Metni Büyüt Metni Küçült
21 Ağustos 2008

Operatörlerin nasıl bir strateji izleyecekleri çok önemli

"1969 yılında Apollo 11 Ay modülünden Neil Armstrong'un sözlerini taşıyan da, 1994 yılında Türkiye'deki kullanıcıları cep telefonuyla ilk kez tanıştıran Motorola"
Operatörlerin nasıl bir strateji izleyecekleri çok önemli Günseli Özen Ocakoğlu Motorola'nın patronuyla konuştu.
İşte Motorola'nın vizyon ve öngörüleri:

Bu yıl Motorola için önemli; çünkü kuruluşunun 80., kurumun hizmete sunduğu cep telefonu ise 25. yılını kutluyor. İlk cep telefonu 1983 yılında Motorola tarafından üretilmişti.

1969 yılında Apollo 11 Ay modülünden Neil Armstrong'un sözlerini taşıyan da, 1994 yılında Türkiye'deki kullanıcıları cep telefonuyla ilk kez tanıştıran da yine Motorola.

Motorola'nın portföyü içinde iletişim altyapısı hizmetleri, kurumsal mobilite çözümleri, dijital ev eğlencesi cihazları, kablo modemleri, mobil iletişim araçları ve bluetooth aksesuarları yer alıyor. Küresel varlığı 2007 yılında 36,6 milyar dolar satış rakamına ulaşmış ve Motorola, Fortune 100 şirketleri arasında yer almış.

Türkiye'de Motorola markası sadece cep telefonu üreticisi olarak biliniyor; ancak cep telefonu birimi dışında iletişimi mümkün kılan altyapıların oluşturulmasından iş yaşamını kolaylaştıran çözümlere kadar pek çok farklı alanda hizmet veriyor. Örneğin Türkiye'de Motorola tarafından yürütülen Vodafone altyapısının kurulumu projesi tüm dünyada en başarılı projelerden biri. İletişim sektörünün önemli konularından 3G'nin bir adım ötesi olan Wimax konusunda dünyada pek çok başarılı projenin sahibi yine Motorola.

Motorola, Ar-Ge konusunda da çok iddialı bir kurum ve 21 bin 300'ün üzerinde patente sahip. Türkiye pazarında 1994 yılına kadar distribütörleri aracılığıyla iş yapan Motorola, 1995 yılından bu yana 'Motorola Komünikasyon Ticaret ve Servis Ltd. Şti.' adı altında hizmetlerine devam ediyor.

Motorola Türkiye Ülke Müdürü Cenk Cesur ile söyleşi yapmak üzere hazırlanıyorken, bu teknoloji devini yeteri kadar tanımadığımı düşünüyorum. Aslında biz Motorola'yı Uzan-Telsim-Motorola üçgeni içinde tanımış ve daha çok da olumsuzluklarla anmıştık. Ancak o günler epey geride kaldı. Motorola, şimdi Türkiye'de Vodafone olarak yoluna devam eden GSM operatörüyle geniş kapsamlı çalışıyor.

Türkiye'deki oluşumun başında Ülke Müdürü Cenk Cesur var. Cenk Cesur, İstanbul Erkek Liseli. Üniversite eğitiminin lisans bölümü için İTÜ Endüstri Mühendisliği'ne, yüksek lisansı için de yine aynı üniversiteye devam etmiş. 1991 yılından bu yana üretim ve hizmet sektörlerinde kalite güvence ve mükemmellik konularında çalışan Cesur, 2000 yılında Avrasya Bölgesi'nden Sorumlu Kalite Yöneticisi olarak Motorola Türkiye'ye katılmış. 2007'de Motorola Türkiye Ülke Müdürlüğü'ne atanan Cenk Cesur, 2006 yılından bu yana Avrupa Bölge Kalite Müdürlüğü görevini de sürdürüyor. Gerçek bir deniz tutkunu olan Cesur, yelken açıyor, maketle uğraşıyor, gezilerine ait amatör film çekimiyle kurgularını da yapıyor.

