Metni Büyüt Metni Küçült
19 Ağustos 2008

Satmış: "Asparagasçı gazetecinin arkamdan baklava dağıtması bana onur verir"

Sabah sağlık editörü Esra Tüzün Sabah'tan ayrılan genel yayın yönetmen yardımcısı Doğan Satmış'ın ayrılmasına sevinerek baklava dağıttı. Satmış bu hareket üzerine Esra Tüzün'e çok ağır bir cevap verdi, asparagasçı ilan etti.
Satmış: "Asparagasçı gazetecinin arkamdan baklava dağıtması bana onur verir" İşte Doğan Satmış'ın Esra Tüzün'le ilgili Superpoligon'a gönderdiği düşündüren cevabı

Duydum ki, Sabah'tan ayrılmama çok sevinen bir arkadaş, arkamdan baklava dağıtmış. Daha geçen hafta, gazetesinin ombudsmanı tarafından "aspagarasçı ve google gazetecisi" ilan edilen gazetecinin - ki ombudsman Yavuz Baydar'ın bu yazısını altta bulacaksınız- ben ayrıldım diye baklava dağıtması bana ancak onur verir.

Yıllardır ilkeli ve ahlaklı gazeteciliği savunan biri olarak, "Arkasından asparagasçıların baklava dağıttığı editör" olarak tarihe geçtim. Ayrıca baklavacı asgaparasçı arkadaşın, haber kaynaklarını nasıl tehdit ettiği, kendi ev arkadaşına nasıl haber şantajı yaptığı, yanında çalışanlara, keyfi ve lekeli yöntemlerine uymadığı için neler çektirdiği malumdur. Üzücü olan, Türk basınının kene gibi üzerine yapışan böyle asparagasçılardan ve google gazetecilerinden bir türlü kurtulamamasıdır.Gazete ombudsmanının daha geçen hafta, bu baklavacı asparasçı hakkında yazdıkları aynen şöyle. Takdir onurlu Türk gazetecilerinindir:

KAYNAKTAN HABERSİZ

Yavuz BAYDAR'Google haberciliği' yaygınlık kazanan bir kavram. Olumsuz anlamda, internetten toplama haberciliğe işaret ediyor. Bebek ölümleriyle ilgili bir şikâyet, kaynaktan habersiz bilgi aktarma konusunu da gündeme getirdi. Zekai Tahir Burak Hastanesi'nde 3 günde 27 bebeğin ölümüyle sonuçlanan gelişme, okurların geçen hafta ilgiyle izlediği haberlerin başında geldi.

4 Ağustos tarihli habere gelen bir eleştiri de iz bıraktı.O tarihte hem ön sayfadan hem de iç sayfadan ayrıntılı görülen haberlerde, çok sayıda uzmanın bebek ölümleriyle ilgili görüşleri de yer almaktaydı.İç sayfada, "Doğum Merkezinde 27 Bebek Birden Öldü" başlığı altında üç farklı yorum yer almıştı.Bunlardan biri, Profesör Taner Yıldırmak'tı.

Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri sıfatıyla aktarılan görüşü şöyleydi: "Hastane mikropları tüm hastanelerde kaçınılmaz bir oranda mevcut. Genel tedavi yapan hastanelerde bu oran yüzde 2-7 arasında değişir. Mikroptan kaynaklanan hastalıkların çoğu tedaviyle iyileşir, ancak bazen ölümler meydana gelebilir ve nedeni her zaman anlaşılmayabilir. Nedensiz ölümlerin çoğuna bu mikroplar yol açar, çünkü çok dirençlidirler. Bu tip mikroplara etki eden antibiyotiklerin sayısı da çok az." Yıldırmak, haberin bu bölümünü hazırlayan sağlık servisine öfkelenmiş.

