Gerçek Gündem yazarı Barış Yarkadaş bugün köşesinde medyayı topa tuttu. İşte o ilginç tespitler.

CHP’yi bırak AKP’ye bak
Salı sabahları Murat Taylan’la birlikte program yaptığım Yön Radyo’da da söyledim. Medya, iktidarın hışmından çekindiği için, sürekli muhalefete vurmaya çalışıyor. Böylece, hem iktidara şirin görünüyor, hem de ‘muhalefet’ bekleyen okurunun duygularını tatmin etmeye çalışıyor. Ancak bu tavır, gazetecilik meslek ilkelerini ayaklar altına alıyor.
Son örnek Yeni Şafak ve Akşam’ın manşetleri. Akşam Gazetesi, Salı günü yayımlanan sayısının manşetine, yine CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı çekti. Gazete, “Buna da muhalif” başlığıyla verdiği haberde, Baykal’ın ““Dumansız Hava Sahası Hareketini Destekliyoruz!” başlıklı ilanda yer almamasını eleştirdi.
ERDOĞAN SÖZLERİNİ ÇABUK UNUTTU
Gazeteye göre, Baykal yine ‘hizipçi’ tavır göstererek, ilanda yer almadı. “Sigara yasağı”na bile muhalefet eden Baykal’ın AKP’yle aynı kareye girmemesi sert bir dille eleştirildi.
Halbuki; burada dikkat çekilmesi gereken nokta Baykal’ın tavrı değil. Dikkat çekilmesi gereken nokta, AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tavrı. Çünkü; Başbakan Erdoğan, Meclis kürsüsüne çıktığında, ya da fırsat bulduğunda DTP’yi hedefe koyuyor ve şunu söylüyor: “PKK’ya terörist demeyenlerin elini sıkmam. Onlarla yan yana durmam.”
Ancak belli ki başbakan bu sözünü unutmuşa benziyor. Tabii Akşam’ın ‘iktidar-sever’ editörleri de. Başbakan, bırakın DTP’yle “el sıkışmamayı” DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’le aynı karede yer alıyor ve ‘’ortak’ bir çağrı yapıyor. Sizce, üzerinde durulması gereken nokta da burası değil mi?
AKŞAM ÇIKIŞ ARIYOR
“Pragmatist” özelliğiyle bilinen Erdoğan, “takıntı” haline getirdiği sigara yasağı konusunda alabileceği küçük bir destek için “söylediği sözleri yutuyor.” Akşam editörleri ise buna değil, Baykal’ın tavrına dikkat çekiyor. Belli ki; 250 milyon dolarlık TMSF kıskacına giren Akşam Grubu, işin kolayını buluyor: Muhalefete vurmak…
Ayrıca, bu haberin içinde yine Akşam editörlerinin gözden kaçırdığı bir nokta daha var. Bunu Oray Eğin’in yazmasını beklerdik. Ancak belli ki o da şu sıralar, İsmet Berkan’la uğraştığı için, kendi gazetesini dahi okuyamıyor.
HANİ ÇOĞUNLUK HER ZAMAN HAKLIYDI
AKP’ye yönelik kapatma davasının açılmasının ardından, bu partinin yandaşları ve yalakaları, ortalığı birbirine kattı. Yargı üyelerini açıkça tehdit etti. Bazı yalakalar işi ileri götürüp yargıçları ağza alınmayacak sözler sarf etti. Hatta Yeni Şafak’ın TV’si TV Net’te, Sevan Nişanyan adlı yazar, Fikri Akyüz’le birlikte yaptığı programda (üç gün önce) şunu söyledi: “Eğer birileri haddini aşıp yüzde 47 alan partiyi kapatmaya çalışıyorsa, hamama giren terler. Tabii izlenecekler. Telefonları da dinlenecek. Bundan doğal olan ne var?”
Bu sözler karşısında aynı zamanda Avukat da olan Fikri Akyüz bile şaşkına uğradı. Akyüz durumu ‘toparlamaya’ çalıştı. Ancak Nişanyan, ‘kararlıydı.’ Bu yüzden de “Sözlerimi bilerek seçiyorum. Tabii ki hamama giren terleyecek” dedi.