Motorola ülkemizde cep telefonu olarak tanınıyor. Bunu nasıl değiştireceksiniz?
"GSM teknolojisini geliştiren firmaların başında Motorola geliyor. 80. yılda kendimizi konumlandırdığımız yer, aslında geçmişten çok farklı değil. Motorola geçmişten bugüne kadar hep teknoloji konusunda lider. Motorola'nın dünya üzerindeki gelirlerinin yüzde 40'ı sadece cep telefonundan, yüzde 60'ı kurumsal pazardan geliyor. Kurumsal pazara baktığımızda bunu üç kategoride ele alıyoruz. GSM altyapısı ve bunu destekleyen geniş bant mobil internet teknolojileri. Bir diğeri şirketlere sağladığımız mobilite imkânları ve son olarak da Motorola'nın belki de en eski iş alanlarından biri olan kamu güvenliği alanında sunduğumuz profesyonel telsiz çözümleri. Türkiye'deki satışlarımızı distribütör şirketimizle yürütüyoruz. Son yıllarda cep telefonu satışlarında rakiplerimizden geride kalmıştık, ancak yeni ürünlerimizle yeniden yükselişe geçtik."

Neden geride kaldınız?
"2005 yılının başında Razor modelini satışa sunmuş ve çok ciddi bir sıçrama kaydetmiştik. Bu ürün sonrasında müşteri beklentilerimiz de ciddi bir şekilde arttı. 2006-2007 yıllarında portföyü destekleyecek yeni ürünlerde sıkıntı oldu. Bu aşamada Nokia öne çıktı. Nokia hem dünyada hem Türkiye'de pazar lideri konumunda. Biz Motorola olarak bu sıkıntılı süreci aşmak üzereyiz. Çok büyük sıçramalar yapamasak bile yeni ürünlerimizle 'piyasada biz de varız' diyoruz. Örneğin Türkiye'de henüz pazara sunduğumuz U9 telefonu var. Pembe ve mor modelleriyle gençlere hitap ediyor. Bahsettiğimiz bu modeller dünyada en iyi müzik telefonu seçildi. Devamı da geliyor. Bu yılın sonunda hem dünyada hem Türkiye'de pek çok yeni ürünü pazara sunacağız. Bu da duraklama dönemi sonrası için iyi bir çıkış olacak."

Motorola halka açılmaya karar verdi.
"Bu bir ticari önlem. Bu yılın başında Motorola'yı iki halka açık şirket şeklinde ayırma planı anons edildi. Cep telefonları bölümü ile kurumsal ürünleri içeren şirketler ayrı ayrı halka açılacak. Şu anda Motorola'da iki CEO bu bölümlerin başında görev yapıyor. Bu görev bölümüyle birlikte her iki grup da daha güçlü hale gelecek. Biz bunun en büyük etkisinin telefon pazarında olacağını bekliyoruz."

Hem kurumsal hem de mobil telefon teknolojisinin yüksek standartlarda olması gerektiğinden yola çıkarsak Ar-Ge'nizden söz edelim...

"Ar-Ge ve yenilikçilik, Motorola'nın ayrılmaz parçası. Şu anda Motorola'nın 21 bin 300 patenti var. Chicago'da Innovation Center merkezimizin yanı sıra Çin'de, Romanya'da, Polonya'da ve Rusya'da birçok merkezde yenilikçi araştırmalarımız devam ediyor."

Tüketici açısından bakıldığında cep telefonları birbirinin benzeri hizmetleri sunuyorken tüketiciler neden Motorola satın almalı, farkınız nedir?
"Yüksek teknoloji meraklısı bir grup belki buna dahil olmayabilir, ama tüketim trendlerine baktığımızda fiyatın kullanıcıyı etkilediğini görürüz. Diğer yandan Motorola pazara her zaman bir yenilik sunar. Örneğin ince telefon, katlanır telefon kavramları Motorola'nın sunduğu tasarımlardır. Motorola Razor'dan önce ince telefon yoktu. Bugün rakiplerin hepsinde var. Teknolojinin gelişmesiyle kullanıcının telefonunda bulundurduğu fonksiyonlar da gelişiyor. Bu beklentiye yanıt verdiğinizde sizi seçiyorlar."

