CHP'li Önder Sav'ın iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturmayı inceleyen savcı, Vakit'in telefonundan Sav'la 42 dakika görüşüldüğünü belirledi.

Sav'ın, CHP Genel Merkezi'nde Bolu eski Valisi Ali Serindağ ile yaptığı konuşmanın bir gazetede yayınlanmasının ardından Ankara Valiliği'nin talebiyle Cumhuriyet Savcılığı'nın başlattığı telekulak soruşturması devam ediyor.
Savcı ilk olarak soruşturmaya ilişkin önemli ip uçları verebileceğini düşündüğü Vakit Gazetesi telefonları, Sav'ın cep telefonu ve Vali Serindağ'ın cep telefonlarının görüşmenin yapıldığı günün dökümlerini istedi. TİB'e resmi yazı belirtilen kurum ve şahısların telefonlarının 25 Mayıs 2008 gününe ilişkin kayıtlarını isteyen Savcının bu talebi çerçevesinde tüm kayıtlar çıkarıldı.
Bugün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği öğrenilen kayıtlarda,
Sav ve Serindağ'ın bir araya geldiği saatlerde Sav'ın 0532 3716522 numaralı cep telefonunun 42 dakika Vakit gazetesine ait bir telefonla görüştüğünün belirlendiği ifade edildi.
ATALAY BRİFİNG ALDI
Bu arada saat bugün saat 11.00'da Emniyet Genel Müdürlüğü Dikmen Yerleşkesi'ne gelen İçişleri Bakanı Beşir Atalay, polis yetkililerden birifing aldı. Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal'ında eşlik ettiği görüşmenin ardından çıkışta soruları yanıtlayan Atalay, telekulak iddialarına ilişkin soruları "Bu konuda artık konuşmayacağım. Konu savcılığa intikal etti. Cumhuriyet Savcılığı tarafından değerlendiriliyor" dedi.
ANKA
Yorum Ekle
Yorumlar
CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın dinlendiği iddiasını değerlendirerek, ''Bir ortam dinlemesi olayıyla karşı karşıyayız. Watergate olayı, yıllar sonra Türkiye'de pervasızca tekrarlanmaktadır'' diyen CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol’dan,
Meczup dediği Vakit yazarı Serdar Arseven’in, "Önder Sav’ı cep telefonundan aradık... Bizimle konuşmak istemiyordu... Bu yüzden yanlışlıkla ’no’ tuşuna değil de ’yes’ tuşuna bastı... Biz de odada yaptığı konuşmayı dinledik." sözleri için; “Ne diyelim? Yuh artık! Zekaya hakaret olur da bu kadar olur...” yorumunu yapan Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun’dan,
AK Parti’nin gayri meşru yollarla toplumu ve devleti kuşattığını belirterek, “Dinleme vahim boyutlara ulaştı” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,
Medya içinde kendisini “Amiral Gemisi” mertebesine yerleştirerek güven vermeye çalışan fakat dinleme olayında, “Kim dinledi kim sızdırdı” manşeti ile CHP lideri Deniz Baykal’ı adeta harekete geçiren Hürriyet Gazetesi'nden,
AK Parti Hükümeti için, “Önemli yargıçların, siyasetçilerin telefonlarını dinleme gibi, ucuz ama diktatöryal bir duruşu da ortaya koyuyorlar.” diyen DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’den,
Bağlı bulunan tüm medya kuruluşlarının Önder Sav’ın Hz. Muhammed’e sarf ettiği çirkin sözleri görmezden gelen ama telekulak skandalına ön ayak olup bu ülkenin mutlu mesut günlerine neşter vuran medya devi Aydın Doğan’dan,
Deniz Baykal’ın dinleme ile ilgili iddialarına ve hükümete yönelik eleştirilerine yer vererek “Korku diktatörlüğü” manşetini kullanan Cumhuriyet Gazetesi’nden,
“Herkesin aklına düşen soru: Ben de mi dinleniyorum?” diyerek halkı açıkça korku tedirginliğe sevk eden “Basında Güven” sloganını sık sık çiğneyen Milliyet Gazetesi’nden,
Hz. Peygamber hakkında çirkin sözler sarf ettikten sonra hiç birşey olmamış gibi ortaya çıkıp, "Beni dinlediler" iddiasını ortaya atan ve 'Vakit’in ‘telefonunu açık bırakt’ı haberine, “Tanımadığım numarayı açmam” diye yanıt vererek skandal iddiasının ve çirkin sözlerinin arkasında duran CHP Genel Sekreteri Önder Sav’dan,
Yazısında, “Toplumumuz, bir türlü kontrol altına alınamayan bu keyfi dinleme terörü altında inlemeye başladı. İnsanların psikolojisi bozuldu. Diyeceğim, bu bütün Türkiye’nin ortak sorunu. Ama herkesten önce iktidarın sorunu.” Yorumunu yapan Amiral Gemisi’nin kaptanı Ertuğrul Özkök’ten,
"AKP, hakkımda ne yaparsanız ensenizdeyiz mesajı veriyor. Devletin teknolojik gücü siyasi güç olarak kullanılıyor” yorumunu yapan eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’dan,
“Konuşma metninin ideolojik tavrı ve aşırılığı bilinen Vakit gazetesine sızdırılmış olması da ister istemez “dinci bağlantı” şüphesini akla getiriyor: Bu kanunsuz dinlemeyi güvenlik güçleri içindeki “dinci” elemanlar mı yaptı?” yorumunu yapan Milliyet’in muhafazakar yazarı Taha Akyol’dan,
