Metni Büyüt Metni Küçült
7 Temmuz 2008

Başbakan’ınki yine aceleye gelmiş, talihsiz bir açıklama

“Sakallı, bıyıklı adam katiyen almam. Her gün tıraş olacak bir kere. İşe, Cote D’Azur’e gelir gibi gelinmez. Bluejean de giyilmez. Kadınlar da mini etek giyemez
Önce Rahmi Koç’un ne dediğini bütünü olmasa da bir iki cümle sonrasıyla birlikte okuyalım:

“Sakallı, bıyıklı adam katiyen almam. Her gün tıraş olacak bir kere. İşe, Cote D’Azur’e gelir gibi gelinmez. Bluejean de giyilmez. Kadınlar da mini etek giyemez! Buranın da kendine göre bir ciddiyeti var. Tişört olmaz, gömlekle gelecek. Çorabı düşük adam da sevmem. Eti gözükmeyecek. Ayakkabılar da boyalı olacak. Kadın personel için de düzgünlük isterim. Çok frapan olmasın”...

Ne var bunda? Bir kuruluşun kültür ve değerlerine uygun bir giyim kuşam tarzından söz ediliyor? Her kurum için benzer ilkeler vardır. ‘Ayrımcılık’ bunun neresinde?.. Herkes kafasına göre mi takılacak?..

Bütünü içinde bakıldığında iş yeri sahibi kaç kişi ‘genel anlamda’ bu veya benzer yaklaşımlara karşı çıkar...

Büyük bir olasılıkla sözler, Sayın Başbakan’a bütününden (kontekst) tamamen koparılarak aktarıldı. “Rahmi Bey sakal ve bıyığa karşıymış” demiş olmalılar. Yani dindarların geneldeki hallerine. “Rahmi Bey Müslüman çalıştırmam, anlamına gelen laflar etmiş!” demiş olmalılar...

Yoksa kesinlikle bu kadar şiddet ve celale gerek görmezdi Başbakan. Eğer Koç Holding’in en üst düzeyine kadar çeşitli kademelerinde çalışmış ve çalışmakta olan inançlı insanların, mümin ve mütedeyyin vatandaşların sayısı hakkında en ufak bir fikri olsaydı; Rahmi Bey’in ‘efendi gibi olmak’, ‘bakımlı olmak’, ‘medeni olmak’ anlamında ortaya koyduğu tavra bu şekilde karşılık vermezdi:

“Bu insanlar güya kendilerine saygı duyulduğunu zannediyorlar. İşte bu insanların bu ülkede primi yok. Bunlar ancak kendi lobilerinde kalırlar. Zira bu insanlar asla benim vatandaşlarım arasında kendilerine o arzu ettikleri sevgiyi, o arzu ettikleri saygıyı bulamazlar. Eğer bunu ben söylüyorsam ve burada eğer bana taraf deniliyorsa, evet ben bu anlamda tarafım. Niye? Çünkü benim vatandaşlarım arasında böyle bir ayrımı yapma hakkına kimse sahip olmamalıdır.”

Koç Holding bünyesinde 80 binin üzerinde çalışan var. Bunlar yakın çevreleriyle birlikte yaklaşık bir milyon seçmen demektir. Türkiye’de her 100 hanenin 99’unda en azından bir Koç ürünü bulunduğu söylenir... Başta Arçelik olmak üzere Türkiye nüfusunun teveccüh gösterdikleri markaların ezici çoğunluğu Koç Topluluğu bünyesindedir.

Şimdi böyle bir cemaatin ‘Onursal Başkanı’ olarak, karar ve uygulama görevlerini bırakmış, sadece topluluğu temsil sorumluluğu kalmış bir sanayici ve işadamı ve çevresindeki milyonlar için, “Kendilerine o arzu ettikleri sevgiyi, o arzu ettikleri saygıyı bulamazlar!” demek için iki kere düşünmek gerekir...

Başbakan’ınki yine aceleye gelmiş, talihsiz bir açıklama olmuş...

Ali Saydam