Metni Büyüt Metni Küçült
1 Ağustos 2008

Aydın Doğan'ın açtığı merkezde "türbanlı" kızlar da çalışıyor!

Doğan Grubu geçen yıl Gümüşhane’de bir "Çağrı Merkezi" açtı. İçerde 80’e yakın genç kız ve erkek, kendilerine ayrılan küçük bölmelerde gelen çağrılara cevap veriyorlar. İçlerinde türbanlı kızı da var, başı açığı da.
Aydın Doğan'ın açtığı merkezde "türbanlı" kızlar da çalışıyor! Bir akşam önceki mesaj
Ertuğrul Özkök / Hürriyet


GEÇEN perşembe, siyaset kültürümüzde pek alışık olmadığımız bir olaya tanık oldum.

O gün, Aydın Doğan Vakfı tarafından yaptırılan ve Sema Doğan Kültür Merkezi’nin açılışı vardı.

Çağdaş bir mimari tarzla, tamamen ahşap üzerine kurulu mükemmel bir kültür merkeziydi.

Açılışa Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı.

Gümüşhane Belediye Başkanı Mustafa Canlı MHP’den seçilmiş.

Bir gün önce Bahçeli Gümüşhane MHP örgütünü arayarak şunu söylemiş:

"Yarın Kültür Merkezi’nin açılışında tek parti flaması, posteri istemiyorum. Parti lehine slogan atılmasını da istemiyorum."

Türkiye’de bir liderin bu siyasi nezaketi ve ihtimamı göstermesi pek rastlanan bir davranış değildir.

Bahçeli’nin ihtimamı orada da bitmedi.

Daha sonra belediyenin yaptırdığı bir park ve iş merkezinin açılışı vardı.

Oraya giderken Aydın Bey’e şu mesajı verdi:

"Açılışı belediye yapacak. Dolayısıyla orada siyasi slogan da atılabilir. Aydın Bey bunu kendisi açısından sakıncalı görür ve gelmek istemezse, bunu anlayışla karşılarım."

Aydın Bey, "Hiçbir sakınca görmüyorum. Belediyenin hizmetidir" deyip o açılışa katıldı.

Devlet Bey, genel başkan seçildiği günden beri kendine özgü bir siyasi kültür oluşturdu.

Şimdi gazetelerde, iş dünyasına açılım yapmaya hazırlandığı haberlerini okuyorum.

Umarım TÜSİAD; TOBB gibi kurumlar Bahçeli’yi dinleyecek fırsatları yaratırlar.

* *Ê *

Ama o gün beni heyecanlandıran asıl olay başkaydı.

Doğan Grubu geçen yıl Gümüşhane’de bir "Çağrı Merkezi" açtı.

Bu fikri ortaya atanlardan biri de bendim.

Ancak açıldığı günden beri gidip gezememiştim.

Perşembe günü öğleden sonra gidip o merkezi gezdik.

Avrupa veya Amerika’daki en iyi örneklerinden tek eksiği olmayan, mükemmel bir çağrı merkezi kurulmuş.

Mekán çok modern.

İçerde 80’e yakın genç kız ve erkek, kendilerine ayrılan küçük bölmelerde gelen çağrılara cevap veriyorlar.

Hepsi diksiyon dersi almış, mükemmel ve aksansız bir Türkçe’yle konuşuyorlar.

Hepsi bölgenin çocukları.

İçlerinde türbanlı kızı da var, başı açığı da.

Erkek çocukların hepsi modern.

Birlikte müthiş bir ahenk içinde çalışıyorlar.

Mekán bir borsa salonunu veya televizyon stüdyosunu andırıyor.

Her yerde ekranlar var.

Aldıkları sonuçlar anında o ekranlara işleniyor.

Müşteri ikna performanslarının, İstanbul’daki çağrı merkezinden yüksek olduğunu söylüyorlar.

Bu başarı şimdi büyümeyi getiriyor.

Binanın hemen yanına ikinci bir bina yapılıyor.

Çalışan sayısı ilk aşamada 200’e çıkacak.

İlerde Kelkit’e de bir çağrı merkezi açılması planlanıyor.

Aydın Bey, "Hedefimiz 1000 kişinin çalışacağı bir çağrı merkezi kurmak" diyor.

* * *

Gümüşhane ve Kelkit gibi bir yerde 1000 kişiye istihdam yaratmanın ne anlama geldiğini düşünebiliyor musunuz?

Anadolu’da iki ayrı yerde daha çağrı merkezleri var.

Biri Erzurum, öteki Erzincan’da.

Enformasyon devrimi, taşranın unutulmuş bölgelerinde işte böyle heyecan verici fırsatlar yaratıyor.

Bu imkán o bölgelere çalışma fırsatı getirmekle kalmıyor.

Aynı zamanda modern hayat tarzının kültürünü ve imkánlarını sunuyor.

Gümüşhane’den işte böyle güzel umutlarla döndüm.

Hem siyasette, hem ekonomide hem de hayat tarzlarımızda...

İnanıyorum ki, geleceğin Türkiye’si bu umut üzerine kurulacaktır.