayın yasağını kabul etmiyoruz. TSK'nın açıklamasını tatmin edici bulmuyorum. Bu belgenin gerçek olduğuna ilişkin çok güçlü bir kanaatimiz olmadan zaten yayınlamazdık. Şunu duymayı arzu ederdim; "Olamaz, TSK içinde böyle bir şey mümkün değil". Bu refleks çıkmadı. Soruşturma başlatacağız dediler. Bu da takdir edilecek bir durum. Sorumlular bulunmalı. İki gün içinde soruşturma tamamlanmış olamaz. Daha ellerinde bu belge bile yok. Kesin bir sonuca nasıl varıyorlar hemen bu ister istemez soru işareti uyandırıyor. Ayrıca bu belge devletin güvenlik birimlerinin ele geçirdiği bir belgedir, örneği vardır, kendileri kolayca ulaşabilirler. Faks yoluyla bize belgenin ulaştırılması için talep geldi. İletme mecburiyetimiz yok ama işlerini kolaylaştıracaksa elbette ki bu belgenin bir kopyasını kendilerine gönderebiliriz. Başbuğ'un demokrasi karşıtı girişimin TSK'da barınmasına izin verilmeyeceğine yönelik açıklaması sevindirici. Başka bir ülkede olsa abes karşılanır ama bizim ülkemizde değerlidir. Açıklaması samimiyse, bu belge kimler tarafından hazırlandıysa üstüne gidilmesi lazım. Devletin bütün birimleriyle bu iddianın üzerine gitmeli, ben bunu bir temizlik çalışması olarak nitelendiriyorum. Demokrasi içinde bu tarz kişilerin devlet içinde olmaması gerekiyor. Şipşak açıklamalarla belgeyi yalanlamaya çalışmak yerine soruşturma yapılması daha sağlıklı olacak. Bu tür çalışmaları TSK içinde olsun veya başka birimlerde olsun elimizde bilgi veya belge olsun yayınlamaya devam edeceğiz.
ÜMİT KARDAŞ Emekli Hakim Albay
Bu tür suçlarda asker sivil mahkemede yargılanmalı
Bu plan çok önemli ve cezası ağırlaştırılmış müebbet olan suçlar içeriyor. Soruşturulması lazım. Nasıl yapılacak? Siyasi suç ama askeri yargı bakacak. Sorunun temelinde çift başlı yargı yatıyor. Askeri yargının görev alanı çok geniş. 61 Anayasasından beridir böyle. Asker TCK'daki herhangi bir suçu askeri mahalde işlediğinde askeri yargıya tabi oluyor. Bu da 'tabii hakim' ilkesine aykırı. Asker kişiye, kuruma ilişkin bir iddia olduğunda kendinize tabi, sicil verdiğiniz, tarafsız ve bağımsız olmayan bir merciye kararı bırakıyorsunuz. Bunun güvenilirlik uyandırması mümkün mü? Bu tür suçlarda asker kişilerin de sivil yargıda yargılanması lazım. Askeri yargı sadece askeri suçlar açısından yetkili kılınmalı.
TSK'nın açıklaması baştan sonuç beklentisini ortadan kaldırıyor. Askeri savcılık 'kanaate vardığını' açıklıyor, Genelkurmay Başkanı da bunu teyid ediyor. Bu benim karargahımda hazırlanmadı demiş oluyor. İşin başında böyle bir kanaat konulması yanlış.
İHSAN ARSLAN Ak Parti Diyarbakır milletvekili
ORDUMUZUN TEPKİSİ BU KADAR SAKİN OLMAMALI
Cevabın, tepkinin bu kadar gecikmiş olması ve basına sansür uygulanması ister istemez vatandaşın endişesine neden olmaktadır. Bana göre
bu haklı bir endişedir. Açıklamalarına baktığımızda 'kanaate varılmış olması' yetmez, kanıta ulaşılamadı denilse daha doğru olurmuş. Ordumuzun kendi içindeki anti-demokratik girişimlere tepkisi bu kadar sakin olmamalı. Ordunun bundan endişe duyan aydınlara tepkisini de doğru bulmuyorum. Kamuoyunun endişesi ordunun itibarıyla da ilgilidir. Ordu adına da gösterilen haklı bir hassasiyettir.
Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila:
TSK yıpratılmaya çalışılıyor
Çok büyük bir baskı vardı kamuoyuna açıklama yapılsın diye. Hemen savcılık elde ettiği bulguları değerlendirip açıklamasını yaptı.
Genelkurmay kabul etmediğine göre belgenin gerçek bir belge olup olmadığı tartışılır hale geliyor. Bunun gerçek olup olmadığı da soruşturmayla ortaya çıkacak.
Gazetenin belgenin doğru olup olmadığını kontrol etmesi gerekirdi. Taraf Gazetesi bu tür belgeleri yayınladı. Bu belgeleri yayınlamadan önce birkaç kaynaktan doğrulatmak gerekmektedir. Bu gazetenin kendi sorumluluğudur.
Yayın yasağı konusuna mana yüklemeye de gerek yok. Soruşturmanın selameti açısından alınan bir önlem olduğunu düşünüyorum.
Bu tür olaylarda TSK yıpratılmaya çalışıldığı gerçeğini unutmamak azım. Bu tür belgeler çok fazla oluşmaya başladı. TSK'ya yönelik yürütülen kampanyaları dikkatli izlemek gerekir.
Kemal Kılıçdaroğlu CHP İstanbul Milletvekili
Belge doğruysa da sahteyse de Başbakan harekete geçmeli
Belge sahteyse de doğruysa da Sayın Başbakan'ın, bunun gereğini yapmak üzere harekete geçmesi gerekiyor. Bu süreçte, bu yasak kaldırılacak, insanlar özgürce tartışacaklar. Bu süreç açılmalı. Belgenin sahte olup olmadığı, sağlıklı tartışma sürecinde ortaya çıkabilir. Bu yasağın ivedilikle kalkması gerekir.
Cüneyt Ülsever Hürriyet Gazetesi Yazarı:
Belge sahteyse Emniyet'i aldatan bir kurum var demektir
Askeri savcılık sadece bu belgenin Genelkurmay'la ilgisinin olmadığı kanaatini ediniyor. Bu yanlış da çıkabilir doğru da çıkabilir. Genelkurmay ise
savcılık bu işi karara bağlasın, belgeyi kriminal ortamda labaratuvar ortamında
incelesin, doğru çıkarsa kim olursa olsun gerekli cezayı alır diyor. Belge sahteyse yine Genelkurmay diyor ki, bunu sonuna kadar takip edeceğim ve gereğini yapacağım. Genelkurmay savcının "kanaatiyle" yetinmiyor. Belgenin incelenmesini ve kriminal bir sonuç alınmasını istiyor. Aslında olay iki durumda da vahim. Eğer belge doğruysa TSK içerisinde darbe yapmak isteyen grupların olduğunu ortaya koyuyor. Sahteyse, TSK'ya komplo kurulduğu ortaya çıkıyor. O zaman bu komployu kuran Emniyet izlenimi belirir. Bunu bulan Emniyet, eğer belge yalansa Emniyet’i de aldatan başka bir kurum var demektir. Bu belgeyi emniyetin de kriminal ortamda
inceletmesi lazım.
Onur Öymen CHP Genel Başkan Yardımcısı:
Ne olduğunu bilmeden belge doğruymuş gibi konuşuluyor
Yapılan açıklamalara göre böyle bir belgenin Genelkurmay içerisinde hazırlanmadığı anlaşılıyor. Genelkurmay Başkanlığı bu belgenin sağlıklı olup olmadığının araştırılmasını istiyor. Başbakan'ın belgenin ne olduğunu bilmeden Genelkurmay'ın görüşünü almadan dava açacağız demesi
çok dikkat çekicidir. Basına servis edilen her belgenin doğruluğu konusunda hemen karar vermemek lazım. Bu gibi konularda sahte belgelerde çıkıyor. Yazarlarımız hemen belge doğruymuş gibi izlenimde bulunup yorum yapıyorlar. Resmi tahkikatın sonucunu bekleyeceğiz ve sonra ona göre konuşacağız