Metni Büyüt Metni Küçült
15 Şubat 2010

Koşar'dan muhteşem bir yazı: Atilla İlhan çarpar seni Bedii Faik!

Superpoligon'un önemli yazarı Ömer Sami Koşar tam manasıyla döktürdü. Hem Bedii Faik'e ders verdi, hem de Arda Uskan'a. İşte polemik yaratacak bir yazı.
Koşar'dan muhteşem bir yazı: Atilla İlhan çarpar seni Bedii Faik! İşte Ömer Sami Koşar'ın yazısı

Atilla İlhan çarpar seni Bedii Faik

Bedii Bey,

89 yaşında, benden küçük bir farkla yaşça büyük bir insansın.
Aynı dönemim meslek erbabıyız yani.

Hakçası istidatlı bir yazardın.

Kalemin kıvrak, haşarı, iğne uçluydu.

Seninle yapılan söyleşiden anladım ki; istidatlı olduğun başka mecralar da varmış, jurnalcilik gibi.

Tenakuza bak ki, “Taraf Gazetesi gazetecilik, habercilik değil jurnalcilik yapıyor” cümlesini de kurmuşsun o söyleşide.

Ama az sonrasında kendi jurnalciliğini hem de kendi ağzınla ifşa etmişsin.

Diyorsun ki; “1952'de Dünya Gazetesi'ndeyken (sahibi ve başyazarıydın) idare müdürümüz, 'Aşağıda biri var size bir dosya satmak istiyor' dedi. Baktım kalın bir dosya, Türkiye'deki komünistlerin listesi... 'Kim getirdi?' dedim. 'Attila İlhan' dediler. Hemen 1. Şube Müdürü Ahmet Topaloğlu'nu aradım. 'Bunu yayınlamamız emniyetin bir tahkikatını engeller mi?' diye sordum. Güldü, 'Mahzuru yok bize de sattı"dedi. Hemen odadan çıkıp bağırdım, "O herifi atın buradan' diye... Bu ahlaksızlık. Arkadaşlarını satmış...”

Şimdi bir an için bu söylediklerinin doğru olduğunu farz edelim. Peki, sen Attila İlhan’la tek kelime etmeden 1. Şube Müdürünü niye arıyorsun?

Gazeteci adam kendisine gelen bir dosya olunca polise haber mi verir? Niye jurnalliyorsun onu?

Hem, madem polis müdürüne ‘mahzuru olur mu?’ diye sordun, adam da sana ‘listeyi bize de sattı, mahzuru yok’ dedi. Öyleyse neden yayınlamak yerine aşağı bağırıp İlhan’ı kovdurttun. Yok, zaten yayınlamayacaktıysan niye anına polise yetiştirdin?

Ayrıca 60 sene boyunca neden suskunluk kuluçkasına yattın da şimdi yumurtladın bunu?

Attila İlhan gibi ölmüş gitmiş, kendini savunmak, cevap hakkı kullanmak gibi bir şansı olmayan adama çatmak kolay mı geldi ne?

Yazık şu memlekete ki bir Allah’ın kulu çıkıp sana bunun hesabını sormadı.

Söyleşinin bir yerinde “Ölçü kaçarsa cıvıklık başlar. Panayırda Shakespeare oynanmaz! Ancak göbek atılır. Onlar göbek atsın ama benim harcım değil gazel atmak. Bu yüzden bana sorma...” diyorsun. Ben eski gazeteciyim amma hafızam her dem taze. Bir yazında muhalifi olduğun Başbakan Ecevit’in durumuyla, sol gözüne vuran tikle alay edip “ Sol gözünde göbek atan” tabiri kullandın hatırla. Söz uçar yazı kalır Bedii Bey. Bunlar da bir yerlerde yazılı.

Çok uzatmayacağım. Gençleri zaten bunca sıkıntıları arasında eski hesapların ağına takmayalım bir de.

Ama unutma,

Attila İlhan’ın hiç değilse her kuşağı yüreğinden yakalayan yüzlerce şiiri var. Çoğu ezbere biliniyor bunların.

Bedeni toprak olsa da, iftiraya uğrasa da bunlar yaşayacak.

Pekiii, senden geriye ne kalacak Bedii Bey?

Muzaffer Tema kılığında çektirdiğin monşer fotoğrafları dışında senden ne kalacak gençlere?

Son bir sözüm de bu söyleşiyi yapan o uzun saçlı, olgun yaşlı Arda adlı meslektaşa.

Bey kardeşim. Bazen sinemaları, filmleri, artistleri de yazıyorsun. Madem bu piyasanın bu kadar yakını ve malumatfuruşusun söyle bakayım; Bedii Bey’in; ‘Ahmet Özal’ın almaya kalktı’ dediği ünlü(!) Metro Golden Mayer film şirketi de nedir evladım?

O isimde ünlü bir şirket mi var?

Yoksa Metro Goldwyn Mayer demek istedin de kalemin mi sürçtü, cehaletin mi depreşti çocuğum?

Herkesi samimiyetle selamlar bugünlük ayrılırım huzurdan.

Bakî sevgimle…

“osamiko”

Ömer Sami Koşar/ Eski Wincesther


omersamikosar@hotmail.com