Akif Beki, Radikaldeki köşesinde, Dinç Bilgin'in, Neşe Düzel'e verdiği röportajı değerlendirmiş... İşte ağır eleştriler...
Masalsı bir medya düzeni
Bir zamanların muktedir medya patronu Dinç Bilgin, Neşe Düzel’e eski güzel günlerden konuşmuş.
Anlattığı, onun için mazide kalan tatlı bir masal düzeni.
“Bir yanda konformizm, bir yanda gücün şehveti vardı’’ diyor 28 Şubat günleri için.
‘’Medya o dönemde askerle ve yargıyla ittifak yaptı.’’
‘’Bu ittifak, hükümetler karşısında basına sahip olmaması gereken bir gücü verdi.’’
Umur görmüş Dinç Bilgin söylüyor...
Medya, yargı ve asker, Cumhuriyet kisvesi altında birbirlerini koruyup kollayarak dokunulmaz üçlüyü oluşturmuş.
Gül gibi geçinip gitmişler böyle...
Ne halk, ne sandık, ne oy, ne de irade tanımışlar.
Aralarında top çevirip, tozunu attırmışlar memleketin.
Kurdukları altın üçgende pas alıp, pas vermişler; ‘ustaca manipülasyonlarla’ seçilmişlerin ensesinde boza pişirmişler.
Sonra da içmişler kemal-i afiyetle.
Milletin ahını, Meclis’in günahını, mağdurların bedduasını o kadar çok almışlar ki, aheste aheste çıkmış acısı.
Anlaşılan, vicdanı daha fazla taşıyamamış bu vebalin yükünü, nedamet duyup dile gelmiş Dinç bey.
Altın üçgenin siyasetteki acentalarını da eksik bırakmayıp saymış.
Siyaset kurumunun içinden yardım ve yataklık görmüşler.
Komprador siyasetçiler, demokrasi karşıtı ittifakın payandası olmuş o dönem.
Duydunuz mu?
H H H
En sonuna gelmedik daha o düzenin.
Askerin nispeten çekildiği alanı, işbirlikçisi ‘komprador siyaset’ dolduruyor sadece.
Gökten düşen masalsı üç elma gibiler.
Biri siyaset, biri medya, biri de yargı.
Biri akıldane, biri avane, biri de icracı.
Üçü de milletin başına...
Siyaset, yargı ve medya üçgeninde voltranı oluşturmuşlar.
Bir teranedir tutturmuş gidiyorlar.
Meclis’e uzlaşmayı dayatıyorlar, uzlaşmaya yanaşmıyorlar.
Meclis’ten oybiriğiyle yasa çıksın istiyorlar, çoğunluğun onayladığı yasayı mahkemede oyçokluğuyla iptal ettiriyorlar.
Millete sormaya gelince, zinhar!...Onu da kabul etmiyorlar.
“Referandum, faşizmin aracıdır” diyorlar.
Çoğunluğun azınlığa tahakkümüne götürürmüş.
Bunu da duydunuz mu?
***
Merkezi bir andıçla imal edilmişçesine art arda tedavüle soktukları kavramlara bakın;
Çoğunluk baskısı, sandık diktası, halk despotizmi...
Demokrasinin ne kitabında, ne teorisinde, hiçbir yerinde yazmaz bu kavramlar.
Doğrusunu bilmiyorsanız, okuyup öğrenin.
Bir; çoğunluk istibdadı, azınlık istibdadından yüz kere iyidir.
İki; oyçokluğuna dayalı sandık diktası, oy azlığına yaslanan ‘imtiyazlılar diktası’ndan bin kere evladır.
Üç; halk despotizmi, bilumum memur despotizminden yüzbin kere yeğdir.
Dayattığınız uzlaşma anlayışı da, azınlığın çoğunluğa hilesidir.
Kurduğunuz düzen, azınlık görüşünün masalından başka bir şey değil.
Bilesiniz ki, bu haliyle uzlaşma talebiniz, düpedüz avanak yemlemektir.
Tabii, eğer hâlâ bulursanız...
Radikal
Yorumlar
Yorum Ekle