Metni Büyüt Metni Küçült
16 Şubat 2010

Boyner : ''Baraj 'Demokrasiye hazır değiliz' demek''

Başkan Ümit Boyner bugün Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeleri değerlendirdi
Boyner : ''Baraj 'Demokrasiye hazır değiliz' demek'' Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner, Türkiye’nin 2010’da öncelikli konusunun Anayasa reformu olması gerektiğini söyledi. Boyner, Anayasa çalışmaları için asla geç olmadığını söyleyerek, “Ne yaparsak ayağımıza takılan bir Anayasa var. Uzlaşı sağlamak gerek” dedi.

Boyner, TÜSİAD’ın yeni yönetimiyle düzenlediği basın toplantısında uzlaşma için temsili yüksekMeclis’in şart olduğunu vurguladı. “2002’de seçmenin yüzde 35’i dışarıda kaldı. Böyle demokratikleşme olmaz. Bu baraj sadece Türkiye’de var” eleştirisinde bulunan Boyner, barajın kalkması için ülkenin hazır olmadığını ya da istikrarı bozacağını söylemenin kolaya kaçış olduğunu belirtti. Boyner, “Bu, ‘Türkiye demokrasiye hazır değil’ söylemiyle aynı şey. Seçmene güvenmek zorundayız. Hem madem öyle, istikrar için baraj yüzde 20’ye çıksın” diye konuştu. parti içi demokrasiyi de vurgulayan Boyner, 2011’deki seçimlerin barajla ve genelmerkez iradesiyle aday belirleme yöntemiyle yapılmaması gerektiğini belirtip, “Bu reformlar 2015’e kalmamalı” dedi.

‘DEVLETİN VATANDAŞA KÜSMEYE HAKKI YOK’

Yeni Anayasa’nın vatandaşın etnik ve dini kimliği, inancı ne olursa olsun devletle yeni kontrat yapması anlamına geldiğini belirten Boyner, “Devlet Kürt ya da Alevi vatandaşları ile barışmalı. Devletin vatandaşına küsme hakkı yok” dedi. Asker ve sivil ilişkilerini de değerlendiren Boyner, “Askeri bürokrasi de siyasi denetimin altında olmalı” dedi. Boyner, bu ilişkilerin 2000-2005 arasında ilerleme gösterdiğini, ancak sonra demokratikleşme sürecinde bütünlüğün kaybedilmeye başlandığını söyledi. Boyner, “Silahlı kuvvetlerin demokrasilerde rolü belli. Bu rolün dışındaki tavır anlayış ile karşılanmaz ve gereği yapılır” dedi. Boyner, Ergenekon Davası’na ilişkin ise “Dava çok yavaş ilerliyor. Ayrıca tümsiyasi kesimler de yargının bağımsızlığına gölge düşürebilecek açıklamalardan kaçınmalı. Zaman zaman yargısız infaza kadar varılan durumlar yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘Biz de anlatırız’ tehdidi yakışmıyor

Siyasi dalgalanmalara da değinen Boyner, “Kutuplaşma, diyalogsuzluk, Meclis’te canlı izlediğimiz seviyesiz tartışmalar, rahatsız edici siyasi polemik, siyasal sisteme müdahale iddiaları, ‘Bildiklerimizi anlatırız’ tehditleri, adil yargılanma sürecindeki vicdan hesaplaşmaları... Bunlar bize yakışmıyor” dedi. Boyner, bu tür kavgaları 1990’lara gömdüklerini düşündüklerini, ama sorunun yapısal olduğunu kaydederek, tüm refah açılımlarının önünde sığ demokrasi ve kalitesiz siyasi gündemin durduğunu dile getirdi.

İmam hatip meslek eğitimi dışında görülmeli


Boyner, katsayı tartışmalarını da şöyle değerlendirdi: “Konu, imam hatip okulları bağlamında siyasi kamplar arasında sığ bir tartışma. Konu etraflıca tartışılmalı. İmam hatibe giden kız öğrenciler imam olmuyorlar. Mezunlarının çoğu imam olmuyorsa ailelerin çocuklarını bu okullara meslek sahibi olsunlar diye yönlendirdiklerini söylemek çok ciddi genelleme olur. O halde bu konuyu meslek eğitimi dışında tartışmak gerekmiyor mu? Bu durumu görmezden gelemeyiz.”

Kaynak gelirse % 5.9 büyürüz


Boyner, “Tedrici büyüme sürecine zaten girmiş bulunuyoruz. Ama önemli olan bu büyümeyi yüksek ve uzun vadeli tutabilmek. Üç senaryo içinde, iyimser senaryoda Türkiye 2010 yılında ancak yüzde 5.9 büyüyebiliyor. Bu senaryo mutlaka IMF değil belki ama, bir kaynak sağlanması halinde gerçekleşecek.

Bu, istihdam problemi için yeterli bir büyüme hızı değil” dedi. Boyner ayrıca, merkezi bütçe dengesinin alarm verdiğini, bunun da kamu maliyesi adına birtakım önlemler alınması gerektiğini ortaya koyduğunu vurguladı.

Tekel gri alan oldu taraflar anlaşmalı

Boyner, Tekel işçileri sorununa da işaret ederek, “Şubat 2008’den beri süregelen son derece karmaşıklaşmış, tarafları birbirinden koparmış. Şu anda bir siyah veya beyaz alan yok. Son derece gri bir alan içinde tarafların anlaşmaya varması gerekiyor. Bir taraf alabileceğimizi düşünmüyorum. Ancak ümidimiz tarafların mümkün olduğu kadar sosyal sorunları, sosyal kayıpları az olacak şekilde ve rasyonel bir bütünlük içinde anlaşmayavarmaları” dedi.

IMF konusunun içi boşaldı


Boyner, IMF konusunun içi boşaltılmış siyasi bir tartışma haline geldiğini belirterek, “Hükümetten biz de çok karışık sinyaller alıyoruz. Çok açık olduklarını söyleyemeyeceğim” dedi. Boyner, şöyle konuştu: “Zaman zaman hükümetin farklı üyelerinden bile farklı mesajlar gelebiliyor. Sayın Bakan ile ay
sonunda görüşeceğiz. Bu konuda hükümetten biraz daha tutarlı söylem duymak istiyoruz. Bu bir itibar veya siyasi nokta olmaktan çıkmalı.

Gerçekten kısa vadede dış açığın finansmanı önemli konudur. Bunun giderilmesi hükümetin görevi.”