Metni Büyüt Metni Küçült
10 Eylül 2009

"5 milyarlık ceza güçlü grupları diz çöktürebilecek bir şiddettedir!

Taha Akyol: "Doğan Grubu’na kesilen yaklaşık 5 milyarlık ceza, tarihte emsali görülmemiş, çok güçlü gruplara dahi diz çöktürebilecek bir şiddettedir!"
"5 milyarlık ceza güçlü grupları diz çöktürebilecek bir şiddettedir! Taha Akyol'un Milliyet'teki yazısı

Doğan Grubu’na ceza

VERGİ uzmanı değilim. Zaten gazetelerde hem Maliye’nin gerekçeleri, hem Doğan Grubu’nun savunması yayımlandı.
Dünkü gazetelerde, Doğan Grubu’nu şiddetle eleştiren kalemler de yazıyordu; birçok medya grubu ve şirketler tarafından yapılagelen “hisse devri işlemleri” için sadece Doğan Grubu’na böylesine bir ceza verilmişti!

Şu iki husus tartışmasız gerçektir:

l Doğan Grubu’na kesilen yaklaşık 5 milyarlık ceza, tarihte emsali görülmemiş, çok güçlü gruplara dahi diz çöktürebilecek bir şiddettedir!

l Doğan dışında hiçbir medya grubu için böylesine uzun süreli ve kapsamlı bir denetim yapılmamıştır. Denetim ağının sadece Doğan Grubu için atıldığı anlaşılıyor!
Siyasi bir ‘ezme operasyonu’ olarak algılanması da bundan.
Bunu hukukla, liberal devlet ilkesiyle bağdaştırmak mümkün değildir.

Askerler yapınca kötü de...
27 Mayıs’taki gaddarlıkları gözyaşları içinde yaşamış bir ailenin çocuğu olarak büyüdüm. Teselliyi o zamanlar hukuk profesörü merhum Ali Fuat Başgil’in liberal demokrasiyi savunan yazılarında bulurduk. Hukuku, demokrasiyi, devletin adil ve tarafsız olmasını, hatta “liberal devlet” kavramını daha o yıllarda Ali Fuat Başgil’den öğrendim.
Bu kavramlar bende gittikçe derinleşti, siyasi bir inanç haline geldi.
28 Şubat’taki iktidar sahiplerinin devlet gücünü kullanarak Tayyip Erdoğan’a yaptıklarına da bu ilkelere inandığım için şiddetle karşı çıktım. Türban yasaklarını çeyrek asırdır eleştiriyorum.
Hiç kimsenin, hiçbir çevrenin hatırı için değil; hukuk devleti, demokrasi, tarafsız yargı gibi kavramlara inandığım için... Bugün de bu yöndeki her gelişmeyi desteklerim.
Buna aykırı her girişi eleştirmek de aynı felsefi değerlerin bir gereğidir.
Askerlerin antidemokratik biçimde devlet gücünü kullanarak özgürlüklere müdahalesi de, ‘seçilmişler’in antidemokratik biçimde vergi gücünü kullanarak özgürlüklere müdahalesi de aynı derecede ‘illiberal’dir, yanlıştır.
Sadece ‘felsefenin ihlali’ değildir, büyük toplumsal gerilimlere de yol açar.

Medyayı hizaya getirmek!
Liberal devlet felsefesinin temel taşı, “tarafsız devlet” kavramıdır. Yargının “uyanık bekçi” değil “tarafsız hakem” olması da, “kamu gücünün tarafsız kullanılması” da bu temel ilkenin alt başlıklarıdır.
Elbette hükümetler doğru buldukları politikaları uygular; bunun yasalarını çıkarıp icraatını yaparlar. Fakat kuralların uygulanmasında lehte veya aleyhte ayrım yapamazlar.
Hükümetler “hisse devri”ni yasaklayabilir ama kimine yasak kimine mubah kılamaz!
28 Şubatçılar hükmettikleri kamu yetkilerini ‘ayrımcı’ bir şekilde kullanarak, hedef seçtikleri kesimleri ve kişileri, bu arada beni de, “hizaya getirmek” istediler; karşı çıktım.
Bugün de seçilmiş iktidar hoşlanmadığı medyayı “hizaya getirmek” için vergi silahını kullanıyor ki, aynı derecede yanlıştır, liberal demokrasiye kesinlikle aykırıdır.
Batı demokrasilerinde vergi politikalarının hükümete bağlı ama gelir idarelerinin özerk olması bu tür haksız ve antidemokratik eğilimleri önlemek içindir; Türkiye’den de bunu istiyorlar; iktidar yanaşmıyor!
Erdoğan siyaseten güçlendikçe kendi otoritesi konusunda kibirli ve tahammülsüz hale geliyor. Bunun yanlış olduğunu, tahripkâr gerilimler yaratacağını ona anlatacak kaç kişi kaldı AKP’de bilmiyorum.