Metni Büyüt Metni Küçült
16 Mayıs 2008

"Maaşımın yarısını veririm, yeter ki Kanaltürk yaşasın..."

“Gömleğimi satarım, maaşımın yarısını veririm, yeter ki Kanaltürk yaşasın!” diyenlerden kaçı gömleğini sattı, kaçı maaşının yarısını gönderdi Kanaltürk’ün 8 aydır ücretsiz çalışan elemanlarına? Tuncay Özkan’ı linç eden köşebentlerimize soracak sorum yok..
"Maaşımın yarısını veririm, yeter ki Kanaltürk yaşasın..." Kanaltürk: Namus yazısı
Mine Kırıkkanat / Vatan


Vefa, benim için kin ve minnete sadakattir. İşte o yüzdendir ki bu yazı bir namus yazısıdır, vefa yazısı değil.

Ne Tuncay Özkan, ne de Kanaltürk’e minnetim var.

Üslendikleri misyona saygı duyduğum ve aralarında bulunmak, değişik bir bakış açısı sunmak, magazininden kültürüne, programlarını beğendiğim bir kanalın ufkunda kendi fikirlerime yer açmak için oradayım.

Şöyle söyleyeyim: Yirmi iki yılı geride bıraktığım gazetecilik mesleğinde, kimsenin kimsenin önüne geçmek için dolap çevirmediği, kişisel hırsların değil, doğru ya da yanlış, ilkelerin savunulduğu tek iş yeri gördüm, o da Kanaltürk’tür.

Sevgili hocamız Prof. Dr. Süheyl Batum, Ceza Hukuku’nda uluslararası genç değerimiz Aslıhan Öztezel ile birlikte hazırlayıp AB’nin mali desteğini aldığımız, dolayısıyla başta ekonomik, her anlamda bağımsız Kiosk programını, bu özellikleri yüzünden Kanaltürk’te yapıyoruz.

Tuncay Özkan’a, “AB programı yapacağız!” dediğimde, AB karşıtı Kanaltürk izleyicilerinden nasıl tepki alacağını o da biliyordu ben de.

Tuncay Özkan, sadece konuk olarak katıldığım “Gerçekler” programında, “Bu karıyı niye aranıza alıyorsunuz?” diyenlere karşı nasıl sağlam durduysa, “AB yanlısı program nasıl yayınlarsınız?” diye soranlara karşı öyle sağlam durdu.

Ben de, “O adamın yanında ne işin var?” diyenlere karşı aynı sağlamlığı gösterdim. “Kanaltürk’ü bitirecekler, kenara çekil!” diye uyardıklarında da kaçmadım. Kaçmam.

Anlamıştım. Bitireceklerdi. Tuncay Özkan millete güveniyordu.

“Yanlış millete güveniyorsun!” dedim. Dinlemedi.

Bitirdiler.

Kanaltürk’ün Koza İpek Grubu’na satışını, kesinlikle onaylıyorum!

Tuncay Özkan ve kanala küfreden halkımıza soruyorum: “Gömleğimi satarım, maaşımın yarısını veririm, yeter ki Kanaltürk yaşasın!” diyenlerden kaçı gömleğini sattı, kaçı maaşının yarısını gönderdi Kanaltürk’ün 8 aydır ücretsi çalışan elemanlarına?

Tuncay Özkan’ı linç eden köşebentlerimize soracak sorum yok, çünkü hepsinin ne mal olup kaça satıldıklarını çok iyi bilenlerdenim.

Aralarından biri beni hayal kırıklığına uğrattı, o da sergiler “gibi” göründüğü duruşa hiç yakışmayan dünkü yazısıyla Yiğit Bulut.

Pek güvendiği okurlarına, “Kanaltürk programlarına niye katılmadığımı şimdi anladınız mı?” demeye getirmiş. Eğer Kanaltürk’ün Ankara konferansına katılımını, benim boyun eğmediğim, “Aman onlarla görünmeyin!” uyarısına uyup iptal ettiğine bizzat tanık olmasaydım, belki yutardım.

Ama “Tam karşı gruba satacağına, keşke kapatsaydı! O zaman, peşine düşen herkes gelir, orada gerekli mücadeleyi yapardı...” nasihatine değgin bir ders vermek isterim: Sayın Bulut, herkesin hiç kimse demek olduğu zamanları siz hiç yaşamadınız anlaşılan. Ya herkes adına angaje olmayın, ya da kendiniz için konuşun. Parmağınızdaki pırlantalı yüzüğü mü verirdiniz Kanaltürk’e destek olarak, yoksa vermez miydiniz?

