Namaz kılmayı çok istiyorum. Yani güzel bir şey. Namaz o kadar faydalı bir şey ki. Dini kısmını geçsek de, vücut hareketi olarak o kadar faydalı bir şey ki vallahi.

İleride bir single yapar, o işi temizlerim
Sesinin müzik piyasasındakilerin yüzde 70’inden daha iyi olduğunu söyleyen Seray Sever “Başarısızlığı kabullenen biri değilim” diyor.
Konuştukça anladık ki, “dibe vurmak” Sever’i gerçekten de bir hayli değiştirmiş. Öyle ki, düne kadar “Türkiye’nin en seksi kadınları” listesine girmekten mutluluk duyan Sever, bugün Ahmet Özhan’ın söylediği ilahilerde huzur bulur noktaya gelmiş. Sever, “Ben o dönem yaklaşık 3 ay boyunca Ahmet Özhan’ın CD’sini dinleyerek uyudum. Ruhum huzura erdi” diyor.
SERAY Sever son bir yıldır hayatında yeni bir rota çiziyor. İşe önce dış görünümünü değiştirerek başlamış. Hiçbir zaman şarkıcı olma iddiasında olmadığını söyleyen Sever “İki yıl önce dibe vurduğumda, her şeyden kendimi soyutladım. Tüm kazancımı ben o albüme yatırdım. Bir şekilde kendimi 70 milyona anlatamadım, sonrasında da anlatmaktan vazgeçtim. Zamanı gelir ilerde bir single daha yaparım, bu işi temizlerim” diyor.
Sesim piyasadakilerin yüzde 70’inden daha iyi
Başarısızlığı kabullenen biri olmadığını söyleyen Seray Sever “Müzikle ilgili yola çıkışımda çok iyi niyetliydim. Tüm kazancımı o albüme yatırdım. Bir şekilde kendimi 70 milyona anlatamadım” diyor
O, aslında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu... Ancak şimdiye kadar aldığı eğitime yakışmayacak işlerin içinde yer alıp, sonunda da kendi deyimiyle dibe vurdu. Bu duruma, muhatap olduğu insanları kendi seviyesine çekmek yerine, onların seviyesine inerek geldiğini fark edince de kendine yeni bir rota çizdi.
İşe önce dış görünümünü değiştirerek başladı... Onu iç dünyasındaki değişiklikler ve iş hayatındaki ince ayarlar izledi.
Seray Sever’le “Cafe Sohbeti” için buluştuğumuzda ne “jetlack”i atabilmişti üzerinden, ne de yakında vizyona girecek “Sex and The City”nin yıldızlarıyla Amerika’da tanışmanın ve söyleşi yapmış olmanın heyecanını...
Seray Sever istediği yerde mi?
Mesela, son bir ayda benim çok hoşuma giden iki iş yaptım. İlki Josh Holloway röportajı, diğeri de “Sex and The City”nin filmine davetli olarak gitmem ve filmdeki yıldızlarla röportaj yapmam. Beni gitmek istediğim yere doğru götüren bir şey.
Nedir istediğin o yer?
Çünkü sonuçta çok iyi bir aileden gelmiş, Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirmiş, ondan evvel de kolej bitirmiş, ana dili gibi İngilizcesi olan iyi eğitimli bir insanım. Yaptığım işte bu kadar özellikli insanlar yok. Belki de uyum sağlamak için uzun süre kendimi aşağıya çekmeye çalıştım. Ben de sizdenim, beni dışlamayın demeye çalıştım. Dolayısıyla olduğum yeri kaybettim. Son bir senedir istediğim yere doğru gitme yolunda ilerliyorum.
Mesleğin ne? Sunuculuk mu, oyunculuk mu, şarkıcılık mı, talk show yıldızı mı, ne?
Hiçbir zaman şarkıcı olma iddiasına girmemiştim. Bunu Meltem Cumbul da yaptı. Yurtdışındaki bütün oyuncular da bunları yapabiliyor. Şu an kendi mesleğimi tanımlarsam, ekonomistim. Yaptığım iş olarak, televizyoncuyum... Türkiye’deki en iyi kadın talk showcusuyum. İddia ediyorum en iyi programcıyım, iyi bir sit-com oyuncusuyum. Bunun dışında prodüksiyon şirketi kurdum, yaptığım işin artık mutfağına da girmek ve gençlere yol açmak istiyorum.
Bir yıl öncesine kadar her taşın altından Seray Sever çıkıyordu...
Başarısızlığı kabullenen biri değilim. Müzikle ilgili yola çıkışımda da çok iyi niyetliydim. Bugüne kadar ki tüm kazancımı ben o albüme yatırdım. Bir yanlış algılanma, kulaklıktan müzik dinlerken şarkı söyleseniz, sesiniz kötü çıkar. Başka prodüktörlerle yaşadığım sorunlar vardı, o iş göründüğü gibi değildi yani. Sonra insanlar vurmaya başladı. Bir şekilde kendimi 70 milyona anlatamadım, sonrasında da anlatmaktan vazgeçtim. Zamanı gelir ilerde bir single daha yaparım, bu işi temizlerim. Benim sesim asla kötü değil. Piyasanın yüzde yetmişinden daha iyi sesim.
Nasıl bir ekonomistsin ki, onca yılda kazandığın parayı o iki şarkılık single yatırıp, batırdın?