“Sigara yasağı” karşısında Baykal’ın tavrını eleştiren Akşam, bu sözleri nedense görmedi. Oysa ki; Nişanyan gibi AKP’ciler, son yasakla birlikte, yeni bir boşluğa düştü. AKP’den beslenenler, parti kapatma davasının demokrasi dışı olduğunu savunurken, hep aynı argümana sarılıyordu: “Çoğunluğun istediği olur. O yüzden kapatma olmaz.”
YASAKÇI AKP
Peki “sigara yasağı” çıkarılırken, sigara içenlere danışıldı mı? Ya da daha akılcı bir çözüm bulunması gündeme geldi mi? Hayır! AKP bu konuda da toplumla hiçbir fikir alışverişinde bulunmadı. Her zamanki gibi “jakoben” (tepeden inmeci) tavrını gösterdi. “Yassah hemşerim” dedi.
NEDEN 19 MAYIS?
Ayrıca, adı geçen afişte, "19 Mayıs"a vurgu yahılırken, "Atatürk'ü anma" ibaresi kaldırıldı. Ve sigara yasağı, sanki başka bir gün kalmamış gibi, tam da 19 Mayıs'a denk getirildi. Böylece, medyaya yeni bir 'malzeme' sunuldu. "Milli bayram" sigaranın dumanında kaldı.
HER ŞEYİN İLACI: YÜZDE 47
Kuşkusuz, bu sözlerimize itiraz edecek AKP’liler. 19 Mayıs'ın seçilmesinin tesadüf olduğunu söyleyecekler. Ve diyecekler ki; “Sigara zararlıdır. O yüzden yasaklanıyor.” Evet doğru. Sigara sağlığa zararlı. Ama bir de gerçek var. Sigarayı bu toplumun ÇOĞUNLUĞU içiyor. Bu oran YÜZDE 47’yi de geçiyor. O halde sigara da yasaklanamaz. Zira o mantığa göre, ÇOĞUNLUĞUN YAPTIĞI HERŞEY DOĞRUDUR!
AKPcilere bu kadar “felsefe” yeter. Onlar bu sözlerin anlamını çözmeye çalışırken, biz Akşam editörlerine ve Ufuk Uras’a bir hatırlatmada bulunup Yeni Şafak’a geçelim:
NERESİNDEN TUTSAN ELİNDE KALIYOR
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Akşam’da yer alan habere göre, kendisinden “ilan’’ için fotoğraf istendiğinde, şunu söylüyor: “Fotoğrafımızın ilanda nasıl kullanılacağını görelim. Ne yapılacağını görmek istiyoruz.” Bunun üzerine, Sağlık Bakanlığı CHP’yi bir daha aramıyor. Akşam bu bilgiyi haberinde vermesine rağmen, yine CHP’ye yükleniyor. Demek ki; AKP’nin diktörürce bakış açısını Akşam da ‘onaylıyor.’ Akşam’a göre, iktidarın istediği her şeye kayıtsız şartsız uyulmalı. Fotoğraf da verilmeli, özgeçmiş de! Onlar neyi nerede kullanacağını bilirler!
Peki nerede kaldı ‘demokrasi’ ve ‘katılımla yönetme’ ilkesi…
Yeni Şafak’ın durumu ise komedinin de ötesinde. İktidarın yayın organlarından olan Yeni Şafak, CHP Genel başkanı Deniz Baykal’ın dün Meclis’te gündeme getirdiği ATV – Sabah’ın satışına ilişkin soruları görmezden geliyor. Bunun yerine, “Baykal ‘iş’in kolayını buldu” diye manşet atıyor.
YENİ ŞAFAK HERŞEYİ BİRBİRİNE KARIŞTIRMIŞ
Manşeti okuyup “Neymiş bu işin kolayı?” diye öğrenmek istediğinizde, karşınıza şu tablo çıkıyor: “Baykal, İş Bankası’na ya muhaliflerini koyuyor, ya da yandaşlarını. İsmet Atalay ve Adnan Keskin bunlardan ikisi. İki isim de İş Bankası Yönetim Kurulu Üyesi yapıldı” deniyor.
