Metni Büyüt Metni Küçült
17 Ekim 2009

Muhbir gazeteci aranıyor!

İstanbul’da 6-7 Ekim tarihinde yapılan dünya Bankası ve IMF toplantılarını protesto eden göstericilerin çekildiği kamera ve fotoğraf görüntüleri savcılık emriyle gazetelerden ve televizyonlardan resmi yazıyla istendi.
Muhbir gazeteci aranıyor! Dün Habertürk’te yazdığı “ Biz polis kamerası mıyız” başlıklı yazısında İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nden gelen resmi yazıya yer veren Fatih Altaylı daha önce benzerinin ITN ve BBC’nin başına geldiğini, onların görüntüleri vermediğini hatırlattı ama henüz kendilerinin bu konuda bir karar vermediklerini belirtti.

Bu olay üzerine Taraf’ın sorularını cevaplayan gazeteci dernekleri, “Gazeteci, Emniyet’in memuru değildir. Halka haber verir” diyerek olaya tepki gösterdi.

Gazeteci polisin elamanı değil

Ahmet Abakay (Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı): Emniyet, gazetecileri kendi memurları mı sanıyor? Bu anlayışı terk etsinler. Gazeteciler Emniyet’in, Genelkurmay’ın, güvenlik güçlerinin yardımcı elemanı değillerdir. Bu kesinlikle kabul edilmez. İster polis müdürü olsun ister asker yetkilisi olsun, gazetecileri arayıpta, kendilerine malzeme verilmesini istememeliler. Bu gazetecinin bağımsızlığıyla bir defa ters düşer. Buna evet diyen gazete ve gazetecilerde var. Türkiye’de bu anlayış ne yazık ki azda olsa var. Ama gazeteciliğin alfabesinde yok böyle bir şey.

Etik bulmuyorum

Sergül Keskin (Türkiye Gazeteciler Sendikası): Veriliş amacına göre değişir. Ben etik bulmuyorum. Teknoloji o kadar çok gelişti ki, her yerde kamerayla izliyorlar. Herkeste fotoğraf makinesi var. Eylemleri izliyorlar. Onlar kendileri de resim çekiyorlar. Gazetecinin görevi halkı olaylardan haberdar etmek. Emniyet Teşkilatı’na istihbaratçılık yapmak gazetecinin görevi değil. Bu anlamda ben etik bulmuyorum.