Abdülcanbaz orada doğmuştu; Gözlüklü Sami onu kovmuştu!
İnsan giderken, ne götürebilir.
Her şey arkada kalır; kimileri, hem geçmişin hafızasına hem geleceğin yollarına nice iz bırakır.
İnsan giderken, biliyorsunuz, taksiratı affola, "iyi biliriz".
Her gidenin mutlak kırdığı, ezdiği, incittiği olur; ama tarihe kapkara leke düşmemişse, kalpten helal ederiz.
Hele bir de, sabırla, akılla, emekle, özenle, çizgiyle, sözle, dille, vicdanla dokuduklarından nice iz hayata serpilmişse, yâd edeni daha çok olur işte.
*
Bilmiyorum, insan giderken, yolcu edenlerin ona helali gibi, kalanların hepsine de "helal edip" mi gider.
*
Milliyet, Turhan Selçuk'un ölümünü "Gözlüklü Sami'ye gün doğdu, Abdülcanbaz babasız kaldı" başlığıyla vermişti.
Abdülcanbaz, Turhan Abi'nin bize kaç kuşak "mertlik" timsali; "Gözlüklü Sami" ise Milliyet'in deyişiyle, "düzenbaz, bozuk karakterli."
Milliyet'teki metni güzelce kaleme alan genç meslektaş önemli bir husus da hatırlatmıştı:
"Abdülcanbaz'ın doğum tarihi 1957, doğum yeri Milliyet Gazetesi'dir. Abdi İpekçi, Türk sanatçıların çizgi roman türünde örnekler vermesi gerektiğini söyler. Kolları sıvar Turhan Selçuk ve Abdülcanbaz'ın Turist Rehberi'ni çizer. İsim babası, metin yazarı Aziz Nesin'dir. İkinci macerayı Rıfat Ilgaz kaleme alır. İki macera ardından Abdülcanbaz üçkâğıtçı değil, doğrunun, haklının yanında yiğit bir delikanlıdır... 1987'de artık çizmeyeceğim der. Israrlara 1994'e kadar dayanır, bir süre daha devam eder."
Bu, tarihi bir gazetenin hayatta unutmayacağı, hep gururla ve vefayla bileceği bir iştir hakikaten.
*
Milliyet, Turhan Abi'nin gazete serüvenini de şöyle özetlemişti: "1954'te Milliyet, 1969 Akşam, 1972 Cumhuriyet, 1980 yeniden Milliyet, 2001 yeniden Cumhuriyet."
Turhan Abi hayatta bu özeti asla böyle bitirmezdi işte:
Çünkü, "2001'de yeniden Cumhuriyet" olmasının sebebi, 2001'de Gözlüklü Sami'nin Abdülcanbaz'ı doğduğu yerden, Turhan Selçuk'u ise 78 yaşında Milliyet'ten kovması idi!
İpekçi gazeteciliğini bitirmekle övünen bir tuhaf ve gaddar gazetecilik kültürünün hoyrat ikliminde, "Cambaz" Gözlüklü Sami'ler, İpekçi'nin Abdülcanbaz'ını da kovmuştu!
*
Abdülcanbaz'la aynı yıl doğdum. Çocuktum, çok okudum. Turhan Abi'yle aynı yerde çalıştım. Abdülcanbaz yıllar sonra Milliyet'te yeniden doğarken, bir vesile oldum. Abdülcanbaz ve Turhan Selçuk'la aynı gün kovuldum.
O yüzden, başkasına zaman zaman, kendime her zaman dediğimi tekrarlayayım:
Şu ölümlü dünyada, kırıp dökme!
Kırık kalplere basa basa bir yere gittiğini, bir mertebeye yükseldiğini sanma!
Giderken duyacağın "iyi bilirdik" ile "helal ettik"leri azıcık hak et!
Senden önce gidenlerin de sana helal olsun dediğini hiç olmazsa hayal et!
Ezip geçerken birilerini, dünyaya daha çok çivi çaktığını zannetme, ölümü asla unutma!
Sıra sana geldiğinde, ihtiras ve şiddetle yıkıp geçtiklerinle değil, hayırla, vefayla, itibarla, sevgiyle anılmayı umut et!
78 yaşında bir ustadan, "Gazetemizin canına okudu" lafını işitmemeye gayret et!
*
İşte böyle.
Tamam mı Gözlüklü Sami!
*
Güle güle Turhan Abi.
Helal ettik, edebildiğin kadar sen de helal et!
Tarihe "Abdülcanbaz'ı doğduğu yerden, Turhan Selçuk'u ömür verdiği yerden kovanlar" diye geçeni de; yanında Bedri sen o kapıdan hüzünle çıkarken gık çıkaramayanı da affet!
Bu dünya kimseye kalmıyor ama, dünyaya herkesten nice iz kalıyor.
Abdülcanbazlar'ınki de...
Gözlüklü Samiler'inki de!
Sen huzurla yat.
Not: Derken, bir başka uzun soluklu, uzun ömürlü ustanın, Selami Akpınar'ın ölüm haberi geldi. Selami Abi de, DP'nin son dönemi, "darbe öncesi demokrasi"nin hapse attığı gazetecilerindendi. Kore'den AA'ya, nice öğrenci yetiştirmeye, Cemiyet'e koşturulmuş hayat!
Gazete Habertürk / Umur Talu