Okur temsilcisine yazdığı şikâyette açıklıyor: "Bu haber İstanbul Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi yenidoğan bölümünde Haziran 2006'da çıkan salgınla ilgili NTV ile yapmış olduğum görüşmenin kayıtlarından alınan ifadelerin bir kısmının kopyalanmasıyla (bugün) Ankara'da yeni meydana gelen olayla ilgili güncel bir mülakat gibi yansıtılmıştır. Bu haberle ilgili etik olmayan ve yanlış gördüğüm noktaları aşağıda sıralıyorum.a) Bu tür haberde izinim olmadan adımın geçirilmiş olması, b) Bağlı bulunduğum Uzmanlık Derneği adının alıntı kaynaktaki gibi yanlış olarak Enfeksiyon Hastalıkları Derneği şeklinde tekrarlanması (Doğrusu Klimik Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği olmalıydı, O dönemde Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği genel sekreteri idim, ayrıca o salgını araştırma komitesinde yer almaktaydım. Ancak şu anda böyle bir görevim yok ve dernek adına bir açıklama yapma görevim ve önceliğim de yok. Ankara'da meydana gelen olayla ilgili de hiçbir bilgiye sahip değilim. d) Bu şekilde aradan cımbızlayarak alınan cümlelerle içerik olarak da kamuoyuna yanlış mesajlar verilebileceğini düşünmek gereklidir. Sağlık haberciliği ciddi bir iştir." Yıldırmak, editör Esra Tüzün ile de görüşmüş. Tüzün'ün ona "Efendim bu bilgiler yanlış mı ki? O gün söylediklerinizin arkasında değil misiniz? Bu ne biçim bilimselliktir?" gibi yanıtlar verdiğini iddia ediyor. Yıldırmak diyor ki: "Bu tür savunmalar haberin yapılışındaki kolaycılığı ve adımın izinsiz kullanılmasını izah etmiyor." Başvuru üzerine Esra Tüzün'le de konuştum. Cevabı şöyle: "Google'dan bilgi alıp yapıştırma gibi bir alışkanlığım yoktur. Fakat geçtiğimiz pazar günü son derece istisnai bir durum yaşandı. Tam 28 bebek ölmüştü. Olayı doğru aktarmak için enfeksiyonla ilgili teknik tıbbi bilgiye ihtiyaç vardı. İki doktora ulaştım ve bebek ölümleriyle ilgili yorumlarını aldım.Ama hâlâ bir eksik vardı. Bu sırada internette araştırma yaparken doktor beyin enfeksiyonlarla ilgili görüşleri ilgimi çekti. İstatistiki bilgiler veriyordu. Doktor beye ulaşmak için saatlerce uğraştık. Hastanesine notlar bıraktık. Asistanına kadar ulaştık ama hiç yanıt alamadık. Haber yayına hazırlanırken ikilemde kaldım. Kaynağa ulaşamadığım için bilgileri bir kenara atabilirdim, yapamadım. Bu bilgiler çok önemliydi, es geçemedim. Kaynağına yer vermek istedim ama haber için ayrılan yer yeterli değildi." "Belki de hata yaptım. Ama haberin hızı içinde zaman zaman böyle hatalar olabiliyor. Doktor bey aradığında bunu kendisine de söyledim. Bilgiler doğruydu fakat kendisi artık o bilgileri vermek istemiyordu. Bu hatamızın düzeltilebileceğini söylemeye çalışırken çok ağır hakaretlerine maruz kaldım. Eleştiriyi anlarım. Hata varsa düzeltmek için elimden geleni de yaparım ama sorunları ağır hakaretlerle çözmeye kalkışmanın hiç kimseye yakışmadığını, ilkellik olduğunu düşünüyorum. Bence bu benim yaptığım iyi niyetli bir hatadan çok daha büyük bir hata." Belli ki, Yıldırmak'la Tüzün arasında tatsız bir tartışma yaşanmış. Bunu, Tüzün ile konuşurken açık olarak hissettim. Türk basınının en iyi sağlık editörlerinden biri olan Tüzün, hatalarını açıkça kabul etmesini bilen, sıfır hata için özel çaba sarf eden, olgun ve çalışkan bir gazetecidir. Bu vahim olayın haberini toparlarken hayli zor anlar yaşamış, ikilemde kalmış.

Olabilir. Her doktor gibi, her asker gibi, her terzi vb gibi gazeteciler de hata yapabilir. Hata yapan eğer bunu anlama ve kabullenme eğilimindeyse, ondan özür beklemek yerine hakaret etmek, kırıcı davranmak yanlıştır.

Eğer böyle davrandıysa, Yıldırmak yanlış yapmıştır. Tüzün de hatalı. Zaman darlığı nedeniyle kaynağa ulaşma sıkıntısı varsa, bunu o yorumun altına "Yıldırmak'a ulaşamadık, ama şu tarihte şu olay ardından filanca haber kuruluşuna falanca unvanla şunları söylemişti" gibi bir ibare ekleyerek çözmesi mümkündü. Böyle olsaydı, kaynak da herhalde itiraz etmeyecekti.

Bu haliyle sanki SABAH kaynaktan yeni bir açıklama almış gibi görünüyor. Hem de artık eskimiş bir unvanla aktarılarak, okur yanıltılıyor.

Herhalde bundan çıkarılacak önemli dersler var.