Metni Büyüt Metni Küçült
10 Eylül 2009

Samanyolu Haber yeni yayın dönemine nasıl giriyor?

Ergenekon haberleriyle adından söz ettiren Samanyolu Haber, yeni döneme iddialı projelerle giriyor. Genel Yayın Yönetmeni Metin Yıkar, haber maratonunun satır başlarını anlattı.
Samanyolu Haber yeni yayın dönemine nasıl giriyor? 2007 Ocak’ından bu yana yayın hayatına devam eden Samanyolu Haber TV’nin çiçeği burnunda bir genel yayın yönetmeni var. Ekonomi muhabiri olarak başladığı televizyon haberciliğine, uzun yıllar haber koordinatörü olarak devam eden Metin Yıkar, artık Samanyolu Haber TV’nin genel yayın yönetmeni.

Biz de kendisiyle iki buçuk yıldır yayın hayatının içerisinde yer alan Samanyolu Haber TV’nin dünü, bugünü ve yarını üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Yıkar, haberciliğin bir hayat tarzı hâline gelmesi gerektiğini düşünüyor.

Türkiye’nin Ergenekon davası nedeniyle geçtiği bu darboğazda bir haber kanalı yönetmenin oldukça zor olduğunu ve saçlarına ak düşürdüğünü dile getiriyor.

Bir yandan hızlı haber üretirken bir yandan da doğru bilgiye ulaşma çabası güden Metin Yıkar ve ekibi, haber kanallarının sayılarının giderek arttığı şu dönemde farklı ve faydalı haberler yapma peşinde. Yıkar, misyonlarını, zararlı ve yıkıcı değil, faydalı, insanları birleştirici ve buluşturucu olmak, haberleri verirken kışkırtıcı ve provokatif olmamak, ama bunlara karşı da duyarlı olmak olarak özetliyor.

-Samanyolu Haber TV, kurulduğu günden bu yana nasıl bir süreçten geçti?

Samanyolu Yayın Grubu, Türkiye’de dört kanal (Samanyolu TV, Samanyolu Haber TV, Mehtap TV ve Yumurcak TV), yurt dışında da Azerbaycan’da Hazar TV, Amerika’da Ebru TV, Samanyolu Amerika ve Samanyolu Avrupa yayını olmak üzere toplam sekiz kanal ve üç radyoyla yayın hayatına devam ediyor. Elbette ki Samanyolu Yayın Grubu’nun 1993’ten bu yana gelen çok ciddi bir birikimi var. Samanyolu Haber TV de Samanyolu TV’nin bu birikimini aldı ve bir haber kanalına taşıdı. Samanyolu Grubu’nun ismini taşımış olması dolayısıyla ona duyulan güvenden de güç alıyor. Bu da ilk andan itibaren çok hızlı bir tanınma sürecine girmemizi sağladı. Gerek saat başı haber bültenleri, gerek yorum programları, gerekse toplumun çok geniş kesimlerini ilgilendiren çalışmalarıyla Samanyolu Haber TV ilk andaki heyecanını şu anda artırarak devam ettiriyor.

-Haber programlarınızın yanında kültür programları yapmayı da düşünüyor musunuz?

Biraz daha entelektüel seviyesi yüksek bir kitap programı yapmak planlarımız arasında ama aslında mümkün olduğu kadar haberin dışına çıkmamaya çalışıyoruz. 24 saatlik yayınımızın ana çatısını haber, spor, ekonomi olarak oluşturuyoruz. Arkasından Türkiye’nin ve toplumun yakından ilgilendiği bazı konuların üzerine nokta çalışmalar yapıyoruz. Onun dışında kültürel etkinlikli yayınlara pek girmek istemiyoruz. Kitap programına girerken bile çekincelerimiz var, konseptimize uyar mı diye. İnsanlar haberler hakkında 24 saat boyunca ucundan kıyısından bilgi sahibi olsunlar ve biz gelişmeleri en sıcak hâliyle ekranlara yansıtalım istiyoruz. Onun dışında yayın grubumuz içerisindeki Mehtap TV zaten kültür yayınları yapıyor. Bizim çizdiğimiz çerçeve haber ve mümkün olduğunca bunun dışına çıkmak istemiyoruz. Ama bizim de amacımız diğer kanallarda olduğu gibi daha çok insana ulaşmak. Haberin sakin olduğu dönemlerde insanları ekranda tutabilecek program yapma işi bizi çeken konulardan biri.

