Yetmişli yıllarda televizyonda bir Köle Isaura vardı, çok sevilmiş dandik bir Brezilya dizisinin "mendil ıslattıran" kahramanı... Türk milletinin "bacısı" olmuştu... Sonra, günün birinde, Isaura'yı oynayan kadın oyuncunun çıplak resimleri yayınlandı...
N'aaber Barack'çılar yaa?
Engin Ardıç / Sabah
Ülkemizde "Obama seçimi kazanırsa Amerika emperyalizmden vazgeçecek" sanan ahmaklar vardır.
Tıpkı, Clinton kazanınca "Amerika'da sosyaldemokratlar iktidara geldi" yazmış olan ahmaklar gibi.
Hatta, Barack Obama'nın göbek adı Hüseyin olduğu için "bize iyi davranacak" diye düşünenler bile görmüştük.
Üstelik bunlar (daha doğrusu Türk basınının irice bir kesimi) işe oldu bitti gözüyle bakıyorlar, sanki Obama seçimi kazanmış gibi ahkâm kesiyorlardı.
Bendeniz de cahil ve aptal olduğumdan "Hüseyin adında bir zencinin Beyaz Saray'a yerleşmesi ihtimaline" hep kuşkuyla yaklaştım.
Son gelen haberlere göre, Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı John McCain, anketlerde Demokrat Parti adayı Obama'nın beş puan önüne geçmiş!
Fakat dereyi görmeden paçayı sıvamayalım, seçime daha iki aydan fazla zaman var...
Gene de, bizim yerli Barack'çılar şaşırmış ve üzülmüş durumdalar. Obama ile eski rakibesi Hillary Clinton arasında bir "al gülüm ver gülüm anlaşmasına" varıldığı, adaylığı kim kazanırsa ötekini de yanına alıp başkan yardımcısı adayı yapacağı sanılıyordu...
Öyle olmadı. Obama, yardımcı adayı olarak kendine Joe Biden adında bir adamı seçti.
Hariciyeciler tanıyorlar, ben tanımıyorum: Biden, "Rum-Ermeni lobisinin" adamıymış! Yetmişli yıllarda yediğimiz "silah ambargosunda" da başı çekmiş... Şu ünlü "tezkerenin" geçmesi için de üşenmemiş kalkmış taa Ankara'ya kadar gelmiş, yani hiç de öyle "Irak'tan vazgeçelim" havasında değil... Irak'ın bölünmesini isteyenlerin de başında geliyor. Bunun kibarcası da "gevşek federasyon".
Böylece Obama'nın da ne kadar "solcu" olduğu anlaşıldı. Nitekim bazı yorumcular "gerçeklerle karşılaşınca uçmayı bırakır" şeklinde konuşuyorlardı...
Gördüğünüz gibi, Türkiye'nin uçarı kaçarı yok. Seçimi kim kazanırsa kazansın, Türkiye, Amerikan "pençesinden" kolay kolay kurtulamaz. "Putin geliyor Putin" diye efelenmenin yararı yoktur.
Obama'yı "tutan" Türk aklıevvellerinin, olası bir Obama yönetiminin baskıları karşısında ne yapacaklarını görmek isterdim doğrusu... "Arap çocuğu dedik bağrımıza bastık, bize kelek yaptı" düzeyinde ağlayacaklar mıdır?
Yetmişli yıllarda televizyonda bir Köle Isaura vardı, çok sevilmiş dandik bir Brezilya dizisinin "mendil ıslattıran" kahramanı... Türk milletinin "bacısı" olmuştu...
Sonra, günün birinde, Isaura'yı oynayan kadın oyuncunun çıplak resimleri yayınlandı...
Türk magazin basını şaşırdı, bocaladı, kızdı köpürdü: "Bacı dedik, kahpe çıktı!" ...
Umarım dış politikamızı yönlendirenler de yorumlayanlar da bundan daha üst düzeyde bir tepki verirler, uğrayacakları hayal kırıklığına...
