Metni Büyüt Metni Küçült
25 Nisan 2008

Kanal 7, STV gibi muhafazakar kanalların izlenme payları düştü

Emre Aköz de merak etmiş, "Madem muhafazakarlaştık neden dini hassasiyeti yüksek kanallar değil de, dört büyük kanalın ezici üstünlüğü var hálá" diye soruyor... Hem kendi soruma, hem Emre Aköz’e cevap vereyim.
Kanal 7, STV gibi muhafazakar kanalların izlenme payları düştü İşçi Partili Kemalettin’in suçu neydi? Balili neden dönmüyor?
Cengiz Semercioğlu / Hürriyet

Hakan Şükür’ün "Kutlu Doğum Haftası’na yakışır bir derbi olsun" sözü büyük yankı uyandırdı.

Galatasaray’daki cemaatçiliğin baş mimarı olan Hakan Şükür, takım arkadaşlarından sonra taraftara da futbolu kullanarak dini mesajlar vermeye başladı.

Bazıları "Ne var bunda" diyor?

Kağıt üzerinde bakıldığında gerçekten de bir şey yok!

Ahmet Hakan da, "Yabancı bir futbolcu kalkıp, Şükran Günü’ne uygun bir maç olsun dese aynı tepkiyi gösterecek miydiniz" diye soruyor.

Biz göstermeyecektik ama tepki gösteren çok olurdu.

Bu ülkede futbol taraftarı yabancı futbolcunun maça girip çıkarken ya da gol attıktan sonra haç çıkarmasına bile tepki gösterir.

"İsa adına güzel bir maç olsun" gibi bir açıklamayı tahmin bile edemiyorum. Türkiye’deki tek İsrailli futbolcu olan Sivasspor’lu Balili’nin çok dile getirmese de dini nedeniyle yaşadığı sıkıntıyı hepimiz biliyoruz.

Yahudiler’in dini gününe geldiği için geçen sezon Ankaraspor maçına çıkmak istememesi (sonra yalanlanmıştı haber) büyük tartışmalar yaratmıştı.

Bu arada Sivasspor şampiyonluğa koşarken Balili neden dönmüyor hálá İsrail’den?

Omuzundan sakatlanıp tedavi için ülkesine gitmişti, arada takımının maçlarını izlemeye geliyor, en son Beşiktaş maçına geldi.

Sezonu kapadığı söylenmişti ama bu kadar krtitik haftalarda bile Sivas yerine Tel Aviv’de olmayı tercih etmesinde, dini nedeniyle gördüğü baskının hiç mi nedeni yok sanıyorsunuz?

Dolayısıyla "Hakan Şükür, Kutlu Doğum Haftası’nı; Balili, Hanuka Bayramı’nı; Alex de Noel’i istediği gibi kutlasın ne var bunda" demek kağıt üzerinde doğrudur ama bu ülke ikliminde pek mümkün değildir.


Madem bu kadar hoşgörülüydük, 1995 seçimlerinde İşçi Partisi’ni destekleyeceğini açıkladığı için futboldan aforoz edilen Fenerbahçeli Kemalettin Şentürk’ün suçu neydi?

Dini görüşleri nedeniyle Hakan’a gösterilen hoşgörünün yüzde biri siyasi görüşleri nedeniyle Kamelattin’e gösterilmedi bu ülkede...

Önce Fenerbahçe’den gönderildi, sonra ikinci ligde Kahramanmaraş, Osmaniye, Kırıkkale, Kütahya, Kemalpaşa gibi takımlarda 10 yıl süren sürgün hayatı yaşadı.

2005’te de, "Çocuğumun rızkı elimden alındı" diyerek futbolu bıraktı.

Kemalettin, 1970’lerde "Türkiye’de futbol sömürüdür" diyen Metin Kurt’tan sonra yeşil sahalara gelmiş en solcu futbolcuydu.

Tıpkı Metin Kurt gibi, Kemalattin’e de yaşam hakkı tanınmadı.