-Farklı programlara vakit ayrılamamasının nedeni, içinde bulunduğumuz sıcak gündem mi?

Şu anda biliyorsunuz bir taraftan Ergenekon davası devam ediyor. Öbür taraftan aralıksız Kürt açılımı meselesi konuşuluyor. İnsanların kafasında oluşan dumanlı havaya bir netlik kazandırılması gerekiyor. Öncelikle haberlerde olup bitenleri aktarıyorsunuz, arkasından yorumların yapıldığı bölümlerde bu konuları biraz daha derinlemesine açarak insanları bilgilendiriyorsunuz. Türkiye, gündemlerin çok hızlı yaşandığı bir ülke. Bir gün sabahtan öğlene kadar Türkiye’de olan olaylar, bir Avrupa ülkesinde bir yılda olmuyordur. Sabah haber toplantısında manşeti belirliyoruz, öğleden sonra toplandığımız zaman sabahki konu gölgede kalıyor. Bu hengamenin arasında 24 saat yayıncılık yapıyorsunuz ve farklı mecralara da girmeniz gerekiyor. Ama bütün bu gündem yoğunluğunda çok da fırsat olmuyor. Sabah 06.15’te Merhaba Yenigün programımız başlıyor. Prime time’a kadar sürekli haber yayınlamayı düşünüyoruz. Zaten 18.20’de ana haber bültenini yayınlıyoruz. O bittikten sonra gün boyu yaşanan olaylardan yorumlar yapabileceğimiz bölümler oluşturuyoruz. 23.00’te de ‘Son Durum’ programımızda gün içindeki olayları derleyip ertesi güne bir projeksiyon tutuyoruz. Ancak hafta sonları gündem biraz sakinleşince otomobil, teknoloji, marka programları yayınlamayı düşünüyoruz.

-Bu kadar hızlı değişen gündemde haber kanallarının önemi ister istemez artıyor. Türkiye’deki haber kanallarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Haber kanalları artık Türkiye için vazgeçilmez hale gelmiştir. Türkiye, haberin çok yakından takip edildiği bir ülke. Eskiden belki bu kadar duyarlı değildi insanlar. Türkiye normal olmayan, çok zor ve ilginç bir darboğazdan geçiyor. İnsanlar gün içinde sadece kadın programları değil, haber de görmek istiyor ve bunun için de kendilerine özenli ve güvenilir kaynaklar arıyorlar. Bu anlamda haber televizyonculuğu belki de en parlak yıllarını yaşıyor. O yüzden belki de farklı farklı gruplar haber kanalı kurmak için harekete geçiyorlar. Burada sizi farklı kılan hem daha çok seyredilmeniz, hem de aynı zamanda güvenilir ve dünya çapında işler yapabiliyor olmanızdır. Şu anda Türkiye’de dünya haberciliği o kadar da popüler değil. Samanyolu Haber TV’nin hedeflerinden biri de dünya haberciliğini Türkiye’ye taşıyabilmek. Dünyanın değişik yerlerinde Türk okulları ve buralarda yetişen insanlar var. Ve bunların içerisinden mutlaka haberciler de yetişecektir. Eğer Moskova’da, Nairobi’de, Kenya’da, Avrupa’nın herhangi bir noktasında olmuş bir olayı bize oranın yerel insanları, anında, sıcak ve Türkçe olarak anlatabilirlerse o zaman haber televizyonculuğu başka bir boyuta ulaşacak demektir ki bu aslında çok da zor değil.