Cep telefonu sadece konuşmaya yarayan bir cihazdı ama giderek fonksiyonları değişti. Bu kadar çok beklentiyi bir tek cihaza yerleştirmek uygun mudur? Asıl fonksiyonları dışındaki durumlar işin içine girdiğinde o cihazın yapması gerekli olan görevi layıkıyla yapması beklenir mi?
"Ben de ilk cep telefonumu aldığımda, 'Konuşayım arada da mesaj göndereyim yeter' demiştim. İnternet, mobil internet, mesaj gönderimi ve bilgiye anında ulaşma gibi olanaklar teknolojiyle olanaklı olunca, kullanıcıların beklentileri de değişiyor. Altyapı teknolojilerine baktığımızda geniş bant internet, 3. Nesil lisansların çıkmasıyla, kullanıcıların beklentileri daha da değişecek. Örneğin bir süre sonra bir telefon, bir dizüstü bilgisayar, bir fotoğraf makinesi yerine hepsinin işlevini gören bir cihaz göreceğiz. Belki o zaman cep telefonumuza başka bir ad da vereceğiz."

Üçüncü Nesil teknolojinin hayatımıza girmesiyle Türkiye'de sektör daha ne kadar büyüklüğe ulaşacak?
"Operatörlerin nasıl bir strateji izleyecekleri çok önemli ama bizim için ilk etapta birkaç milyar dolarlık bir yatırım olacak. Bu yatırım donanım, yazılım ama onun dışında servis, yani şebekelerin güncelleştirilmesi gibi alanlarda da olacak. Bunlar da ciddi bir iş olanağı yaratacak. Bu sadece işin altyapı tarafında. Üstyapı tarafında ise geniş bant mobil, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte içerik çok önem kazanıyor. Çünkü şu anda sınırlı bant aralığında bilgi akışı da sınırlı, dolayısıyla hem operatör tarafında hem kullanıcı tarafında içeriği bir yerden bir yere aktarmak konusunda sıkıntı yaşanıyor. Bu sınırlamaların kaldırılmasıyla birlikte içerik ve yazılım geliştiren firmaların çoğalacağını düşünüyorum."

Motorola'nın Türkiye'deki yapılanmasından ve sizin sorumluluk alanınızdan söz eder misiniz?
"Türkiye'deki yapımız uluslararası yapı ile benzerlik gösterir. Benim Motorola Türkiye Ülke Müdürü olarak iki görevim var. Birinci görevim; iş birimleri arasındaki koordinasyonu sağlamak ve Motorola'nın yüzü olmak. İkinci görevim ise Motorola'nın altyapı grubunda Türkiye dışında Avrupa'daki bütün müşterilerle onların şikâyetleri, hizmetleri ve kalitesiyle ilgili çalışmak. Zaten Motorola'ya Kalite Müdürü olarak girmiştim. Farklı kültürlerde çalışmak ve olaylara bu açıdan bakabilmenin önemine inanırım. Küçük yaşlarda aklımda iki meslek vardı: Birincisi babam pilottu, pilot olmak istiyordum. İkincisi de denizci olmaktı. Denizciliği hobi olarak yapıyorum ama kariyer olarak bir firmanın genel müdürü olacağım gibi çok net hedefler koymamıştım. Koyduğum hedefler her zaman yaptığım işi iyi yapmak ve çalıştığım yere gerçekten bir katma değer sağlamaktı. Bu yaklaşımım beni bu konuma kadar taşıdı."

Sizin için başarı nedir? Ne olduğunda başardım dersiniz?
"Çevre tarafından takdir görmek benim için bir başarıdır. Ben bugün şu kadar satış yaptım, şu işi bitirdim ama bunu yaparken, etrafımdaki birçok insanı mutsuz etmişsem o benim için başarı göstergesi değildir. Eğer bir şey yapıyorken onlar da bunu paylaşıyor ve takdir ediyorlarsa bu benim için başarıdır. Bu şirketi bir ekip olarak yönetiyoruz. Hiçbir zaman tek yönetici, masaya yumruğunu vuran, kimseye danışmayan bir yöneticilik tarzından hoşlanmamışımdır. Mümkün olduğunca konunun uzmanı olan arkadaşlara danışarak, onların fikirlerini alırım. Tabii her zaman parlamento gibi olmuyor. Sonuçta bir kişinin karar vermesi lazım bazen, o kararlar yanlış oluyor; ama o sürece gelirken mümkün olduğunca danışarak, konuşarak ilerlemeyi tercih ediyorum. Her zaman uzlaşma olmuyor. Olmadığı zaman son kararı ben vermek zorundayım çünkü sorumluluk var, hoşlanılmasa bile... Bir yönetici olarak en çok bilginin saklanmasına kızarım. Çünkü bu ekip çalışmasını da, güveni de etkileyen bir durum."