Vermemek elbette hakkınız, ama vermemek, sizin de “herkes yapardı” demek hakkınızı elinizden alır.

Tuncay Özkan, Kanaltürk’ü satmasaydı, evet, Maliye Bakanlığı el koyacaktı. Maliye Bakanlığı el koyup ne yapacaktı? Belki aynı gruba, ama mutlaka AKP yandaşı birilerine satmayacak mıydı?

Tuncay Özkan, bütün kapıları çaldı. Alımkâr bir tek “vatan evladı AKP muhalifi” çıkmadı.

Kanaltürk’ün Koza İpek Grubu’na satılması, işin zaten varacağı mecrada, Unakıtan maliyesini aradan çıkarmaktan ibarettir.

Kanaltürk’ü yaşatmak için elini taşın altına koyan, didinen gerçek insanların tesellisi yok, olamaz. Ancak...

2005’te beni, bugün Tuncay Özkan’ı linç etmek için yarışan aynı sırtlan tayfasına iki seçenekli bir uyarım var: Sizin güdük çapınızla edindiğiniz büyük şans, bizlerin satılık olmamasıdır. Satılmaya karar verirsek, sizlerden daha çok para ederiz bir...

İkincisi, satılmadan yaşar ve sizin ardınıza kalırsak, onur nedir, onursuz kimdir, tarihçesini biz yazarız.

Her iki olasılıkta da kin vefama güvenebilirsiniz!

Yorum Ekle

Yorumlar

0 (+) İyi yorum (-) Kötü yorum
sumbulteberzadeamberibey | 17 Mayıs 2008 11:43
hanım efendi çok güzel yazıyorsunuz.
içtenliğinize bütün kalbimle inanıyorum.
merak bu ya.
1-on beş gündür dinlendi-dinlenmedi
en ince detayına kadar.takip eden arabanın lastik
markasını bile yazacaklar.arabanın modelini
dahi yazacaklar.belkide yazdılar.
ey uyanıklar kim olursan ol.
diyebiliyormusun AHA! şu dinletiyor.
diyebiliyormusun AHA! şu için
diyebiliyormusun AHA! şu için dilsizim.
bir allahın kulu çıkıpda evet dinlenmedi.
bir allahın kulu çıkıpda evet dinlendi.
diyemiyor.söyleyen çokda.içeriği boş.
tv.si kapanmış,medya yapılanıyor,doğan ın kumaları artı,BANA NE KARDEŞİM.
çoğalanlar halka haber iletecek ve halkı
bilgilendirecek kuruluşlar.
onlar varkende yukarıda yazdıklarım oldu,oluyor.
eeeeeeeeeeeeeeeee!benim için olsada olur olmasada.
normal, biri satın aldığı işinin reklamını yapacak.
deseler deseler.şu kadar dolara aldım.şu kadar dolara
aldım derler.ödediği paranın reklamından öte bir şey yok ortada.hep ödenenleri konuşuyoruz.hep para.
adam ekin ekmek için tarla alır.ömrü billah
nadasda bırakmak için almaz.merak edilen adamın
ne ekip ne ekmeyeceği.birde ekini kaça kimlere satacağı.
o kadar para şişirilen balonlar için verilmez.
vallahi billahi,allah çarpsın bazı konularda
uyanık uyuyoruz.neden diye iki kelime soranda yok.
ben de çok sordum.
sebebi belli halbu ki.
Dr.sorar evladım ne yedinde miydeni bozdun.
zavallı hasta rüyasında gördüğü öcü korkusundan diyemez.
bu günlerde bazı kişiler altını ıslatıyor.
altına ediyor da denilebilinir.
çocuk bezi satışları iki misli arttı.
Hele üç çocuk işi tutarsa.
daha kibar yazılışı var ama LAPTOP!UM yazamıyor.
çünkü ithal ve oralarda bu gibi şeyler olmadığı
için bilipte yazamıyor.
hanım efendi son satırlar için özürdilerim.

sümbülteberzadeamberibey

yazı uzunluğundan yayınlarsınız veya yayınlamazsınız.ben yazayımda
bir temel hikayesi.bulunduğum şehirde yaşanmıştır.

temel işsizdir.ne yapacağını bilemez halde dolaşır.
birde bakar birisi mandal ile eskicilik yapıyor.
ha bende yapayım sermayesiz bir iş der.
takılır eskicinin arkasına bir de işi öğrenecek.
eskici bağırır:eskiler alırım, eskici.
bu bağırma bir kaç defa tekrarlanır.
temel!de tık yok.bir türlü bağıramaz.
zamanda geçer.kararlıdır artık.
eskici bağırır.eskiler alırım eskici.
temelde arkasından usulca PENDE der.