-Peki, bu dünya haberciliği hâlâ neden sağlanamadı?

Çünkü şimdi önemli olan, Türkiye’nin gündemindeki olayları çok hızlı bir şekilde anlatabilmek ve arka planlarını verebilmek. Samanyolu Haber TV olarak bu anlamda da hassas olmaya çalışıyoruz. Ergenekon iddianameleri ile birlikte pek çok şey göründüğü gibi olmadığı ortaya çıktı. Danıştay saldırısı bunun en önemli örneği. Danıştay’a saldırı oldu. Ve maalesef bazı haber kanalları olayı hemen birileri üzerine yıkmaya çalıştılar ve saldırıyı gerçekleştiren kişinin belli amaçlarla bu işi yaptığını, hatta tekbir getirerek dışarı çıktığını söylediler. Ama bugün iddianamelerde ortaya çıkıyor ki işin aslı hiç öyle değilmiş. Dolayısıyla sıcak olayların arkasını iyice araştırıp, aktarmak zorundayız. Artık provokasyonlar ülkesi olmamalı Türkiye. Bir patlama olduğu, bir insan öldürüldüğü zaman bunun hangi amaçla ve neden yapıldığına dair mutlaka hızlı bir şekilde beyin fırtınası oluşturulmalı, geçmiş bilgiler bir araya getirilmeli ve editoryal bir çalışma yapılıp onun üzerinde bazı şüpheler olduğu ortaya konmalıdır.

-Samanyolu Haber TV’nin kemik bir izleyici kitlesi oluştu mu? Özellikle Ergenekon gibi sıcak gündemlerin varlığı reytinginizi artırdı mı?

Samanyolu Haber TV artık Türkiye’nin her yerinde tanınan bir TV kanalı. Sadece uydudan yayın yapıyoruz. Fakat Türkiye’de uydu yayıncılığı hızla gelişiyor ve dolayısıyla artık genel kabul görmüş haber kanallarından bir tanesiyiz. Ergenekon süreciyle haber duyarlılığında bir artış oldu aslını sorarsanız. Çünkü Ergenekon meselesiyle Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunlar artık resmedilmeye başladı. Halk arasında konuşuluyordu "bir şeyler oluyor" diye, bir derin devlettir gidiyordu. Özellikle dava süreci ve iddianameler somut örnekleri insanların karşısına koymaya başlayınca ilgi artmaya başladı. Samanyolu Haber TV olarak bu hayati gündeme hak ettiği değeri vermeye çalışıyoruz. Vatan sevgimiz ve hassasiyetlerimiz bazen bizi bunaltıyor. Sinir uçlarımızın sürekli uyarılmış hâlde bulunuyor olması bizi çok yoruyor aslında. En ufak bir olay da bile bunun arkasında ne var, bir şey mi yapmak istiyorlar endişesine kapılıyoruz. Bu da haberi yönetenleri çok yıpratıyor. Öbür taraftan habercilik sorumluluk demek. Sorumluluk da omzunuza bir yük koyuyor. Dolayısıyla bu Ergenekon sürecinde hassas, iyi ve detaylı haberler üretmek gerekiyor. Bunun sonucunda da gördük ki haber bültenimizde iki buçuk sene içerisinde izlenirliğimiz yüzde 90’lara varan oranda arttı. Bu Samanyolu TV’ye güvenme, arkadaşlarımızın gayretleri ve televizyonculuğu kurallarına göre yapmayla ilgili bir şey. Televizyon seyretmek çok kolay bir iş. Bir düğmeye bastığınızda karşınıza gelebiliyor. Fakat o düğmeye bastıklarında siz insanları ilgilendiren mevzuyu veriyor musunuz, motivasyonunuz iyi mi bu önemli.

-Genelde en çok kimler tarafından seyrediliyorsunuz?