Oradaki benim ekonomist yönüm değil ki... Ekonomist yönüm şunu gösterir, yaptığım işlerde bir para biriktirmiş olmak, yapacağım yeni bir işe yatırım olarak koymak. Sonuçta bu idealist bir tavır, kötü bir şey değil.
Bu işe ne kadar para harcadın?
Banka hesaplarımı sıfırlayacak kadar para harcadım. O dönem sıfırlanmış halimdi. Ama şimdi çok güzel bir yükselişteyim. Ekranda çok iyi bir talk showcuyum, prodüksiyon şirketimi kurdum, yurtdışına gidip röportajlar yapıyorum.
Biraz daha para biriktirip yine batıracaksın anlaşılan.
Müzik benim alanım değildi kendi gücüme başkalarına devrettiğim alandı. Ama televizyon-culuğumda kendime çok güveniyorum çünkü benim alanım. Televizyon-culukta horozlanmak gerekiyorsa, horozlanırım, çünkü herkesten çok bilgiye
sahibim.
Televizyon için bu kadar kariyer planı yapan insan o zaman neden, “Altı ay ne TV seyrettim, ne gazete okudum” der? Bu nasıl bir kaçıştır?
İki yıl önce dibe vurduğumda, her şeyden kendimi soyutladım. Duyduğum her haber izlediğim her görüntü beni üzdü. Bunlarla yüzleşmek yerine insanlardan kendimi soyutlayarak, kendime döndüm içime döndüm. Esas yürümem gereken alana haksızlık ettiğimi anladım. Yani başka bir sevdaya kapıldım. Son bir senedir tasavvufa yöneldim, Mevlana okuyorum.
Neden Mevlana’ya sardın?
Mevlana’yı okumamıştım. Bir sene önce Mevlana’ya ait bir kitap aldım, o zaman da Ahmet Özhan bizim programa konuk olmuş ve bana CD’sini hediye etmişti. Ben o dönem yaklaşık üç ay boyunca o CD’yi dinleyerek uyudum. Ruhum huzura erdi. Ahmet Özhan bile bilmiyordur bunu. Sonra ruhuma o aşk geldi.
Şimdi sırada ne var?
Namaz kılmayı çok istiyorum. Yani güzel bir şey. Namaz o kadar faydalı bir şey ki... Dini kısmını geçsek de, vücut hareketi olarak o kadar faydalı bir şey ki vallahi. Tassavufu da yalnız kalıp kendine döndüğünde çok derine girip anlayabiliyorsun. Seni bütünlüyor ve müthiş huzur buluyorsun.
Evimde Mevlana’nın tablosu var, çok sıkıldığım zaman o odaya girip huzur buluyorum. Bu işleri yapıyorum ama kendime kaçış dünyası buldum, kaçış olanağı buldum.
Teklifi erkek yapar ama ilişkiyi bir yere kadın taşır
Çapkın mısın?
O kadar tek eşli ve aşkı arayan bir kadınım ki! Çapkın olan kadınlar, adamları alıp güzelce evlerine kapanıyorlar. Ben o insanı arkadaş grubu içinde tanımalıyım, sinemaya gitmeliyim, dışarıda nasıl olduğuna bakmalıyım ki ondan sonra ilişkim olsun. Bu da benim için iki ya da üç ay süren bir dönemdir. Bir görüşte aşk olma gibi şeylerim yoktur.
Test etmek için 90 gün gerekli?
En az üç ay gerekiyor. Üç yemekte anlıyorsun karşındakini. Önemli olan birbirine alışabilme, insan olarak başka değerlerini kabul edebilme. Üç haftada sınavı geçen olmadı.
Testi geçemeyenleri nasıl sepetliyorsun?
Sepetlemiyorum ki o süre zaten benim için arkadaşlıktır . Ben istemezsem hayatıma sokmam. Çok direkt biriyim, bana kimse asılamaz yani.
Sen hiçbir erkeğe arkadaşlık teklif ettin mi?
Hiç etmedim. Gerek kalmadı çünkü güzel bir kadınım. Ben birisini beğeniyorsam bir bakışımla gelir yani.
Sırılsıklam âşık oldunuz mu?
Karşı tarafın da ilgisi vardı ama sadece şunu söyleyebilirim bir kere sırılsıklam âşık oldum. Hiçbir şekilde kim olduğunu bilemezsiniz.
Keşke yapmasaydım dediğin ne var?İki hata yaptığımı düşünüyorum. Özel hayatımı basının önünde yaşamamalıydım. İkinci hatam ise keşke albüm yapmasaydım.
İyi ki yapmışım dediğin bir şey var mı?
İyi ki böyle bir ailede doğmuşum. İyi ki böyle bir okul bitirmişim. İyi ki böyle bir meslek seçmişim.
Mutlaka yapmalıyım dediğim ne var?
Yurtdışı bağlantılı işler yapmalıyım. program yapmalıyım.
10 ismin çağrıştırdıkları
Oktay Kaynarca: Partnerim
Hakan Altun: Dost
Çelik Erişçi: Tanımamış olmayı tercih ederdim
Neşe Erberk: Severim
Ali Poyrazoğlu: Çok saygı duyarım, severim
Ali Atıf Bir: Canım benim
Ali Babacan: Ne alâka şimdi? Devletimizin isimlerinden biri.
Kürşat Başar: Saygıdeğer
Müjde Ar: Bayılıyorum
İlhan Mansız: Çok efendi
Ali Eyüboğlu
Yorum Ekle