Metni Büyüt Metni Küçült
18 Ağustos 2008

Ayşe Arman'ın memesindeki dövmeye Ertuğrul Özkök formülü

"Benimki sağ mememin yanında, daha doğrusu sağ mememin yanağı ile kol altımın arasında diklemesine duruyor"
Ayşe Arman'ın memesindeki dövmeye Ertuğrul Özkök formülü Sevdiğin adamın adını tenine kazıtmak yanlış mı?


Bizim ekip yemekteyiz.

30 kişi filan.

Bizim ekip kim mi?

Hafta sonu ilavelerini yapanlar.

Bu ekibin yayın yönetmeni artık Ayşen Gür.

Ertuğrul Özkök ve Fikret Ercan da var yemekte.

Bebek Ambassador’dayız, kahkaha, şamata, gırgır...

Özkök, "Biz yazı işleri olarak size, ’Bunlar uçuk kaçık tipler, gazetecilikten anlamaz’ diye bakıyoruz. Muhtemelen siz de bize ’Bunlar eski püskü adamlar, gazetecilik böyle yapılmıyor, asıl bunlar gazetecilikten anlamıyor!’ diye bakıyorsunuz. Böyle devam edip gideceğiz!" diyor ve herkes kahkahayı basıyor.

Tabii iş konuşmak bir yere kadar.

Sonra geyik başlıyor...

* * *

Hayret!

Masadakilerin çoğunda dövme var.

Kimi omzuna, kimi koluna, kimi boynuna, kimi bileğine, kimi sırtına yaptırmış.

Bu dövme denilen şey manyak bir şey biliyorsunuz, bir kere yaptırınca kendini alamıyorsun, daha fazla yaptırmak istiyorsun, bir de yeri önemli, öyle bir yerde olsun ki, birileri "Aaa ne güzel olmuş!" desin.

Benimki sağ mememin yanında, daha doğrusu sağ mememin yanağı ile kol altımın arasında diklemesine duruyor, sadece bikini ya da askılı elbise giydiğim zaman görülüyor.

Bence çok estetik.

Hem seviyorum hem de gurur duyuyorum çünkü sevdiğim adamın adı yazıyor: Ömer.

Veeeeeeee gösteriyorum...

Hemen gırgır başlıyor tabii...

"Keşke sola yaptırsaydın, kalbimin üstüne sevgilimin adını yazdırdım!" diye hava atardın, "İş mi şimdi sağ meme..."

"Dövmeci çocuğun tersine geliyordu" diyorum.

"E peki niye meme yani?" diyor bir başkası...

"Ne bileyim ikimizin de sevdiği bir organ, hem de orijinal bir yer..."

Yine gülüyoruz.

Peki niye sevgilinin adı?

İşte o anda tartışma alevleniyor.

Cumbur cemaat bana yükleniyorlar.

Neden efendim Alya yazdırmamışım, erkekler geçiciymiş, kalıcı olan çocuklarmış.

"Ayrılırsanız ne olacak?" diyorlar, "Sildirecek misin?"

"O kadar karaktersiz miyim, tabii ki sildirmeyeceğim!"

Ve gecenin sorusu geliyor:

"İyi de memesinde Ömer yazan kadınla kim sevişmek ister!"

"Allah Allah!" diyorum, "Ne alakası var?"

"Bütün romantizmin şehvetin içine eder" diyorlar. "Bir de niye yani?..."

"Sizi hesapçılar!" diyorum "O adam benim hayatıma damgasını vurdu, tenime onun adını vurdurmuşum çok mu? Bir gün ayrılsak da bu gerçek değişmeyecek ki, bir başka birini sevsem de Ömer vardı, benim hayatımdaydı, varsın sağ mememde adı dursun..."

Ama tabii kimseyi ikna edebilmem mümkün olmuyor.

Bu sefer ben yükleniyorum, "Belki de siz, hayatınızdaki adamları bu kadınları onların isimlerini bedenlerinize yazdıracak kadar sevemiyorsunuz, güveniyorsunuz..."