Erkekler. 20 yaş ve üstü insanlar bizi daha çok seyrediyor. Mesela normal sıralamada 15. isek onlarda 3. oluyoruz. Çok gözle görülür bir artış var.

-Bir haber on farklı sunumla insanlara ulaşabiliyor. Bunun nedeni nedir? Habercilikte bir etiğin olması gerekmiyor mu?

Doğru bir gün mutlaka kazanır. İnsanlar sadece daha çok seyrettirebilmek ya da spekülasyon yapmak hatta bazen kendi ideolojilerini yansıtabilmek için çarpık haberler yapabiliyor. Ama bu sonsuza kadar böyle gitmez. 16 yıldan bu yana Samanyolu Yayın Grubu, bilerek asla yanlış yapmamaya, yalan söylememeye çalıştı, çalışıyor ve inşallah da hep çalışacak. Dolayısıyla bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin neresine giderseniz gidin Samanyolu mikrofonunu görünce sarılanlar, arkadaşlarımıza bir şeyler ısmarlamak isteyenler var. Böyle bir sevgi ve güven ortamı oluştu. Önemli olan geçmişe baktığınız zaman yüzünüzü kızartacak bir şeyin olmaması, geleceğe baktığınız zaman da hem ülkeniz adına hem insanlık adına iyi şeyler yapmak için azim ve gayret içerisinde olmanız.

-İnsanlar muhakkak merak ediyordur. Bir haber size ulaştıktan sonra nasıl bir süreç ve süzgeçten geçiyor?

Normal gidişatımız şöyle: Önce gün içinde akışı çıkarıp sabah 9 civarında bir toplantı yapıyoruz. Dün olanlar ve bugün yaşanacaklar önümüze geliyor. Sonra onların içinden hangisinin ön plana çıkacağına, hangisinin haber değeri taşıdığına ortaklaşa karar veriyoruz ve onlar üzerinde çalışmaya başlıyoruz. Yurt haberler, dış haberler, İstanbul veAnkara istihbaratı, editörler ellerindeki malzemeyi masaya koyuyor. Her ekip kendi haberi ekrana girsin diye tırmalıyor tabiri caizse. Ondan sonra da karar vericiler bunların içinden seçim yapıyorlar. Gün içindeki haber takibi bu şekilde oluyor. Ama Türkiye öyle bir ülke ki her an her dakika yeni şeyler çıkabilir. O zaman da bizim yayın masamız sıcak gelişmeleri alıyor, anında ekrana taşıyor. Habercilikte hız çok önemli ama bu arada yanlış yapmamanız da gerekiyor. En ufak bir olayda bile bir tek harekette ortalık karışabilir. Mesela Sudan’da bir harf hatasından dolayı insanlar sokaklara dökülmüştü. Sonra hatayı düzelmek de çok zor olmuştu. Bu konuda üzerimizde özel ve önemli bir sorumluluk olduğunun farkındayız ve buna göre hareket etmek istiyoruz. Dolayısıyla akşama kadar önce rutin gündemimizi oluşturuyoruz, sonra sıcak gündemlere karşı esnek biçimde hızlı hareket etmeye çalışıyoruz.

-Samanyolu TV’nin ana haber bültenini de mi siz hazırlıyorsunuz?

Evet. Samanyolu Ana Haber bugün Türkiye’nin en çok izlenen haber bültenlerinden biri. Aylık reyting ortalamalarında 4. olarak gözüküyor. Bu işin özünde organizasyon ve iletişim var. Habercilikte iyi iletişim kuramazsanız mutlaka hata yaparsınız. Genel yayın yönetmeni haber müdürüyle, haber müdürü editörüyle, editör muhabirle, muhabir yönetmenle, yönetmen şoförle, şoför kameramanla çok iyi iletişim kurmalı ki haberin en iyisi ekrana çıksın. Eğer son dakikada bir haberi veremiyorsanız problemin kaynağı iletişim bozukluğudur. Her işte bu vardır, ama bizim işte bu çok daha hassastır. Zincirin bir halkası koparsa bütün bir sistemi bozabilirsiniz.

