çeri alınan kişilerden birinin bilgisayarında ele geçirilen MSN konuşmaları sızdırılıyor. Burada, çetenin azılı elebaşılarından biri olarak değerlendirilen kişi, bir başka kişi hakkında, "O bizden. Adamımız. Şöyle yapacak, böyle yapacak" diye konuşuyor.
Şakanın arkasındaki gerçek
Ertuğrul Özkök / Hürriyet
KİME rastlasam önceki akşam Kanal 1’de Mehmet Ali Erbil’in yaptığı espriyi konuşuyor.
Erbil, jüri üyeliğine davet edilen Paris Hilton için şu espriyi yapıyor:
"Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Serbest kalınca gelecek. Önce İlhan Selçuk çıkacak, arkasından onu bırakacaklar."
Buna basit bir espri olarak bakabilirsiniz.
Ama iş espri düzeyine gelmişse, "sokağın algılaması" olarak da bakabilirsiniz.
"Ergenekon soruşturması" halka bu algılamayla iniyor.
Yani, önüne geleni içine alıp kartopu gibi büyüyen bir soruşturma.
* * *
Ben Ergenekon soruşturmasını çok ciddiye alıyorum.
O nedenle, bu şekilde dejenere olması ihtimali beni düşündürüyor.
Çünkü önümden sadece Mehmet Ali Erbil’in esprisi geçmiyor.
Size geçen hafta yazı işleri toplantısında yaptığımız değerlendirmeyi de aktarmak istiyorum.
Önümüze bir belge geldi.
Adını ilk defa bu soruşturma çerçevesinde işittiğim bir adam anlatıyordu.
Ama adam kendine "haham" diyor, konuşmasının sonunda ise kendini "Mesih" ilan ediyordu.
Açıkçası böyle bir adamı ne kadar ciddiye alabileceğimizi kendi kendimize sorduk.
Hatta çok samimi olarak şöyle bir şey söyledim:
"Biz bu haberleri verdik. Ama başka gazeteler bizden daha büyük bir iştahla üzerine gittiler. Şimdi bu adamın söylediklerini vermeye kalkarsak, sanki soruşturmayı komik hale getirmek istiyormuşuz izlenimi doğar."
Samimi olarak böyle düşündüm.
Bu çağda kendini "Mesih" ilan eden bir insan hakkında ne düşünebiliriz ki?
Ama bakın ne oldu?
Bizim kuşkuyla baktığımız bu belge, başka gazeteler tarafından ciddiye alınıp manşetlere kondu.
Bunu manşet yapan arkadaşlarımız için bir şey söylemiyorum.
Değerlendirmeleri böyle. Belki de onlar haklı.
Biz ise kaynak konusunda şüpheye düştük.
Önümüze başka belgeler de geliyor.
Mesela, Veli Küçük’ün evinde bulunan gazetecilerin listesi.
İçinde yok yok.
Ama öylesine mantıksız, öylesine abuk sabuk bir liste ki, bırakın ciddiye almayı, kahkahalarla güldük.
Çünkü, ulusalcı diye bildiğimiz bir yazar ile dinci kesimin en önde gelen kalemlerinden biri yan yana aynı çetede görünüyor.
Yani, bugün ellerine ne geçerse bir an tereddüt etmeden yayımlayan bazı dinci gazetelerin genel yayın yönetmenleri, köşe yazarları da aynı listelerde ve bu listeler elden ele dolaşıyor.
* * *
Bir başka örnek.
İçeri alınan kişilerden birinin bilgisayarında ele geçirilen MSN konuşmaları sızdırılıyor.
Burada, çetenin azılı elebaşılarından biri olarak değerlendirilen kişi, bir başka kişi hakkında, "O bizden. Adamımız. Şöyle yapacak, böyle yapacak" diye konuşuyor.
Konuşmaların bu kısmı sızdırılıyor ve hakkında konuşulan kişi anında "çete elemanı" gibi sunuluyor.
Ama iki gün sonra bu konuşmaların geri kalan bölümleri elden ele dolaşmaya başlıyor.
Bir bakıyorsunuz o bölümde, çetebaşı denilen kişi, "Bizden" dediği kişi hakkında ağza gelmeyecek şeyler söylüyor.
"O da adam değilmiş" diyor, hatta "kazığa oturtulmasından" söz ediyor.
Yani bir gün önce sızdırılan káğıtlarda, "çete üyesi" olarak sunulan kişi ertesi gün "çetenin en azılı düşmanı" haline geliyor.
Ama bu káğıtlardan medet uman, karşısındakileri bu káğıtlarla karalamaya çalışan bazı gazeteler, nedense ikinci bölümdeki konuşmaları yayımlamıyorlar.
Bir soruşturma böyle dejenere edilir.
* * *
Oysa Ergenekon soruşturmasında, hepimizin hayatına kastedecek bazı oluşumlara ulaşılabilir.
Korkum şu:
Bu mantıkla herkese saldırılmaya başlanırsa bunun sonu "postmodern McCarthyizm" olur.
Hepimiz buna dikkat etmeliyiz. Özellikle de andıç eleştirisi yapan arkadaşlarımız.
O nedenle artık bir an önce iddianamenin ortaya çıkması iyi olacak.
Yorum Ekle