Metni Büyüt Metni Küçült
14 Mart 2010

Hüsnü Şenlendirici: "Deniz'le ortak noktamız müzikti"

Ünlü klarnetçi Hüsnü Şenlendirici, eski sevgilisi Deniz Seki'yle yaşadığı fırtınalı ilişkiyi HT Pazar'da Helin Avşar'a anlattı.
Hüsnü Şenlendirici: "Deniz'le ortak noktamız müzikti" Deniz Seki'nin son dönemdeki röportajlarında yaptığı sitem dolu açıklamaların ardından ilk kez konuşan Şenlendirici, "Deniz'le en büyük ortak noktamız müzikti. İnsanlar aşk yaşayabilirler, çok güzel anlaşabilirler ama müziği paylaşmak farklı. İşin içine müzik girdiği zaman olay daha da büyük oluyor" açıklamasını yaptı. "Evli olmam bu işin seyrini yüzde 60 olumsuz yöne çevirdi" diyen Şenlendirici, "İkimiz için de söylüyorum, hayatımızın şu döneminde aşk daha önemli bir şey var o da iş" şeklinde konuştu.

O dünyanın dört bir yanında müzik yapan önemli bir klarnet ustası. Üstelik kadınların da çok beğendiği bir erkek. Şöhret kapısını çaldıktan sonra yaşadıklarına hepimiz şahit olduk, hatta o magazin basınına yansıyan ilişkileri yüzünden insanların ikiye bölündüğünü, kimilerinin artık kendisini sevmediğini düşünüyor. İşte Hüsnü Şenlendirici’nin sarsıntılı evliliğinden Deniz Seki’ye, hayatının en büyük pişmanlığından yeni projelerine tüm sorulara yanıtları...

Şu aralar yurtdışına gidip geliyorsunuz galiba biraz anlatır mısınız projelerinizi?
2009 biraz sağır bir yıldı benim için. Yine de 2008-2009’da Avrupa ülkelerinde birçok festivale katıldık. Bu sene ocak ayından beri yurtdışında sahne aldım. En son Zakir Hüseyin’in daveti üzerine Hindistan’a gittim. Çok güzel bir konserdi, bildiğim kadarıyla ilk defa bir Türk müzisyen Hindistan’a gidip çaldı.

Amerika ve Avrupa’da da var mı konserler?
Aslında Asya ülkelerine sık gitmiyoruz. Hindistan’a ilk defa gittik, dönüşte de İstanbul’dan New York’a geçtim. Hemen hemen 20 gün Boston, Chicago, San Francisco’da kaldım...

Çok ilgi görüyor musunuz yurtdışında?
Genelde çok keyifli oluyor. Özellikle son yıllarda ABD’ye, yılda iki üç kere gidiyorum. Bu arada Türkiye’de de çalıyorum tabii. Sene başından bu yana üç konser verdim.

Özel hayatınızın klarnetinizin önüne geçtiğini düşünüyor musunuz?
Evet, Türkiye’de biraz böyle oldu. Yurtdışında aldığım keyif biraz da bu yüzden daha fazla oluyor sanki. Çünkü oradaki insanlar kiminle ne yaptığımla değil çaldıklarımla ilgileniyor. Yurtdışına gidince enerji depolayıp
kendimi şarj edip dönüyorum.

Kendi memleketinizde çok rahat olamamak, birlikteliklerinizle anılmak üzüyor mu sizi?
Yani üzülmüyorum ama bu da öyle bir şey ki, değişmiyor... Şarkıcı için şarkıcılığın, oyuncu için oyunculuğun, klarnetçi için de klarnetin önüne geçiyor hayatı. Bir bakıma da normal, bizim de çok hareketli bir hayatımız var doğal olarak insanlar merak ediyor. Geçer ama zamanla... Her geçen gün insanlara kendimi biraz daha fazla anlatabildiğimi hissediyorum.

Klarneti düğün çalgısı olmaktan çıkarttığınızı düşünüyor musunuz?
Atadan dededen müzisyen olduğum için mesleğim bana babamdan miras. Babam Bergamalıların düğünlerini Amerika’ya Avrupa’ya kadar taşımıştı. Benden sonra yola oğlum devam etsin istiyorum.

Ağır bir görev üstlenmişsiniz, klarnet zor bir enstrüman değil mi?
Her enstrüman kendine göre zordur. Klarnetin şansı, sesinin güçlü olması. Bir de özellikle Türkiye’de, Balkan ülkelerinde sevilmesi. Orkestradaki enstrümanı solist haline getirdim ben. Bu sayede klarnetçi olmak
isteyenlerin sayısı da çoğaldı.

Sizden sonra pek çok küpeli klarnetçi çıktı...
Bu sevindirici bir şey. Ne de olsa taklitler asıllarını yüceltir. Kendimi iyi hissetmemi sağlayan şeylerden biri de başarımın bir tesadüf olmaması ve yurtdışında da onaylanması...