-Hem habercilik etiğine uygun, hem de her kesimden insanın anlayacağı bir haber metni yazmak zor olmuyor mu?

Haber metni yazmak işin can damarı. Gazetede olsanız bir haberi yazdığınız zaman insanlar okurken anlamazlarsa tekrarlayabilir ve bazı cümleleri birbirine bağlayarak devam edebilir. Ama televizyonda her kurduğunuz cümle çok anlaşılır ve sağlam olmalı, aynı zamanda hedef kitlenizi yormamalı. Net olmalısınız ve birikimlerinizi de bir şekilde haber metni içerisine yansıtmalısınız. Editöryal güç burada başlıyor zaten. Bir muhabir ancak üç beş sene sonra bu güce ulaşabilir. Çünkü bir taraftan 5N1K kuralına uyacaksınız, öbür taraftan haber metinini oluştururken bağlantılı başka konuları da bilmek zorundasınız. Sadece ajans metni haberciliği artık geride kalmış. Elbette ki her kanalın kendine göre bir bakış açısı var. Önemli olan toplumu yanlış ve olumsuz yönlendirmemek, haberi gerçeklik içinde vermektir.

-Teknoloji de televizyon haberciliğinde ciddi önem arz ediyor mu?

Tabii ki önemli. Bu anlamda Samanyolu Haber TV, dünya standartlarına yakın bir şekilde yatırımlar yapmış, tamamen elektronik ortamda yoluna devam eden bir kanal. Haber görüntülerini kameralar özel bir diskete kaydederler. Sonra onlar sistemin içerisine girer ve herkes bu görüntülere ulaşabilir. Ve kullanıldıktan sonra arşive kaldırılır. Kaset ve analog sistem artık kalmamıştı.

-Bu kadar hengamenin içerisinde haberden yorulduğunuz olmuyor mu?

Bir süre sonra bağımlılık gibi bir şey oluyor. Evde eşim de elimdeki telefon için "Bir gün camdan atacağım onu." diyor. Bir süre sonra bağımlı oluyorsunuz, her şeyden haberdar olmanız gerektiğini düşünmeye başlıyorsunuz. Öyle olmazsa zaten bir haber kanalını yönetmek çok zor. Olaylarla alakalı yorum yapabilmek için ne olup bittiğini öğrenmeniz ve farklı kaynaklara ulaşmanız lazım. Her duyduğunuzu ve bildiğinizi elbette ki yazamıyorsunuz ama o konular üzerine kendinize yeni bir yol çizebiliyorsunuz. Bir süre sonra ister istemez kendinize ait kaynaklarınız oluşuyor. Ajanstan farkınız da bu değişik kaynaklar sayesinde konuların diğer yönlerine ulaşmanız. Hayatlarını artık habere göre organize etmiş çok iyi bir editöryal yapımız var. Onlara bir kez daha teşekkür ederiz. Yoğun bir tempo içerisindeyiz. Ama gördüğümüz kadarıyla arkadaşlarımızın çok da şikâyetleri yok. Çünkü haberciliğin bir hayat tarzı olduğunu kabullenmiş durumda. Zira ana haber bültenini sadece Türkiye’de ortalama 4-5 milyon insan seyrediyor. Sadece Türkiye’den bahsediyorum. Bunu bilmek bile ayrı bir heyecan veriyor insana.

-Önümüzdeki sezon Samanyolu Haber TV’de bizi ne gibi yenilikler bekliyor?

