Nazlı Hanım,Ergenekon soruşturması boyunca yazılarında hem savcı hem de hakimlik yaptı. Oysa aynı Nazlı Hanım,Susurluk olayından sonra yargının avukatlık kısmındaydı.
Hangi Nazlı hangi Ilıcak?
Nazlı Ilıcak Türkiye'nin en keskin kalemlerinden biridir.
Buna şapka çıkartmamak haksızlık olur.
Ancak söz konusu derin devlete karşı tutarlılık olunca iş değişiyor.
O zaman tüm şapkaları üst üste takmak gerekiyor.
Niye diyeceksiniz,söyleyeyim:
Nazlı Hanım,Ergenekon soruşturması boyunca yazılarında hem savcı hem de hakimlik yaptı.
Oysa aynı Nazlı Hanım,Susurluk olayından sonra yargının avukatlık kısmındaydı.
Mesela 4 mart 1997 tarihli yazısından bir bölüm aktarayım:
"Eski Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin'i Susurluk olayı patlak verdikten sonra tanıdım, anlattıklarını dinledim ve söylediklerinden ikna oldum.
Bu vatan için tek parmağını dahi taşın altına sokmamış insanlar tarafından pervasızca karalanmasını içime sindiremedim. Hele bu vatanı bölmeye gayret edenlerin , bu ülkeye kastedenlerin, namuslu kişiler gibi ekranlara çıkıp kinlerini kusmalarına, Özel Tim'e çirkef sıçratmalarına hiç tahammül edemem."
Nazlı Hanım sadece bu yazıyla sınırlı kalmadı.
Leyla Koyuncuoğlu'nun Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi arşivinde ilginç bir çalışması var.
O çalışmaya göre Nazlı Ilıcak Akşam Gazetesi'nde Susurluk olayı ile ilgili olarak Kasım 1996'dan Ocak 1998'e kadar 55 yazı kaleme aldı ve bir de İbrahim Şahin ile röportaj yaptı.
Bakın araştırmada yer alan ilginç bir satırda neler yazıyor:
"Nazlı Ilıcak'a göre; terörle mücadele eden ülkelerde yasadışı bazı insanlar kullanılıyor, bu durum Türkiye'de neden olmasın? Susurluk Olayının fazla kurcalanmasının milli güvenliği zedeleyeceği yazılarda sık sık vurgulanmış. PKK terörünün çok sınırlı bir bölgede kalmasında Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Özel Tim'in çok büyük bir rolü olduğunu belirtmiş."
Aslında bu değerlendirmelere de gerek yok.
Nazlı Ilıcak o dönemlerde program yaptığı HBB Televizyonu'nda Bahçelievler katliamının bir numaralı sanığı Haluk Kırcı ile telefon bağlantıları kuruyordu.
Bu bağlantıların içeriğini anlamak için yine yazılara bakmak yeterli.
Nazlı Ilıcak 30 Ekim 1999'da şunları yazmış:"Sanırsınız, Kırcı, 70 yıl hapiste kalsa Türkiye çetelerden kurtulacak."
Evinde eski İçişleri Bakanı Meral Akşener ve eski Özel Harekat Dairesi Başkanı İbrahim Şahin'i İsmet Berkan gibi gazetecilerle buluşturan Nazlı Ilıcak acaba o dönem derin devlete dair neler düşünüyordu?
Sanırım bu satırlar Nazlı Ilıcak'ın Susurluk döneminde takındığı tavrı anlatmak için yeterlidir.
Şimdi zurnanın zırt dediği yere gelelim:
Hukuk dışı yolları bazen savunmak bazen de karşı olmak,hukukun dışına çıkılmasına değil kimin çıktığına bakarak hüküm vermek tutarlılık olarak nitelendirilebilir mi?
Nazlı Hanım Ergenekon ile ilgili yazılarında en basit ilişki kırıntılarını bile birilerini suçlu ilan etmek için yeterli buldu.
Firari Kırcı yakalandığı zaman üzerinden çıkan telefon rehberindeki en bildik gazeteci adı Nazlı Ilıcak'tı.
O dönem Saygı Öztürk'ün bu haberini okuyan kimse Nazlı Hanım'ı bir firariyle işbirliği yapmak ya da onunla aynı gruba üye olmakla suçlamadı.
Yani her bulgu, birini daha yargılanmadan suçlu ilan etmeyi gerektirmez.
Nazlı Hanım köşesinde Susurluk ile Ergenekon farklı şeyler diye yazıyor.
Amaç,yöntem ya da kişiler farklı olabilir ancak ikisi de devlet içindeki bir yasa dışı oluşum ve çete faaliyeti suçlamasıdır ve bu noktada aynıdır.
Nazlı Ilıcak'ın bu konuda tutarsızlık kadar can sıkan bir diğer tavrı; bilerek ya da bilmeyerek okuruna yanlış bilgi vermesidir.
Susurluk'ta adı en fazla geçen ve şimdi de Ergenekon sanığı olan Veli Küçük'ün Susurluk Komisyonu'na ifade vermeye gitmediğini yazdı Nazlı Ilıcak.
Bu tamamen yanlış bir bilgi.
Komisyon Veli Küçük,Tansu Çiller ve Özer Uçuran Çiller'in ifadelerine başvurma kararı aldı.
DYP koalisyon ortağı Erbakan'a,Erbakan da Komisyon Başkanı Mehmet Elkatmış'a ağır baskılar yaptı.
Sonuçta ifade kararı tekrar oylandı ve bu üçlünün ifadesinin alınmasına gerek olmadığı kararına varıldı.
Devlet içindeki çetelerin ortaya çıkmasını ya da bu amaca yönelik bir kararı siyaset engellediği zaman Nazlı Ilıcak neden sesini çıkarmadı?
Nazlı Ilıcak'ı eleştirdiğim için bir grubun, "Sen çeteleri mi savunuyorsun?" diyeceklerinden adım gibi eminim.
Ergenekon soruşturmasının sulanmasına karşı çıkmak,bunu eleştirmek çetelere destek vermek değildir.
Bu kadar ses getiren bir soruşturmanın iddianamesinin kuvvetli olması gerektiğini söylemek ya da operasyonu hararetle savunanları tutarlılık konusunda eleştirmek de...
Özay Şendir
Yorum Ekle
Yorumlar
çıkar insanlara ne şaklabanlıklar yaptırıyor.