Metni Büyüt Metni Küçült
22 Ekim 2009

"Medyadakilerin asıl derdi kıskannçlık. Olayı görünce İçim acıdı"

"Ne garip ki, Radikal gazetesinin yazarlarının pek çoğu dizilerde çalışanları küçümsedi, aşağıladılar..."
"Medyadakilerin asıl derdi kıskannçlık. Olayı görünce İçim acıdı" Biri Marksist, biri ülkücü

Sonra ne gariptir ki dizilerde çok para olduğunu fark edince hepsi dizilerde yer almaya başladılar... Üstelik Yıldırım Türker gibiler utandıkları için sahte isimlerle danışmanlık yapmaya, bunu mümkün olduğu kadar duyurmamaya çalıştılar... Ancak medyada hiçbir şey gizli kalmıyor... Keşke, Yıldırım Türker 2010 İstanbul Kültür Başkenti projesi bütçesinden para almak için de sahte isimle başvursaydı da bir milyon lira istediği ortaya çıkmasaydı... Ama dediğim gibi, bu medya köyünde hiçbir şey gizli kalmaz...

Ne garip ki bunlar her şeyi küçümsediler...
Belgesel yapanları... Film çekenleri... Dizi yazanları... Anlıyorum ki bunların asıl derdi kıskançlık. Eskiden herkese kızıyorlardı. Herhalde kendileri yapamadıkları için. Meğerse bu pastadan pay sahibi olmak istiyorlarmış... Şimdi dizi yazarı da onlar, şarkı sözü yazarı da... Sinemayı da onlar biliyor, televizyonlara da dizi senaryosu yetiştiriyorlar...

Napoleon ne demişti? 'Para... Para... Para...'
Sözü sevdiğim bir Radikal'ciye getirmek istiyorum... O da dizi yazmaya başlamış, geçenlerde jeneriklerde gördüm. İnanın, içim acıdı... Kendisi yıllardır bu medya sektöründe farklılığıyla, bağımsızlığıyla bir kimlik oluşturmuştur... Üstelik bir gün bile Karl Marks'tan vazgeçmedi, hala kendisini Marksist olarak tanımlar...

Gelin görün ki Mümtazer Türköne gibi dünün ülkücüsü, bugünün neo-liberali, Susurluk sürecinde Çiller'in danışmanı, 'Kurşunu atan da sıkan da bizim için kahramandır' sözünün mimarı bir adamla kafa kafaya vermiş... Bu kadar birikimi dizi için kullanıyor...

Cidden üzüldüm, başka da ne desem bilemiyorum...

Akşam, Oray Eğin