Peki, gençlere teknoloji alanında fırsatlar var mı? Nasıl bir kariyer planı yapmalılar?
"Artık hayatımızı her alanda teknoloji şekillendiriyor. Bundan sonra da bu alanda büyüyerek kariyer imkânları yaratacağız. Yabancı yatırımcılar tarafından duyulan güvenin artmasıyla birlikte Türkiye'ye daha fazla yatırım yapılacağını düşünüyorum. Beş senelik bir zaman dilimi içinde şu anda Türkiye'de, tek tük olan Ar-Ge, yazılım geliştirme merkezleri belki daha fazla olacak. Bu konuda gerek hükümetin gerekse diğer kuruluşların, ümit ediyorum ki bir sürü etkileri olacak. Gençlerin bu konudaki kariyer planları ne olmalıdır dersek, ben her zaman üniversitelerde konuşmalara gittiğimde; 'Her ne iş yaparsanız yapın, bir kere teknolojiyi takip etmeniz lazım. Finans da, İK de yapsanız teknolojiyi takip etmeniz lazım. Bu kariyer planınızdan bağımsız olarak artık teknolojiyi bilmeyen kişilerin bu kırılgan cam yolda ayakta kalabilmesi gerçekten çok zor' derim. Çünkü teknoloji her şeyi değiştiriyor, şimdi tabii mühendislik alanından çıkan arkadaşların seçenekleri bu sektörde iletişim, elektronik, telekomünikasyon mühendisliği alanlarında şekilleniyor.

Ama tabii teknoloji firmalarında da kariyer imkânları var. Genel olarak teknoloji sektörü değil de kariyer planı olarak genç arkadaşlara söylediğim bir şey daha var: Bir kere hangi işi yapmaktan, nasıl yapmaktan zevk aldığınızı kendinize sorun. Çünkü şunu görüyorum. Bir hevesle telekomünikasyon sektörüne girip, sonra mutsuz olanlarla alakasız sektörlerde zaman kaybeden arkadaşlar var. Çalışma şekillerine, yurtdışıyla çalışma, uzun saatler çalışma, esnek çalışma bunlara uyum sağlayamayanlar oluyor. Yüksek puanla girilen üniversitelerden mezun olan arkadaşların beklentileri, ikinci senede yönetici, beşinci senede genel müdür olmak. Veya mezun olduğunda çok yüksek maaş bekleyenler oluyor. Motorola'da stajını gerçekten ciddiye alarak yapan ve kendini gösteren arkadaşlarımız var. Onlara şirketimizde iş olanağı sağlıyoruz."

Çok sıkıntılı bir dönem geçirmenize rağmen toparlandınız. Uzan Grubu dönemi ve sonrasında tatsız bir izlenim yaratıldı. Motorola bu algıyı nasıl yönetti?
"Çok tatsız bir dönem yaşadık. Mümkün olduğunca soğukkanlılığımızı koruyup büyük tepkiler vermeyerek süreci yönettik. Çünkü gerçek olgular ortadaydı. Telsim'in yönetimi TMSF tarafından alınınca, biz 2005 yılının sonunda tekrar Telsim'le çalışmaya başladık. Burada önyargılardan arınmış, profesyonelce, ticari ilişkiler ne gerektiriyorsa o yapılarak devam edildi. 2006 yılında da TMSF Telsim'i satışa çıkardı, Vodafone da satın aldı. Bu olayın Türkiye'deki yabancı yatırımcı açısından da etkileri oldu. O süreçte biz de burada küçüldük ama o dönem yurtdışındaki projelere yaklaşık 50-60 arkadaşımızı gönderdik. Şimdi 350 kişilik bir ekibimiz var."

Zaman / Günseli Özen Ocakoğlu