Tartışma uzayıııııp giderken Özkök duruma el koyuyor:

"Ne var canım" diyor, "Ayrılırlarsa Ömer’in başına bir Hz. koyar olur biter... Benim inancım der, geçer gider..."

Tartışmayı kahkahalarla bitiriyoruz...

Ayşe Arman

Yorum Ekle

Yorumlar

+1 (+) İyi yorum (-) Kötü yorum
Faust | 18 Ağustos 2008 12:01
Ve sonra sevgili yayın yönetmenim müthiş espri gücünü gösteriyor:
-Ömer'in başına Hz. koyarsın olur biter!
-HA HA HA! Masada şamata kopuyor!

(Benim yayın yönetmenim bi tanedir. Ahhh Ertuğrul! Sakallar da pek bi yakıştı sanki. Ne kadar şanslı bir insanım ben. Beraber yürüdük biz bu yollarda!)

Sonra birisi ortaya muzip bir soru atıyor:
-Peki sevgilinin ismi Muhammed olsa n'apçaktın? Başına Hz. koycak mıydın? Uygun olmaz sanki...

Önce bir sessizlik oluyor, sonra yayın yönetmenim yine bombasını patlatıyor:
-Uysa da uymasa da!
-HA HA HA!
Kahkahalar gökyüzünü kaplıyor! Tüm masa gülmekten yerlere yıkılıyoruz!

O gece Ambassador'da kocaman, mutlu Hürriyet ailesi olarak, Ertuğrul Özkök farkını bir kere daha hissediyoruz. Şimdi ben bunu bir köşe yazısı yapsam bir sürü tepki mail'i de gelir, eşşek değiliz biliyoruz tabii, kimin öğrencisiyim ben! Bu meslekte provokatif olman lazım. Cami duvarına işenecekse işersin ne var yani. E çarşamba günü de bu mailleri yayınlarım, biraz ağlarım, Ayşecik'e neden kötü mailler yolladınız pis okurlar, kötü bişe mi yaptım ben filan. Sevgili öbür okurlar siz de bu konudaki fikirlerinizi bana yazın emi derim. Cumartesi günü de destek mailleri... "Meme kenarında peygamber sorunsalı" olayını tartışmış oluruz fena mı!
HA HA HA!
+3 (+) İyi yorum (-) Kötü yorum
ahimsa | 18 Ağustos 2008 14:10
Yazıyı midem bulanarak okudum. Bu kadar basit, bu kadar seviyesiz, bu kadar ne dediğini bilmez insanlar bir araya gelip ne konuşuyorlar. Seviye yerlerde. Ayrıca Özkök'ün espri anlaşına da hayran! kaldım. Demek Hz. yazdırıp kurtuluverecekmiş dertten. Nasılsa inanç meselesi ancak böyle zamanlarda lazım zatıalilerine. Durumu kurtarmak adına yani, o kadar...
+1 (+) İyi yorum (-) Kötü yorum
Faust | 18 Ağustos 2008 19:07
Muhabbetin devamı şöyle gelişir; dışardan bazı sesler gelmeye başlar:

-HEY SİZ ORDAKİLER!
-HA HA HA!
-ERGENEKON DİYORUZ LAN!
-HA HA HA!
-İÇİNİZDE YALAKA VARMIŞ!
-HA HA HA!
-SIRTLAN GİBİ SÖMÜRÜYORMUŞ MEMLEKETİ!
-HA HA HA!
-TUZLA'DA İŞÇİLER ÖLÜYOR!
-HA HA HA!
-NE BİÇİM İNSANSINIZ SİZ?
-HA HA HA!
-İŞÇİ HAKLARI, EMEK, İNSAN HAYATINA SAYGI..
-HA HA HA!
-ALYA'NIN DON BAĞI DİYOZ!
-HA?
-ZZZT ERENKÖY!!
__________________________________________