F-Tipi kulak tartışması” manşetini atarak Vakit’in üç gündür sessiz olduğunu iddia eden Akşam Gazetesi’nden,
Türkiye’de tüm gelişmeleri hemen sayfalarına taşıyan, Sav’ın iddialarını yalanlayan Vakit için “Komik savunma” yorumunu yapıp, Türk Telekom’dan gelen belgeyi görmezden gelen Fatih Çekirge’nin emir komutasındaki Hurriyet.com.tr’den ;
Başından geçen bir hadiseyi anlatıp, “Ne olur herkese "dinleme yok" deyin de bana demeyin!...” diyen Kanal D haberin sunucusu Mehmet Ali Birand’dan,
Önder Sav’ın Bolu eski valisi ile makamında yaptığı görüşmenin Vakit Gazetesi’nde yayınlanmasından 3 gün sonra, Ak Parti Hükümeti’nin ve devletin güvenlik güçlerinin de desteği ile CHP Genel Merkezi’ni dinlediğini söyleyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dan,
Olaylarla ilgili ayrıntıları kamuoyu ile paylaşan Vakit’i haber yapan, Zaman, Bugün ve Yeni Şafak için “Yandaş basından komik savunma” diye haber yapan Vatan Gazetesi’nden,
“Herkes büyük bir korku paranoyası içinde… Ülkenin böyle bir korku iklimine sürüklenmesinin sorumlusu hükümettir." diyen Hürriyet yazarı Tufan Türenç'den,
Vakit'in haberinden yola çıkarak, Önder Sav’ın dinlendiğini ima eden haberlere imza atan, fakat olayın yalan çıktığının anlaşmasından sonra konuyla ilgili hiçbir habere yer vermeyip, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın AP’de söylediği sözlere yönelen Vatan Gazetesi’nin -zamanında reklam için Bakan Güneş Taner’in önünde diz çökmesi ile gündeme gelen- Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu’dan,
“Kimi dinlediler? CHP’yi. Kimi mahkemeye verdiler? CHP’yi. Mağdur kim? CHP. Sanık kim? CHP. Tanık? CHP.” diye ironi yaparak CHP’yi mağdur sandalyesine oturtan Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil'den
''CHP Genel Merkezini ve Genel Sekreterini dinleme talimatını kim vermiştir? Dinlemeden sonra ortaya çıkan konuşma metnini, AKP'ye yakın medyaya kimler servis etmiştir?'' sorusunu soran CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’ndan,
Son zamanlardaki demokrasi çıkışlı yazıları ile adından söz ettiren fakat dinleme fiyaskosu için, “Önce Anayasa Mahkemesi Başkan vekili Osman Paksüt’ün, son olarak CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın dinlenmeleri elbette skandaldır. Elbette özgürlüğün ihlalidir. Elbette suçtur. Elbette cezayı gerektirir. Bu suçu kim işledi? Devletin kendisi mi? Devlet içindeki odaklar mı? Çeteler mi?” yorumunu yapan Milliyet yazarı Hasan Cemal'den
“Anamuhalefet partisinin genel sekreterinin dinlenmesinin gerekçesi devletin güvenliği olamaz, eğer dinleniyorsa ortada siyasi bir niyet var demektir. Onun da mutlak surette yargıya intikal ettirilmesi gerekir.” Yorumu ile birlikte, “Biz de o kuşkuyu taşıyoruz!” diyen MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı’dan,
“CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın odasında yaptığı özel görüşmenin kaydedilip Vakit gazetesinde yayımlanması, ‘yasalara meydan okuyan’ bir anlayışın sonuçları...” diye kesin ifadeler kullanan Hürriyet yazarı Melih Aşık'tan,
“CHP, Başbakan hakkında gensoru vermeye hazırlanıyor. Emniyet içindeki cemaatçi kadrolaşmanın yüksek teknoloji kullanarak CHP’yi izlediği ortada. AKP’nin kendi ‘derin devleti’ni oluşturduğunu savunan CHP bu örgütlenmenin üzerine gitmeye kararlı.” diyerek neredeyse bir skandala ortak olan Hürriyet yazarı Derya Sazak'tan,
“Dinleme skandalı buzdağının sadece tepesidir. Devlet içinde örgütlenmiş cemaate bağlı çete, tüm kritik kişi ve kurumları yıllardır dinlemektedir.” diyerek insanları töhmet altında bırakan Akşam yazarı Serdar Akinan’dan,
Sav'ın özel görüşmesinin içeriğini yayınlayan Vakit yazarı Serdar Arseven’in,''Kendilerine bu konuşma bandının servis edildiğini'' yazmasını mantıksız bulup, görüşmeyi kimin servis ettiğini sorup, ''Bu, Türkiye'de demokrasi skandalı, rezaletidir. Utanç duyulacak bir tablodur'' diye yorum yapan CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay’dan,
temsil ettikleri mevki ve makamın 'hakkına' yakışır bir şekilde, bir kereye mahsus da olsa büyüklük ve cesaret örneği gösterip "ÖZÜR" dilemeleri bekleniyor...
Adını buraya yazmayı unuttuğumuzu fark edip yukarıda yer alan kişilerle aynı düşüncede olanlar da yorumlarına görüşlerini ekleme erdemliliğini gösterip özürlerini beyan edebilirler...