Karl Marx der ki, "tarihte ne olmuşsa, öyle olması gerektiği, başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur" ... Bu, gelecek için de geçerlidir. Bizim için de, Kıbrıs konusunda, Ermeni meselesinde, ne olması gerekiyorsa o olacaktır, hiç boşuna dövünmeyiniz.
Meseleleri yok saymak, çürümeye terk etmek ya da çözümü ertelemek politikası elbet gider gider bir duvara toslar. Duvarın üstünde Obama da yazsa, McCain de yazsa fark etmez.
Yorum Ekle
Yorumlar
masanın önünde kimin adının yazılacağı çok önemli değil. Niçinmi? kendimizi bildik bileli, Amerikan
devletinin tüm kıtalar için bir uzun vadeli, bir orta vadeli emperyalist planları olduğu, Teknokrat ve asker dahil tüm bürokratları yeri zamanı geldiğinde
bunların uygulanmasını ister, Başkanlık koltuğunda oturan zat bunları onaylar. Bunun adı derin devlet ile girift hale gelmiş, emperyal devlet organlarıdır. Örnek görmek isterseniz arabistan yarım adasına bakın, petrol gelirlerinin şeyh ve kral başına düşeni ortalama 25 milyar $. Zaman zaman nutuklarında insan hakları ve demokrasi adına bazı ülkelere sınırsız ve sorumsuz güç kullanarak buraları istila eder, sonrada yer altı yer üstü neyi varsa Amerikaya kanalize eder. Arabistan yarim adasında tüm arap halklarının bu şekilde despot adamlar tarafından yönetilmesine razı olur, göz kırpar, yeri zamanı gelir arapları birbirine kırdırır, birde o çoğrafyada başlarına BM karar ve kanunlarını tanımayan, yaptığı kanunsuzluklardan dolayı kınama cezası dahi verilemeyen İsrail gibi Amerikan güdümlü bir bekçi koyar ve bu bekçi bir sağa bir sola vurur, bazen barışcı geçinir tarafları masaya çağırır, masada görüşme devam ederken İsrail askerleri; sadece taş
atabilen silah sıkmasını ise, ancak neşelendiği zaman havaya sıkabilen araplara vururda vurur. Bu hengame içinde şairin dediği gibi (BEN NASIL AH ETMEYEYİM, DERDİMİN PAYANI YOK, GAM GELİR HİCRAN GİDER, ŞAD OLMANIN İMKANI YOK) türküsü ölür ölür giderler.
Amerikan emperyalizminden basit örnekler sunduk. Obama veya Mc Cain gelmiş bir şey değişmez.Orada derin devlet içinde şahinler vardır, hiç kimseye fırsat vermezler.
hicranlarımız debreşti.
bay beyim vay!
meğer köşe yazarı hasreti dedikleri
bu olsa gerek.sayende onu tatdık.
(superpoligona iktibas edilenden)
yazılarınzın gene maşallahı var.
döktürmüşsünüz uzun uzun.
düşünüyorumda siz beyefendiye gıpta eden
çok meslekdaşınız vardır.
(el kiri yüzünden değil tabii)
düşünüyorum bu allah vergisi olabilir
diyorum.fakat bu kadar argo ve hafif
küfürbaz olmanız allah vergisi olmaz.
eskiden birbirize sorardık:
kim düşürdü seni bu hallere ?
ne güzel hicaz şarkıdır bu.
artık dinlerken uyuya kalıyorum.
superpoligon'da ki yazılarını
okurkende bu oluyor.
sabah okusam hiç uyanmıyacağım anlaşılan.
bir de:
başına taş mı düştü ?
düşen kocamanda içeriği ince.
photoshop kullanmasını bilsem
resmini senin leyhine retuşlayacağım.
maalesef o bilgiden yosunum.
sümbülteberzadeamberibey
size sıhhatler ve saadetler diler.
insanın bir özelliğide sevdiklerine
muziplik edip takılmaktır.