Deniz Şafak ile insanların sorunlarını ekrana yansıtan ve onları ilgilerle buluşturan bir program planlıyoruz. Bununla birlikte bildiğiniz gibi şu an dünyada ticari faaliyetlerinin yanı sıra şirketlerin topluma, dünyaya, çevreye neler kattığı çok önem arz etmeye başladı. Biz de hem bunları teşvik etmek, hem de farklı uygulamaları insanlara tanıtabilmek amacıyla eylülden itibaren ‘Yarınlardan Sorumluyuz’ programına başlıyoruz. Bu programda şirketlerin insani çalışmalarını ekranlara getirerek 13 bölüm sonrasında topluma katkısı olan firmaları bir geceyle ödüllendireceğiz. Bunun dışında şu an ramazan ayındayız ve bir haber kanalı olmamız bizi onun getirdiklerinden uzak tutamaz. Canlı yayın araçlarımızı Türkiye’nin otuz farklı iline gönderdik ve hemen her gün ülkemizin değişik bir noktasından Kimse Yok mu Derneği ile beraber yardım organizasyonlarını ekrana taşıyoruz. Spor alanında da 25 Ağustos’ta ilk kez ekranlara merhaba diyen Bank Asya Ligi Futbol Heyecanı isimli programımızda Anadolu takımlarının maçlarından özet görüntüler ve yorumları yayınlıyoruz. Ayrıca yeni görsellerimiz ve farklı stüdyo tasarımlarımız yeni yayın döneminde seyircilerimizle buluşacak.

Samanyolu Haber’in dikkat çeken programları

Merhaba Yenigün: Gazetelerin başlıkları, önemli haberler ve günün akışının aktarıldığı program günün ilk ışıklarında izleyiciyle buluşuyor.

Paranın Seyri: Piyasaların açıldığı andan itibaren bütün ekonomik gelişmeler, Türkiye ve dünya ekonomilerinin durumu, uzman görüşleri ve yorumları programda yer alıyor.

Medyada Bugün: Manşetler, köşe yazıları, yayın politikaları her gün bir başka konukla değerlendiriliyor.

Öğle Arası: Gün ortasının en sıcak gelişmeleri ve olayların yorumları canlı bağlantılarla ekrana getiriliyor.

Endaze: Lale Sarıibrahimoğlu, Mümtazer Türköne ve Faruk Mercan haftanın gündemini tartışıyor.

Ana Haber: Kemal Gülen'in sunduğu ana Haber Bülteni Samanyolu TV ile ortak olarak yayınlanıyor.

Son Durum: Haberleri takip edemeyen seyirciler için gün içinde yaşanan bütün gelişmeler aktarılıyor.

Sürücü: Otomobil dünyasından en son gelişmeler, çarpıcı haberler, sürüş teknikleri, ikinci el piyasası ve röportajlar bu programda yer alıyor.

Bilişim Dünyası: Teknolojideki gelişmeler, son çıkan ürünler izleyiciye tanıtılıyor.

Bütün Dünya: Televizyonların dış haber eksenli tek programında dünyadaki gelişmelere Türkiye'nin gözüyle bakılıyor.

Marka: Türkiye'nin marka olmuş firmalarının yetkilileri ya da bizzat marka olmuş isimlerle yapılan röportaj eksenli bir program.

Bab-ı Ali: Ünlü gazeteciler, mesleki deneyimlerini ve hatıralarını izleyicilerle paylaşıyor.

Kapı Altı: Bizzat hapishanelerde çekilen programda mahkumların yaşadıkları izleyicilerle buluşuyor.

Spor Zamanı: Mehmet Şeyho, Yemen Ekşioğlu, Osman Şenher ve Davut Dişli yorumlarıyla Süper Lig'de geride kalan haftayı değerlendiriyor.

Masa Üstü: Türkiye'de sanata, spora, siyasete, aktüaliteye ait ne varsa Salih Zengin ve Ahmet Turan Alkan tarafından renkli konuklar eşliğinde ekrana getiriliyor.

ELİF NESİBE ÖZBUDAK - AKSİYON

Yorumlar

serdar yılmaz | 10 Eylül 2009 09:53
metin yıkar genel yayın yönemeni olmuşsa kıyamet yakındır.herkes hazırlık yapsın benden söylemesi.

Yorum Ekle