Bir şans verilse hayatınızı kaç yıl başa sarmak isterdiniz?
Hayatını geri almayı düşünmek için insanın bir sürü pişmanlık yaşaması lazım. Ben enteresan bir hayat yaşıyorum, zorluklarıyla, güçlükleriyle, artıları ve eksileriyle... Hiçbir şeyi başa sarmak istemiyorum. Sadece babamın yanımda olmaması beni üzüyor. O büyük bir dayanaktı benim için. Çok iyi de bir müzisyendi, çok erken kaybettim babamı, henüz 20 yaşımdaydım... Vefat ettiğinde o da çok gençti, 38 yaşındaydı. Bir tek o olsun isterim yanımda. O da geri alınacak bir şey değil maalesef.

Başınızı yastığa koyduğunuzda “Nedir bu kadınlardan çektiğim” diyor musunuz?
Genelde başkaları söylüyor bana bunu. Aslında bu durum beni hem mutlu ediyor hem de canımı yakıyor. Başıma ne geldiyse sevilmekten geldi. Ama maalesef çok sevilmenin de zorlukları var.

Özel hayatınızın klarnetinizin önüne geçtiğini hangi haberden sonra anladınız?
Televizyona program yapmaya başladığım zaman diyebilirim aslında. Sarı Sıcak’ın başladığı günlerdi, her şey çok güzel ilerliyordu. Sonra magazin programlarında adım geçmeye başladı. Beni en çok üzen de magazinin içine düşmüş olmamdır.

Magazin programlarının iyilik ve kötülük derecesini yüzde 50 50 diye düşünmek lazım belki ne dersiniz?
Benim için TV’de klarnetim olmadan görünmek kötü oldu. Daha önceleri ailece sevilen bir adamken, şimdi insanlar ikiye bölündü. Kimi seviyor kimi sevmiyor, kimi tenkit ediyor beni.

Kadınlar ne istiyor sizden?
Bunu kadınlara sormak lazım. Sorunu çözsem hayatım düzene girecek zaten...

15’İMDE SÖZLENDİM 18’İMDE BABA OLDUM

Peki Nazire Hanım ile evliliğinizde nelerin eksikliğini hissettiniz?
Genel olarak bir eksiklik yok. Ama bir erkeğin 27 yaş civarında filan evlenmesi normaldir öyle değil mi? Oysa ben 15’imde sözlendim, 17 yaşımda nişanlandım, 18’imde evlendim. Üç ay sonra çocuğum olmuyor diye ağladım. Evlendikten dört ay sonra çocuğum olacağını öğrendim. 18 yaşımda baba oldum. Yani erken evlenmenin eksikliğini hissettim. Biraz hayatı yaşayıp tanıyıp öyle evlenebilirmişim. Bizimki biraz erken bir
evlilik oldu...

Nazire Hanım’la durumunuz nedir?
Boşanma kararını bekliyoruz. Üç yıldır ayrı yaşıyoruz zaten. Çocuklarımla görüşüyorum. Tabii ki bir arada yaşayan bir aile gibi olmuyor ama elimden geldiğince çocuklarımı görmeye, onlarla ilgilenmeye çalışıyorum. İnşallah ömür boyu birbirimizle konuşabiliriz, 16 yıllık bir geçmiş var sonuçta...

Peki, yaşadığınız olaylardan çıkardığınız en büyük sonuç nedir?
Önce bunları analiz etmek için iğneyi kendime batırmam gerekiyordu. Nerelerde hata yaptım, ne yapmam lazımdı da yapmadım ya da ne yapmamam gerekiyordu da yaptım diye düşündüm. İnsanın annesi babası, kardeşleri ve çocukları hariç, hayatta hiç kimse vazgeçilmez olmamalı. Tabii bir de klarnetim var vazgeçemeyeceğim. Hayatta mutlaka birilerini birilerinin yerine koyabiliyorsunuz. Gerisini çok irdelemiyorum yani...

ESKİ ARKADAŞIM ESKİ SEVGİLİMLE BİRLİKTE, ENTERESAN

Taksim Trio diye güzel bir grubunuz vardı. Ama bir kadın tarafından parçalandı sanırım, değil mi?
Yok öyle bir şey. Arkadaşlarımızla aramızdaki sorunlardan kaynaklandı her şey. Bir şeyler yaşandıktan sonra, tekrar o samimiyetle çalabileceğimize inanmıyordum, bitti.

Tekrar bir araya gelinebilir mi?
Hayır.

Taksim Trio’da birlikte çaldığınız eski arkadaşınız İsmail Tunçbilek sizin eski kız arkadaşınızla beraber oldu.
Evet, hayırlısı olsun inşallah.

Sizce niye böyle bir şey oldu? Neden benim eski sevgilimle birlikte oldu diye düşündünüz mü?
Bilmem enteresan.

