Üstelik bu ülkenin önemli bir gazetesinin genel yayın yönetmeni de bu davete kafayı takmış durumda, mütemadiyen araştırmacı gazetecilik filan yaparak yemekten bilgiler almaya çalışıyor.

Çok tuhaf bir durum ile karşı karşıyayım. Ülkenin Başbakan’ı özenle seçildiği belli olan bazı gazeteciler ile bir evde yemek yiyor.
Üstelik bu ülkenin önemli bir gazetesinin genel yayın yönetmeni de bu davete kafayı takmış durumda, mütemadiyen araştırmacı gazetecilik filan yaparak yemekten bilgiler almaya çalışıyor.
Bu kadar fazla gazetecinin işin içinde olduğu bir yemekte nelerin konuşulduğuna dair bir tek bilgi bile alamadık bugüne kadar.
Yazılanları ise Başbakanlık yalanlıyor.
Absürd bir durum değil mi? İnsanda gazetecilik mesleğinden kuşkular yaratacak, bıktıran bir durum ortada olanlar.
Aslında ben şaşırmıyorum bu olan bitene.
Çünkü gazetecilerin toplu halde bir Başbakan veya Cumhurbaşkanı ile birlikte oldukları zaman onlara soru sormak yerine fikir beyan etmeyi tercih ettiklerini biliyorum.
Şöyle anlatayım meseleyi:
Galiba birkaç yıl oluyor, bir lokantada Başbakan’ın katılacağı bir yemek düzenlenmişti. Ve hemen her medya kuruluşundan gazeteciler katılmıştı bu yemeğe. (Fehmi Koru’nun örgütlediği bu yemek galiba Feriye Lokantası’ndaydı).
Şimdi normal olarak gazetecilerin sorular sorması ve Başbakan’ın da cevap vermesi gerekiyor değil mi?
Hayır, bazı arkadaşlar soru sormak yerine cevap vermeleri gerektiğini düşünüyorlar.
Çünkü sorunları Başbakan’dan daha iyi bildiklerini düşünüyorlar, çözümler de bir tek onlarda.
O nedenle uzun ve yavaş konuşup herkesin meseleleri anlamasına çalışıyorlar.
Dikkatimi çekti, çoğu yazdıkları türde konuşuyor, uzun, anlamsız ve sıkıcı.
Başka bir ortamda benim başıma geldi. Başbakan’a bir soru sordum, cevabı aynı ortamda bulunan başka bir gazeteci verdi. Kalkıp boğacaktım ama Başbakan’a ayıp olur diye kendimi tuttum.
Şimdi bakıyorum da bu şekilde davranan gazetecilerden bazıları son yemekte de varmışlar.
Onun için olan şudur, emin olun:
Başbakan konuşmak istese de konuşamamıştır. Arkadaşlar kendi fikirlerini açıklamışlardır, sonra da yemekten haber vermek için yazı yazarken Başbakan’ın değil, ya kendi ya da arkadaşlarının fikirlerini haber diye yazmışlardır mecburen. Çünkü ortada büyük ihtimalle başka bir şey yok.
Dolayısıyla Başbakanlık her haberi yalanlayabiliyor ama bunlar konuşulmadı da demiyor. Sadece ‘Başbakan demedi’ diyorlar.
Şaşırma sevgili Ertuğrul Özkök, araştırmacı gazetecilik gayretinden de vazgeç.
Bırak bu işin peşini, yorma kendini.
Ortada bir medya abukluğu var işte. Bütün mesele bundan ibaret.
Yorum Ekle