Yazılıp çizilenler gerçekten haber değeri taşıyor mu, bir katil bu kadar haber yapılmayı hak ediyor mu? Yapılan katil severlik mi, habercilik mi? İşte farklı görüşler...

Gazeteci Abdi İpekçi’nin katili Mehmet Ali Ağca’nın tahliyesi ve devamında yaşananlar, yazılı ve görsel basında geniş yer buluyor. Kaldığı otel, yediği yemek, bindiği arabalar an be an kamuoyuyla paylaşılıyor. Yazılıp çizilenler gerçekten haber değeri taşıyor mu, bir katil bu kadar haber yapılmayı hak ediyor mu? Yapılan katil severlik mi, habercilik mi? İşte farklı görüşler...
GAZETE HABERTÜRK, GÜLİN YILDIRIMKAYA
‘Arkasındaki güç sorgulanmalı’
Prof. Dr. Mehmet Altan (Star Gazetesi Başyazarı): MEHMET Ali Ağca’nın ne yapıp ne ettiğinin yanı sıra, esas sorgulanması gereken lüks araca binmesi, lüks otelde yer alması, film teklifleri edilmesi gibi konuları kimin himayesinde yaptığıdır. Otele gidiyor, “Parayı avukat veriyor” diyor. Avukat o parayı nereden buluyor? Arkasındaki elli kişilik konvoy kim? Yani basının bunları haber yapmasından ziyade bu himayenin arkasındaki gücün sorgulanması bence önemli. Buradaki mesele Ağca’nın günlük olarak ne yaptığı değil. Onu himaye edenin, onu kullananın kim olduğunun bulunması. İşte o zaman katillik özendirilmez. Katiller devletin içindeki unsurların himayesi altında olursa, medyanın ötesinde bir güç bunları kutsuyor demektir. Medya ne yaptı, ne etti şeklinde değil, parayı nereden buluyor, kim koruyor diye bakmalı. Bu olaylar, Türkiye’nin sosyo ekonomik yapısındaki lümpenleşmeyi, çaresizliği ortaya seriyor.
‘Kahraman gibi göstermek İpekçi’nin kemiklerini sızlatır’
Doğan ŞENTÜRK (FOX TV Haber Genel Yayın Yön.): MEHMET Ali Ağca’nın tahliye edilmesi ve bu tahliyenin devamındakiler elbette ki haber değeri taşır. Ancak ulusal kahraman gibi lanse edilmesi, “Mehmet Ali Ağca şu yemekleri yedi, otelden başka bir yere geçti” gibi bir siyasetçi edasıyla lanse edilmesi hatalıdır. Tabii ki, Papa’yı vuran, gazeteci Abdi İpekçi’yi öldüren ve 30 yılını cezaevinde geçiren bir insanın serbest kalması bir haberdir. Ama bu “Adamı kahraman, sıradışı biri gibi” göstermek anlamına gelmemeli. Böyle bir şey gazeteciliğimize yakışmaz. Bu tutum, meslektaşımız Abdi İpekçi’nin
kemiklerini sızlatır. Ne olursa olsun, onun bir katil olduğu gerçeğini asla değiştiremezsiniz.
‘Ağca haberlerine karşı değilim’
Ayşenur ARSLAN (CNN Türk Medya Mahallesi Programı Yapımcısı): İNTİHAR haberleri intiharı özendirir. Boşanma haberleri boşanmayı özendirir. Başarılı sporcu haberleri gençleri spora özendirebilir. Bunlar doğrudur ama yerinden kalkmaya niyeti olmayan bir genci sporcu yapamaz, başarıya ulaştıramaz. Tabiatı, eğitimi, aklı, vicdanı tetikçi olmaya el vermeyecek bir genç, Mehmet Ali Ağca yüzünden tetikçi olmaz. Evet, katil olmaya özendirebilir ama eğer genel olarak onun katil olduğunun altını çizerek okuyuculara, izleyicilere
haberlerinizi verirseniz, özendirmeyi minimuma indirebilirsiniz. Dolayısıyla burada tartışma konusu Ağca haberleri olmamalı. Ağca konusunda hangi haberlerin nasıl yapılacağı olmalı. Kesinlikle Ağca ile ilgili
haberlere karşı değilim. Ama meselenin içi boşaltılarak verilmesine karşıyım.
‘Ağca’nın hangi güçler tarafından kullanıldığı her zaman merak edilecek'
Mehmet KAMIŞ (Zaman Gazetesi Genel Yayın Yön. Yrd.): AĞCA’nın haber değeri tabii ki var. Konuşmasının da, konuşmamasının da dünya çapında ilgi uyandıracağı kesin. Hem Türkiye’nin en önemli gazetecilerinden birinin katili hem de Papa’ya suikast girişiminin en önemli ismi. Bu nedenle kimlerle irtibatlı olduğu, masraflarını kimlerin karşıladığı, hangi güç merkezleri tarafından korunup kontrol edildiği merak ediliyor. Ölünceye kadar da merak edilecek. Ama görsel basın konuyu paçavraya çevirerek haberleştiriyor. Haber vermekten çok olayı şova dönüştürüyorlar.
Yorum Ekle