Tabii Yeni Şafak’ın ‘kafasında’ muhaliflere yaşam hakkı tanınmadığı için “Nasıl olur da muhalifler yönetime atanır” sorusu soruluyor. Bu haberde, Keskin'e ve CHP'ye yönelik bir de gönderme bulunuyor: "Koltuğa oturtarak susturuyor."
Sözcüsü olduğu AKP cenahında işlerin böyle yürüdüğünü bilen Yeni Şafak, CHP'de de öyle olduğunu varsayıyor. Keskin'in ve CHP'nin kimliklerine en ağır saldırıyı yapıyor.
Oysa ki; Yeni Şafak'ın anlayamadığı şu: Muhalif isimlerin yönetime getirilmesi, bir partinin, kuruluşun, teşkilatın kendine olan güvenini gösterir. Çünkü; muhalefet, uyarısıyla, duruşuyla, bakış açısıyla, o partiye güç verir.
Kuşkusuz, TEK ADAM anlayışının gölgesinde yayın yapan Yeni Şafak’ın bunu anlayabilecek kapasitesi yok. Çünkü; Erdoğan – AKP zihniyeti, gazetecilik reflekslerini köreltiyor. Bakış açılarını daraltıyor. Mahmut Koçak ve Turhan Çömez'i partiden atan zihniyet, her yerde aynısının olmasını temenni ediyor.
ARŞİVE BAKSALAR…
Ayrıca, yine Çarşamba günü manşete taşınan haberde, Sabah – ATV sorularını ‘karartmaya’ çalışan Yeni Şafak önemli bir maddi hataya da imza atıyor. Gazete, “Baykal’a vurabilmek” için, İsmet Atalay’ı hedef yapıyor. Haberde, “Atalay, son kongreyi yönetti, İş Bankası YK Üyesi oldu” deniyor. Halbuki; Atalay, CHP Kurultayı’ndan 30 gün önce YK Üyesi oldu. Kurultay ise 26 – 27 Nisan’da yapıldı.
Bir diğer yanlış ise; Adnan Keskin üzerinden yapılıyor. Medya, Baykal’a vurabilmek için şunu yazıyor: “Denizli delegesinin üstünde etkisi olan Adnan Keskin, banka yönetim kuruluna atandı. Baykal böylece Denizli’yi garanti altına aldı.”
GAZETECİLİK DEĞİL PARTİCİLİK YAPIYORLAR
Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Keskin, 22 Temmuz’da CHP’den adaylık teklifi almadı. Buna rağmen, kendisine başka partilerden gelen teklifleri de reddetti. Ayrıca, Keskin Denizli’de değil, Ankara’da yaşıyor. Bu yüzden, CHP Denizli Örgütü’yle ilişkileri de sınırlı. Denizli’nin 22 delegesi ise zaten Baykal’a oylarını vereceklerini açıklamıştı. Bu yüzden, Yeni Şafak gazeteciliği, yine sınıfta kalıyor. Gazetecilik yerine “parti bülteni” yapmaya çalışanlar, mesleğe olan güveni de azaltıyor. AKP medyası, gazeteciliğin köküne kibrit suyu döküyor.
*********
1. NOT: CHP Kurultay delgeleri üzerine yapılan anlamsız değerlendirmkeler, delegelerin tepkisini çekiyor. Delgeler, “Biz asker değiliz. Muhalefet partisinde siyaset yapıyoruz. Bize kimske iktidar partilerindeki gibi ulufe dağıtmıyor. Bu yorumları saygısızlık olarak görüyoruz” diyor. Ancak halktan kopuk AKP medyası ve AKP yalakaları, bu gerçeği görmemeye devam ediyor.
2. NOT: Hrant Dink cinayetleri için çaba gösterdiği imajı yaymaya çalışan Ufuk Uras ile Muhsin Yazıcoğlu ilanda çok güzel durmuşlar. Uras bu fotoğrafı tüm ÖDP bürolarına astırmalı. "Kravat takmam" diyen isyancı Uras, 'tavrını' yine koymuş, kravat takmamış!
Barış Yarkadaş/Gerçek Gündem
Yorum Ekle