Metni Büyüt Metni Küçült
27 Temmuz 2008

“Türkiye’de yüzde 74 “şeriata olumlu” bakıyor...” Sonuç?

“Şeriat hükümlerinin de Türk hukuku sistemine girmesi demokratik olur mu?..”
“Türkiye’de yüzde 74 “şeriata olumlu” bakıyor...” Sonuç? Yüzde 74'lük şeriat

AKP’ye kapatma davası açıldığında “Kapatma davası ve vicdan muhasebem” diye bir yazı yazdım ve bir daha elim kolay kolay davayı yazmaya gitmedi...

Çünkü laiklikle ilgili görüşlerim belli, siyasi partilerin kapatılmasına karşı olan görüşlerim de ortada, ne yazsam bir tarafa çekilecek, istemeyeceğim sonuçlar oluşacak...

Ancak konuya bodoslama dalmazken, duruşumu bodoslama ve çivileme tüm çıplaklığıyla açıkladım:

1) Türkiye gibi bir demokrasiyi yaşatan tek Müslüman ülkede, laik ve demokratik rejimden taviz verilmez...

2) Siyasi partiler kolay kolay demokrasilerde kapatılmaz... Bunu da demokrasilerde sindirmek kolay olmaz...


***


Dün “kan darbe kaos” getireceği söylenen Ergenekon iddianamesi ortaya çıktı...

AKP davası gibi Ergenekon davasıyla ilgili bir vicdan muhasebem var...

Vicdani hükmüm bana kalsın mahkemeyi etkilemesin ama bu konudaki duruşumu 3. ve 4. maddelerle özetleyeyim...

3) Hrant Dink, rahip cinayetleri, Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırıları ve akla gelmiş gelecek hangi faili meçhul varsa bunların hangisi ortaya çıkarsa, çıkaranları alkışlayacağım...

Demokratik rejimi faili meçhul cinayetler tezgahlayarak ya da kaos ortamları yaratarak yıkmaya çalışanlar belgeleriyle tanıklarıyla ortaya çıkartılsınlar diye cesaretle bekleyeceğim...

4) Ancak Ergenekon olayının Cumhuriyetçileri ve Atatürkçüleri, sindirme kampanyasına dönüşmesine karşı çıkacağım...

Örneğin “Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ile eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu arasındaki telefon konuşması” girmiş iddianameye...

Her özel telefon konuşmasındaki görüş alışverişinden bir suç çıkartmaya kalkarsak, Türkiye’nin bütününü hapishane yapmamız gerekmez mi?..

Eski Genelkurmay Başkanı, eski Rektör’e “Televizyon konuşmanızı beğendim... Aman devam edin” diyor, rektör de, “Davalar var... Bilemiyorum ki... Yetişemiyorum...” mealinde laflar ediyor...

Arada bu işlerde hatalı kişi anlamında sorumlunun Cumhurbaşkanı Sezer olduğu Demirel olsa böyle olmayacağı söyleniyor...

Açık konuşmak gerekirse biraz da “geyik muhabeti” yapılıyor.....

Millet hergün yüzlerce böyle konuşma yapmakta...

Savcı hangi amaçla bunu iddianameye koydu bilmiyorum ama eğer bunlar suçsa, Türkiye’de hiç kimsenin telefonda hiç konuşmaması gerekir...

Üstelik bunlar demeç değil, iki adamın özel telefon konuşması...


***


Şimdi

1) Demokrasi devam edecek...

2) Laiklik devam edecek...

3) Partilerin kapatılmaması ve partilerin laik demokratik sisteme uyması için çabalanacak...

4) Darbe tezgahları boşa çıkartılacak, ve fakat “darbe” diye diye Cumhuriyetçilere ve Atatürkçülere yönelik sindirme kampanyasının önüne geçilecek...


***


Bütün bunlar yapılırken, neo-türbancı demokratlarla acaba demokrasi tanımı konusunda anlaşabilecek miyiz dersiniz?..

Şöyle ki

Dünyanın önde gelen araştırma şirketlerinden Gallup Türkiye araştırmasında ülkenin yüzde 74’ünün “şeriata olumlu baktığını” ortaya koyuyor ve bu kesimin “şeriatın bir türlü hukuk sistemimizin içinde olmasını arzuladığını” söylüyor...

Sonuçlar şaşırtıcı...

Bu durumda bizim neo-türbancı demokratlara bir sorum olacak...

1) Şeriata “olumlu” bakma oranı Mısır’da yüzde 91, İran’da yüzde 90...

Her şey çoğunluğun istekleri doğrultusunda olacaksa, “İran ve Mısır’a demokratik ülkelerdir” diyebilir miyiz?..

Sizin deyiminizle halk istiyor, çoğunluk istiyor, yüzde 90’lar istiyor “evet” diyorsanız ikinci sorum geliyor...

2) Türkiye’de de yüzde 74 “şeriata olumlu” bakıyor...

Bu durumda “şeriat hükümlerinin de Türk hukuku sistemine girmesi demokratik olur mu?..”

Buna da çok sevdiğiniz demokratik mantığınız açısından “evet” demeniz gerekiyor... O zaman şeriat hükümleriyle yönetilen bir ülke olarak mı Avrupa’ya gireceksiniz...

Bu soru 1 milyon dolarlık sorudur...

Pardon yanıtını duymuyorum...

Bağır biraz İkinci Cumhuriyet!!!

Reha Muhtar