Galatasaraylı Metin Kurt’un futbol hayatı solcu olduğu için bitirildi.

Galatasaraylı Hakan Şükür’ün futbol hayatı cemaatçi olduğu için devam ediyor.

Kendisi de bunun farkında olduğundan tribüne oynamaya başladı.

Emre 15 yıl önceyi hatırlamıyor...

Muhafazakarlaştığı söylenen Türkiye’nin muhafazakar kanalları izlemediğini söylemiştim bir süre önce.

Son 5 yılda Kanal 7, STV gibi muhafazakar kanalların izlenme paylarının düştüğünü rakamlarla yazmıştım.

Bunun neyi ifade ettiğini sormuştum?

Emre Aköz de merak etmiş, "Madem muhafazakarlaştık neden dini hassasiyeti yüksek kanallar değil de, dört büyük kanalın ezici üstünlüğü var hálá" diye soruyor...

Hem kendi soruma, hem Emre Aköz’e cevap vereyim.

- Kanal D, Show, atv ve Star’ın halen ezici üstünlüğü var ama onların da 5 yıl önceye göre ratingleri düştü. Yani rating kaybeden sadece muhafazakar kanallar değil.

- Bunun en büyük nedeni ölçülmeyen kanalların sayısının artması ve çok güçlü tematik kanalların yayına geçmesi.

- Seyircinin dört büyük kanalı izlemesi, muhafazakarlaşmadığımızı göstermez. O dört büyük kanalın 15 yıl önceye göre neyi gösterdiğine bakmak lazım.

- Yani muhafazakar izleyici mi eğlence kanallarına yaklaştı, yoksa eğlence kanalları mı muhafazakar izleyiciye?

n Herhalde Emre 15 yıl önce televizyonda hiç Colpo Grosso’yu izlemedi, yoksa bu soruya "Kesinlikle ikincisi" yanıtını verirdi.

- Hadi Colpo Grosso’yu hatırlamadı, peki Tutti Frutti’yi de mi hatırlamıyor, ya da her cumartesi akşamı yayınlanan Emmanuel serisini?

- Bugün bırakın ’kırmızı noktalı" yayınları, bırakın ekranda bir kadının üstsüz gözükmesini, öpüşme sahnesi bile bulamazsınız filmlerde.

- Yıllarca ekranda olan Huysuz Virjin’in gizli ekran yasağına isyan edip ancak Avrupa basınına konu olduktan sonra, saat 23.00’ten sonra izin koparabildiği bir televizyondan bahsediyoruz...

- Bunca yerli dizi yayınlanıyor, bu Türkler hiç mi sevişmesini bilmezler, hiç mi hararetli bir şekilde öpüşmezler. Tek bir dizide sevişme sahnesi olmaması ilginç değil mi?

- RTÜK Başkanı Zahid Akman’a canlı yayında sormuştum bunu; "Bugün Tutti Frutti’yi yayınlasak başımıza ne gelir" diye...

- "Biz kimseye yayınlamayın demiyoruz. Yayınlayabilirsiniz, ancak yayınlandıktan sonra bakıp karar verebiliriz" demişti...

- Hálá TV’nin muhafazakarlaşıp muhafazakarlaşmadığına karar veremeyen Emre, RTÜK’ün nasıl bir karar vereceğini tahmin edebilir mi acaba?

Yorumlar

abdulmelikhankendi | 25 Nisan 2008 15:16
Hakan Şüküre şifalar diliyoruz.. inşaallah iyileşir
eski melekelerine kavuşur. Dinci Basın ve yayına gelince; bir çicekle yaz gelmediğini, o camianın içinde olup, haybeye kürek çekenlerin emeklerinin boşuna olduğunu kendileri görüp anlayacak, Laiklik ile
ilgili menfi çalışmaları sonuçsuz kalacak, İnşaallah
Cumhuriyetimizin temel nizamını yıkmaya kimsenin gücü
yetmeyecektir.

Yorum Ekle