Şu koca Türkiye’de sadece sizin kız arkadaşınız mı kaldı yani, enteresan değil mi?
Biz çok yakın arkadaştık. Uzak arkadaş olsak belki böyle olmazdı. Aslında hiç kimseye bir şey olmadı sonuçta, olan müziğe oldu. Çünkü biz büyük ve başarılı bir şey yaptık, Taksim Trio gerçekten Türkiye için değerli bir projeydi. Dünyanın her yerinde çaldık.

Kadınlar sizden böyle intikam alıyor olabilir mi?
Bilemiyorum...

KLARNET KOLUM BACAĞIM GİBİ

Bir dönem paylaşılamayan erkektiniz... Bu durum egonuzu okşamadı mı?
Evet bir ara öyle bir durum oldu. Ama hiç de iyi bir şey değil ki bu. İnsan tercihlerini rahat rahat yaşayamıyor.
Birkaç taraftan sıkıştırılınca maalesef sosyal olarak olumsuz yönde etkileniyor.

Klarnetinizi çok sevdiğinizi biliyoruz. Peki ondan daha çok sevdiğiniz bir kadın oldu mu?
Klarnetim kadar sevdiğim iki kişi var. Oğlum ve kızım. Kızım büyüdükçe ondan çok çekeceğim daha iyi
anlıyorum. Klarnet kolum, bacağım gibi. Hiçbir kadını onun yerine koyamam.

Peki kadınları çözebildiğinize inanıyor musunuz?
Asla... Kim “Çözdüm” derse yalan söylüyor demektir. Şifreleri sadece kendilerindedir onların... Onlar çözülemeyen varlıklar...

Peki hayatınızın en büyük hatası olarak gördüğünüz olay hangisi?
Dördüncü sınıfta konservatuvardan atılmam. İki sene üst üste İngilizceden kaldığım için atıldım. Konservatuvarı bitirseydim daha güzel şeyler yapabilirdim. Geçtiğimiz senelerde Boston’daki bir yaz okulunda hem seminer hem ders verdim. Okulun orkestrası altı parçamı çaldı, inanılmaz keyifliydi. Böyle şeyler yaşayınca, çok da bir şey kaybetmemişim diyorum. Ama inşallah oğlum okuyabilir, şimdi o
konservatuvarda.

EVLİ OLMAMBU İŞİN SEYRİNİ YÜZDE 60 OLUMSUZ YÖNE ÇEVİRDİ

Peki ya Deniz Seki’de bulduğunuz şey neydi, A) Aşk B) Tutku C) Ateş D) Seks E) Romantizm...
Bunların en önemlisi müzikti. Müzik bizim ortak noktamız. İnsanlar aşk yaşayabilir, çok güzel anlaşabilirler ama müziği paylaşmak farklı... İşin içine müzik girdiği zaman, bir de beste yapıyorsan, yazıp çiziyorsan,
çalıp söylüyorsan olay daha da büyük oluyor. İlişkimizin en büyük artısı müzikti. Diğerleri hakkında yorum
yapmayacağım...

Deniz Seki “Ben olsam o cezaevinin önüne çadır kurardım” dedi. O cümleleri okuduğunuzda ne hissettiniz?
Söylemesi gerekenleri söylüyor.

Bu konuda eksikleriniz olduğunu düşünüyor musunuz kendinizi sorguladınız mı?
Tabii ki sorguluyorum. “O dönem daha fazla ne yapabilirdim? Biraz daha dirayetli mi olmam gerekiyordu” diye sorguluyorum bazen kendimi ama bazen de sorgulamıyorum. Özellikle şu sıralar; “Sadece şu parçayı mı çalsam veya şu notadan mı çalsam güzel olur” diye düşünmekten başka şeylere yoğunlaşamıyorum.

Karşınızda Deniz Seki otursaydı ona ne derdiniz?
Olsaydı o zaman düşünürdük..

Onun biriyle el ele bir fotoğrafını görseniz bir şey hisseder misiniz?
Eeee herkes hisseder...

Evli olmasaydınız durum daha değişik olur muydu?
Evli olmam bu işin seyrini yüzde 60 olumsuz yöne çevirdi. İkimizin de ünlü olması ve böyle bir şey yaşamamız da sonucu buralara kadar getirdi.

Deniz Seki’nin yaptığı açıklamaların hepsinde sitem var. Sizce bu aşk bitti mi, yarım mı kaldı yoksa daha sonra devam eder mi?
Açıkçası ikimiz içinde söylüyorum; hayatımızın şu döneminde aşktan daha önemli bir şey var o da iş. İnsanın işleri iyi olduğu zaman arkasından bir sürü şey geliyor zaten. Şu dönem ikimizin de aşkının müzik olması gerekiyor, öyle de zaten.

Gazete Habertürk