Güülen Cemaatini suçladığı kitabı ile olay yaratan Hanefi Avcı'ya cemaat kanadından tepkiler gelmeye başladı. Zaman yazarı Bülent Korucu neden "Kitaptan yüz tane alıp teravihten sonra dağıtmaya hazırım." yazdı?
Zaman yazarı Bülent Korucu'nun yazısı
Hanefi Müdür'ün acelesi neymiş?
Hanefi Avcı, yazdığı kitapla ilgili mülakatlar vermeye devam ediyor. Yapılan eleştirilere cevap yetiştirmeye çalışıyor. En önemli tenkit, kitabın zamanlamasıyla alakalı. Avcı, bir taraftan kendini savunurken diğer yandan, "Daha sonrasını bekleseydim, bir anlamı olmazdı, yararı olmazdı." diyor, Milliyet'e.
İddiasına göre 10 Nisan Polis Bayramı'na yetiştirmeye çalışmış ama redaksiyonu bitmeyince bugüne kalmış. 'Polis Bayramı'na yetişmedi bari Ramazan Bayramı'na yetişsin' diye düşünmüş olmalı. Şimdi çıkmasının 'anlamı' nedir ve nasıl bir 'fayda' beklemektedir? Referanduma şunun şurasında 20 günden az kalmış. Her şeyi düşünebilen, istihbaratın labirentlerinde kırk tilkiyi kuyruğunu değdirmeden dolaştırabilen Hanefi Müdür'ün, zamanlama konusunda eleştirilebileceğini akıl edememesini düşünemiyorum. Geriye tek soru kalıyor, bugünlerde çıkmasından umulan fayda nedir? Ramazan'la veya dengemizi altüst eden sıcaklarla bir alakası yoksa... Neden şimdi? Referanduma hayır diyenlerin paketin içeriğini hiç tartışmadan ve tartışılmasına müsaade etmeden söyledikleri sloganı hatırlayalım: "Devlet kuşatılıyor". Alın size delili. Bundan âlâ ispat mı olur? Hükümeti, cemaati ve devleti tanıyan bir polis şefinden daha iyi bilecek kim var bunu?
Avcı, kendisinin İşçi Partisi'nin tutuklu lideri Doğu Perinçek'le aynı çizgiye geldiği eleştirilerine de itiraz ediyor. Denemesi bedava, bir anket yapalım. İsim bölümünü kapatarak cemaatle ve Ergenekon'la ilgili söylediklerini insanlara gösterip, 'Bu cümleler kime ait?" diye soralım. Büyük çoğunlukla Perinçek cevabı gelmezse kitaptan yüz tane alıp teravihten sonra dağıtmaya hazırım. "Ergenekon'a çocuklar bile güler." diyor mesela. Nedense aklı başında kimsenin güldüğünü görmedim. Bilakis Yıldıray Oğur gibi isimler, Avcı'nın iddiaları üzerine 'cemaat'e teşekkür etme ihtiyacı hissediyor. Hanefi Müdür'ün tezleri doğruysa ve devlet içindeki çeteleşmelerle mücadele eden bir yapı varsa ancak teşekkür edilir. Yakında Doğu Perinçek uyanır ve Avcı'yı yine suçlarsa şaşırmayacağım. Gerekçesi de hazır; rahatlıkla "tersinden cemaat reklamı yapıyor!" diyebilir.
Hanefi Avcı'nın çelişkileri saymakla bitecek gibi değil. Mesela Danıştay saldırısı ile Ergenekon'un bağlantısını polis kurmuş biçimde konuşuyor. Mısır'da sağır sultan bile davayı Yargıtay'ın birleştirdiğini ve Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın da görüşünün bu yönde olduğunu biliyor. Ankara ve İstanbul'daki mahkemeler de Yargıtay'ın kararına uydular. Polis bunun neresinde? Avcı, ilk derece mahkemelerinde görev yapan neredeyse bütün hâkim ve savcıları da aynı 'tertip'in içinde görüyor. Ancak henüz Yalçınkaya ve Yargıtay'la ilgili doğrudan isnatta bulunmadı. Fakat davanın birleştirilmesiyle ilgili sözleri pekâlâ böyle yorumlanabilir. Avcı, tezini ortaya koyuyor, gerçekleri buna uydurmaya çabalıyor. Eski Van Savcısı Ferhat Sarıkaya ile ilgili söyledikleri bu minvalde. Şemdinli olayını soruşturan savcının, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt'la ilgili iddianame hazırladığını söylüyor. Hiçbir savcı, tanığın suçlamalarını görmezden gelemez, yok farz edemezdi. Sarıkaya da öyle yaptı ama iddianameye yazmadı. O bölümü tefrik edip askerî savcılığa havale etti. Böylesine açık bir gerçeği tersyüz etmek hayra alamet değil. Bu kadar basit hatalar yapacak adam değil Hanefi Müdür.
Bu arada kitabın redaksiyonunu kime yaptırmış iyice merak ettim. Beş ay sürmesine rağmen pek güzel olmamış. Kitabı büyük bir gizlilik içinde yazdığını, çocuklarından bile gizlediğini, internete girmediğini, fark edilme endişesiyle açık araştırma yapmadığını belirtiyor. Redaksiyonu yapan konusunda hakikaten meraklandım.