Metni Büyüt Metni Küçült
22 Ağustos 2008

Bu skandaldan sonra, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından istifa etmeli

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı Ahmet Akyalçın aynı zamanda Anayasa Mahkemesi üyesi. Kapatma davasında oy kullanan bir üye.
Bu skandaldan sonra, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından istifa etmeli Rakamlar şaka gibi, ama istifa

KULLANILAN oy 218. Kabul 216. Ret 2. Oylama sonrası Meclis’te oturumu yöneten başkan:

"Uyuşmazlık Mahkemesi üyelerimize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum."

Ben de, hayırlar diliyorum. Vicdanım sızlayarak. 216 oyla Meclis’te kabul edilen Uyuşmazlık Mahkemesi yasası, pek çok yönden vicdanımı kanatıyor. Adalet duygumu yaralıyor.

AKP kapatma davası süreci sırasında çok çarpıcı bir olay yaşanıyor. Dünkü yazının özeti olmak üzere: AKP kapatma davası görüşülürken, karardan bir hafta önce Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç TBMM Başkanlığına yazı yazarak, Uyuşmazlık Mahkemesi ile ilgili tasarının bir an önce yasalaşmasını istiyor.

İki yıldır bekleyen tasarıyı AKP hemen öne çekiyor, istek yerine geliyor.

YARALANAN DUYGU

Adalet duygum yaralanıyor. Çünkü: Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı Ahmet Akyalçın aynı zamanda Anayasa Mahkemesi üyesi. Kapatma davasında oy kullanan bir üye.

Tasarı Meclis’te kabul ediliyor. Bir hafta sonra AKP davasında Ahmet Akyalçın kapatma aleyhinde oy kullanıyor.

Adalet duygum yaralanıyor. Çünkü:

Uyuşmazlık Mahkemesi yasasında yapılan değişiklik, mahkeme başkan ve üyelerine kıyak çekiyor. Ücret artışı, görev süresi uzatımı gibi.

Adalet duygum yaralanıyor. Çünkü:

Önünde kapatma davası bulunan yüksek mahkeme başkanı, kapatma kararının muhatabı olan iktidar partisinden, o dönemde hiçbir istekte bulunmaz. Hele de, kapatma davasına bakan mahkeme üyelerinden biri, bu istekten yararlanan konumda ise.

İSTİFA ZAMANI

Bu tatsızlığı gidermek gerek.

Ben Anayasa Mahkemesi üyesi, aynı zamanda Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı Ahmet Akyalçın’ı hiç tanımıyorum. Ömrümde ne gördüm, ne konuştum. Ne yer, ne içer, ne okur, ne yazar, dünya görüşü nedir, hiç bilmiyorum. Zaten bunların önemi yok. Ama, önemi olan başka bir şey var.

Bu skandaldan sonra Ahmet Akyalçın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından istifa etmek zorunda.

Eder mi? Elbette kendi bilir. Burası Türkiye. Burada bu gibi tavırlar sürpriz. Bu ölçüler lüks.

YA MUHALEFET

Adalet duygumu muhalefet de yaralıyor.

Uyuşmazlık Mahkemesi ile görüşmeler tamamlanıyor, oylamaya geçiliyor.

Mecliste AKP 339, diğer partilerden, bağımsızlar dahil, 208 milletvekili var. Bu yasanın kabulündeki oylama sonucu şöyle:

Oylamaya katılan 218. Kabul 216, ret 2. (TBMM Tutanakları).

AKP 339 olduğuna ve 216 kabul oyu çıktığına göre, demek ki, oylamada 123 AKP milletvekili yok. Ama, asıl muhalefet.

İki kişi hariç, muhalefetin tamamı oylamada yok. Ara ki, CHP’yi bulasın. Ara ki, MHP’yi, DTP’yi, DSP’yi bulasın. Ve bağımsızları.

SADECE VAAZ

Şaka gibi. İkisi, 208 muhalefet milletvekilinden sadece ikisi. "Muhalefet yok" yargısını perçinleyen bir rakam. AKP’nin önünde siyasal engel olmadığını kanıtlıyor. AKP’nin istediği gibi at oynatabileceğini ilan ediyor.

Meclis açıkken, muhalefeti her salı kendi grubunda, kendi kendine vaaz vermekten ibaret sanan anlayışın sefaleti.

Zaten neresi sefalet değil ki?

Bu seferlik, oyunun sadece bu perdesinde sefaletin bir yanını ortadan kaldırmak, Ahmet Akyalçın’a düşüyor. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından istifa ederek.

Gerisi toptan sefalet.

Hürriyet / Yalçın Doğan

Yorum Ekle

Yorumlar

+11 (+) İyi yorum (-) Kötü yorum
abdulmelikhankendi | 23 Ağustos 2008 06:39
Sn.Yalçının dile getirdiği bu AKP nin yaptıklarından sadece biri. AKP; olabildiğince Devletin tüm katmanlarında; çaycısından odacısına, müsteşarından
öğretmene, Polisten Askere, Yargıdan İdareye dek tüm
yerlerde kadrolaşmaya, kadrolaştırdığı bu insanlarında kendi militanları gibi hareket etmesine
önemle çalışıyor ve bundada başarı oranı hayli yüksek. Ekonomi, Sosyal hayat, Kadın, Din ve hatta Atatürk ve Laik Cumhuriyeti bazı yerlerde ağzından
düşürmeyerek kelimenin tam manası ile takiye ve aldatma yapıyor.

Susma sustukca sıra sana gelecek diye bir söz var mitinğ alanında çok söylenir, bu sözden hareketle bu
AKP denilen Partinin yaptıklarını dillendirmeye çalışan ve konuşan ne kadar işçi ve bunların örgütleri, İş adamları, sendikacılar, toplumda Demokrat ve Laik Cumhuriyetten yana olduğu bilinenler
esnaf ve sanatkarlar; konuştuğu zaman mutlaka ya kendinin ya aile ve yakınlarından başlamak uzere usul
ve furuğ larının başına, sabahına başta maliye, Belediye zabıtası sonra polisi geliyor ve insanlar
faşizan uygulamalar ile susturuluyor.

G oy ile gelmiş olan bu siyasi ekip, aldığı oyların
tümünün kendilerine isteyerek ve bilerek verilmiş oylar olmadığını biliyor ve bir şekilde gidici olduğunuda biliyor. Fırsat elde iken ne gerekiyorsa yapıyor.

Bu adamlar zihniyetleri ile mehter takımı misali 2 ileri bir geri, adım adım geldiler gelirkende kapatmalardan tutunda bazı önlemlere varıncaya kadar bazı şeylerin yapıldığını biliyoruz ama demekki bu yeterli olmamışki;
bu gün bu adamlar Devletin tepesinde oturmaya devam ediyorlar. Ne yapalım kader utansın demeyeceğiz ve
mücadele için gerekeni yapacak ve karanlıktan aydınlığa çıkmanın mutlaka yolunu bulacağız. Başka çare yok.