Hıncal Uluç, teröristlerce yapılan Güngören saldırısının akabinde mühim bir tartışma başlattı. Terör saldırılarından sonra ortaya çıkan vahşi tablonun medyada ne kadar yer bulması gerektiğini sorguluyor.
Hıncal Uluç'a destek
Ekrem Dumanlı / Zaman
Hıncal Uluç, teröristlerce yapılan Güngören saldırısının akabinde mühim bir tartışma başlattı. Terör saldırılarından sonra ortaya çıkan vahşi tablonun medyada ne kadar yer bulması gerektiğini sorguluyor. Biliyorsunuz, bu konuda iki farklı yaklaşım var: Kimine göre o feci görüntüleri sunmak da haberciliğin bir parçası. Kimine göre ise o görüntüleri aynıyla vermek terör örgütlerinin emellerine aracı olmak manasına gelebiliyor. Uluç'un savunduğu görüş bu ikincisi.
Kanaat-i acizanemce Uluç'un yaklaşımı daha doğru; terör saldırılarında canını kaybeden, kolunu bacağını yitiren insanları gazete ya da televizyon aracılığıyla vermek âdil bir yaklaşım değil. Zaten dünya medyası da böyle yapmıyor; teröristlerin salmak istediği korkuya yardımcı olmuyor; halkın sindirilmesine boyun eğmiyor. Tam da bu nedenle onlarca, hatta yüzlerce insanın öldürüldüğü olaylarda bile hayatını kaybeden insanların fotoğrafları ya da görüntüleri kullanılmıyor.
Ülkemizde sıcak haber söz konusu oldu mu akan sular duruyor ve bazen cinnet sınırları bile zorlanıyor. "Haber atlatma" diye bir yol tutturmuşuz kendimize. "İlk defa biz yayınlıyoruz" derken bazıları kendinden geçiyor. "Flaş, flaş" diye başladı mı bir cümle, insanların yüreği ağzına geliyor... Bu arada olan oluyor ve terörist örgütlerin ekmeğine yağ sürülüyor; halk korku ve paniğe kapılıyor; zanlılar ilan ediliyor ve o ilanın oluşturduğu peşin hükümler yüzünden sosyal barış tehdit altında kalıyor...
Sorumlu gazetecilik, terör gibi kritik konularla test edildikçe ortaya çıkar. Bu nedenle Hıncal Uluç, gazete genel yayın yönetmenlerine çağrıda bulunarak sıcak haber taşımanın riskini azaltacak ve kamu vicdanını rahatlatacak bir platform oluşturmayı öneriyor. Yerinde bir teklif. Gerçi Hıncal Bey, isim zikrederken gazeteleri sınırlandırıyor. Ya terör fotoğraflarını yayınlama konusunda hata yapanların sınırlı olduğunu düşünüyor veya misal olsun diye birkaç ismi gündeme getiriyor. Türkiye gerçeğinin tamamını görmek gerekiyor ki bir yanlışın önü alınabilsin. Her neyse.
Önemli olan, açılan tartışmanın basın tarihimiz kadar sosyal ahengimiz açısından da değer taşıyor olması. Bu nedenle Uluç'un teklifini bütün gazete ve televizyon yöneticilerinin dikkate almasında fayda görüyorum. Toplum psikolojisini altüst eden terör haberlerinin daha duyarlı ve sorumlu yayınlanması için bir platform oluşturulursa destekleyeceğimi de buradan duyurmak isterim. Belki bu bir örnek çalışma olur da insanımızı doğrudan ilgilendiren pek çok konuda sorumluluk paylaşımına dair kültür geliştirilmiş olur. Böyle bir gelişmenin Türkiye'ye katacağı değeri tahayyül etmek bile insana mutluluk veriyor; hem olabildiğince çok sesli hem de sorumluluk söz konusu olduğunda fevkalade kenetlenmiş bir basın ahlakı! Yakışmaz mı bu güzel ülkeye?
Yorum Ekle