Geri geri gittiği belli olmasın diye yolcuların ters oturtulduğu AKP İtikat Turizm ve Seyahat AŞ’nin şoförü Tayyip Kaptan ile çıkıp yukarı yazıhanede oturan Abdullah Gül Usta sizi götürebildikleri kadar götürecekler artık.
Politika otobanında durum...
Bekir Coşkun / Hürriyet
EN sağ şeritte seyreden AKP İtikat Turizm ve Seyahat AŞ’nin trafikten men edilme olasılığı ortadan kalktıktan sonra yol açık.
Ve bizim politika otobanındaki kısmi tıkanıklık normale döndü sayılır.
Geri geri gittiği belli olmasın diye yolcuların ters oturtulduğu AKP İtikat Turizm ve Seyahat AŞ’nin şoförü Tayyip Kaptan ile çıkıp yukarı yazıhanede oturan Abdullah Gül Usta sizi götürebildikleri kadar götürecekler artık.
Cümleten hayırlı yolculuklar...
*
Mazot parasını yediği için trafikten men edilen ve düne kadar garaj hapsinde bulunan Cennet Nakliyat Kargo’nun kaptanı Necmettin Usta’yı saymazsak... Kaporta boyada olan ANAVATAN Turizm, ya da Ağar yükten dolayı şanzıman dağıtan Doğru Yol Sevkıyat’ı hesaba katmazsak...
Sağ şeritte geriye MHP Çekme ve Kurtarma Servisi kalıyor.
Ki AKP İtikat Turizm ve Seyahat AŞ yolda kaldıkça çekip kurtarsın.
Sol şerit?...
Sol şerit boş...
Burada da Murat Karayalçın’ın kaykayını ya da Ufuk Uras’ın tek kişilik pizza-hut motosikletini hesaba katmazsak, ne kalıyor geriye...
Ce Ha Pe körüklü halk otobüsü...
Ancak iktidara varma açısından Ce Ha Pe Halk körüklüsünün içindekiler ile Deniz Kaptan arasında vites sorunu var.
Yolcular, "Hep düşük vites yarım gaz gidiyor, yani aşağı inip koşsak daha hızlı gideriz" görüşündeler.
Kaptan ise farkı, "Sivas’ın yollarında" kasedini koyarak kapatmayı deniyor.
*
Bence "balans ayarı" için tankların bizim politika otobanına çıkma olasılığı da ortadan kalktı sayılır.
İlk kez irticai nedenlerle tank personelinden kimsenin atılmadığı YAŞ toplantılarında, sanki tankların da iman kuvvetiyle gidebileceği inancının yerleşmekte olduğu izlenimi...
Ve Yaşar Paşa’nın tankı değil de, gri Audi’yi tercih etmesi...
Ne bilelim biz...
*
Kısacası AKP İtikat Turizm ve Seyahat AŞ ile yola devam...
Her ne kadar politika otobanındaki Yargıtay Başsavcısı’nın radarına yakalanıp da, Anayasa Mahkemesi’ndeki trafik davasında "otobanda ters istikamette tehlikeli seyirden" mahkûm olsa da...
Ne yapabiliriz?
Geri geri, iyi yolculuklar...
Yorum Ekle
Yorumlar
temanın oturduğu zemin yeni dökülmüş asfalt.
çukurlar doldurulmuş olmuş şimdi tümsek.
eskiden girip çıkıyorduk.
çimdi çıkıp iniyoruz.
(laf yoldan açılmışken.
oldum olası türk karayolları düz yol yapamaz.
çukuru tümsek yapar.otobanlarda ki köprü
giriş ve çıkışlarını HÖTLEK yapar.
mazgalları su akışından yüksek yapar.
caddelerde ki ptt,telekom,iski madeni
kapakları hötlektir.eşik gibidir.
eşek gibi değil doğru yazdım eşik gibidir
eskiden çocukluğumda höt insanlar vardı
bulunduğu çağa uyamaz.şimdi de var mı?
zanetmiyorum artık türkiye'de çağa uyamayan
insan kalmamıştır.aksini bile düşünmek
istemiyorum.her yer güllük gülistanlık.
adeta özlediğimiz RÜYALARIMIZI yaşıyoruz.)
yol işinde bir dab-ı mesel var.
her çıkışın bir inişi,her inişin bir çıkışı vardır.
herkez virgül sonrasını söylemez.
çünkü biz hınzır milletizdir.
gelelim benim merakıma:
sayın kıymetli kardeşim.
ben hayatım da karıncayı bile incitmedim.
diye öğünen kaç türk vatandaşı vardır.
birde bunun kanlı misali vardır.
ben hayatımda tavuk bile kesmedim.
ezmek,çiğnemek,kesmek,doğramak,
yasıltmak,ümüğünü sıkmak,saçını yoldurmak.VS.
hayır duası gibi herkesin ağzında.
içinde iç açacak bir eylem ifadesi var mı?
biz hayatımızı darb-ı mesellere göre
tanzim etseydik,türkiye'miz.dünyamız
cennet olurdu.
ne güzel tabirler var.
rahmetli babaannem bunun ansiklopedisi idi.
en çokda ayıplarını kullanırdı.
soruncada o ifade akılda daha çok kalır derdi.
neyse
sümbülteberzadeamberibey
not:hınzır lafını lügat manasında
kullanmadım.
cin--cik versiyonu için kullandım
hötlek -tümsek demektir.k.dz.ereğli tabiridir
edeyim. Şair Gazete müvezzine yaklaşmış günün çıkan
gazetelerinin isimlerini zikrederek aynen şöyle demiş;
(GÖRDÜK İKBALİ CEMALİNİ TASVİRE NE HACET, AL ŞU ONLUĞU
VE BİR AKŞAM.) Şimdi biz bu adamları damdada, duvardada, Trafiktede gördük neyini nelerini anlatalım. Türkiye son altı yılda nufusunun % 74.1 yoksulluk sınırının .4 ise açlık sınırın altında
yaşamakta olup, yani; 52 milyon 278 bin 252 kişi yoksulluk sınırının, 10 milyon 871 bin 672 kişi açlık sınırın altındadır. 2002 yılında iç ve dış borç 220.5 milyar dolarken, 2008 yılında borç; 477.6 milyar dolara yükselmiştir. Bu gün için 11 milyon insanımız aç 53 milyon insanımız yoksuldur. Bunları bulgurdan,
mercimeğe, demirden, çimentoya, makarnadan gübreye dek; 2002-2008 yılları arası karşılaştırmalı olarak sunabilirdim uzamasın diye yapmadım. Ancak; mutlaka bu AKP ve onun siyasi kadroları Türk siyasi hayatından silinmedikce ülkeye milli huzurun geleceğini söylemek çok olası değil.