Metni Büyüt Metni Küçült
1 Eylül 2010

"Samimiysen 13 Eylül gününden daha erkeni yok..."

Başbakan Erdoğan Tekirdağ'da halka seslendi, CHP liderini samimi davranmaya çağırdı
"Samimiysen 13 Eylül gününden daha erkeni yok..." Erdoğan, partisince Tekirdağ Cengiz Topel Meydanı'nda düzenlenen ''Referanduma Evet'' mitinginde yaptığı konuşmada, türban sorununu çözeceğini söyleyen CHP lideri Kılıçdaroğlu’na seslenerek, “Eğer dürüst ve samimiysen 13 Eylül gününden daha erkeni yok, bugünden tezi yok. Biz hazırız” dedi.

“Futbol takımı tutar gibi siyasi parti tutulmaz” diyen Başbakan Erdoğan, “Biz şu anda genel seçim yapmıyoruz. Biz şu anda halk oylaması yapıyoruz. Bu halk oylamasında partilerin amblemleri oylanmayacak. Bir taraftan bembeyaz 'evet', bir tarafta 'kahverengi'. Ben diyorum ki o bembeyaz 'evet'le ak sayfa açacağız. Bembeyaz bir sayfa açacağız. Burada AK Parti'yi oylamayacaksınız. Burada muhalefeti oylamayacaksınız. Burada kendinizin geleceğini oylayacaksınız. Çocuklarınızın geleceğini oylayacaksınız. Özürlü yavrularımızın geleceğini anayasal teminat altına alacaksınız. Çetelere avukatlık yapanların karşısında duracaksınız” dedi.

Bazı siyasi partilerin çetelere avukatlık yaptığını ve bunun boşuna olmadığını söyleyen Erdoğan, “Darbe senaryolarına bunların çanak tutması boşuna değil. Bunların 27 Nisan bildirisinin altına imza atmaları boşuna değil. Milletten teveccüh göremeyenler, milletten yüz bulamayanlar, çetelerden gidip medet umuyorlar, hukuksuzluktan, şantajdan, tehditten, iftiradan medet umuyorlar. Artık öyle yağma yok, bitti o iş. Milletin emanetine sahip çıkan bir AK Parti var. Artık yetimin hakkını koruyan, kuruşun hesabını soran bir AK Parti var'' diye konuştu.

”SİYASETTE DÜRÜST, İLKELİ, TUTARLI, SORUMLU OLUNMALI”
Başbakan Erdoğan, siyasette dürüst, ilkeli, tutarlı, sorumlu olunması gerektiğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Tekirdağlıların çok güzel bir sözü var: 'Acem kılıcı gibi iki tarafı keser'... Bunlara bakıyorsun, Batman'a gidiyor 'genel af' diyor. Öyle mi? Ankara'ya geliyor, hemen çark ediyor. Tunceli'ye gidiyor, orada 'genel af' satıyor, Kayseri'ye gidiyor çark ediyor. 'Onu demek istemedim' diyor. İstanbul'a gidiyor, başörtüsünü, çarşafı tezgaha sürüyor, çarşaflılara rozet takıyor. Sonra bir de bakıyoruz ki çarşaflı vatandaşımı, kardeşimi otobüsten atıyor.

"EĞER SAMİMİYSEN BUGÜNDEN TEZİ YOK BİRLİKTE ÇÖZELİM"
Bir de bunlar bu arada yeni bir şey daha başlattılar. Şimdi 'Başörtü meselesini ben hallederim' diyor. İnandınız mı? Bu arada herkes başladı vurmaya. 'Nasıl halledeceksin falan'. 'Efendim tasarımcıya göndeririz' Şimdi olgunlaştırma enstitüsünde çalışmalar yapılıyor. Acaba bu başörtüsünün rengi nasıl olsun, renkleri nasıl olsun, alttan mı bağlansın, bone türü mü olsun, şöyle mi böyle mi olsun. Bu nasıl özgürlük? Sen bunu diğer kızlarımız için de aynı şekilde belirliyor musun? Onlar için de streç pantolon mu olsun, şalvar mı olsun, askılı mı askısız mı olsun, bu tür şeyler de söylüyor musun? Onun da siparişini verdin mi? Yani seninle eğitim, inanç özgürlüğünü konuşuyoruz. Eğer dürüst ve samimiysen 13 Eylül gününden daha erkeni yok, bugünden tezi yok. Biz hazırız. Hemen birlikte oturalım, kararı verelim, adımı atalım. Dürüst ol dürüst. İnsanın ağzından söz bir kere çıkar, sonra patinaj yapmaya başlamaz, farklı farklı konuşmaz. Siyasette karaya kara, aka ak diyeceksin. Karaya ak, aka kara denmez. Benim vatandaşım da bunu yutmaz.''