“Sen Allah’ın bir lütfusun. Rizemiz’in gururusun. Ergenekon’un kökü kurusun"
Komünizm tökezledi. Devlet baba yok edildi. Allah baba var.
O da zengine veriyor. Zengini kolluyor.
Yetim hakkı yedirmem edebiyatı!
Öksüzler ve yetimler, fakirler ve fukaralar, ezilenler ve horlananlar onlar çok, kum gibi... Çaresizler, sahipsizler, kimsesizler. 30-40 yıl önce komünizm vardı, onlara sahip çıkıyordu.
Komünizm tökezledi.
Devlet baba yok edildi.
Allah baba var.
O da zengine veriyor.
Zengini kolluyor.
Fakirliğin kökünü kazımak bir yana, sayılarını artırıyor. Onlar iyice sahipsiz, kimsesiz, desteksiz kaldı. Kapitalizm, serbest piyasa, küreselleşme öksüz ve yetime, fakir ile fukaraya köklü bir çare üretemedi.
Yine de biz şanslıyız!
Allah’ın iyi kuluyuz!
Bizim başbakan var.
Kendisi komünist değil, fakat öksüz ve yetimleri, fakir ve fukaraları, ezilenleri ve horlananları hep hatırlıyor. İşte Rize’nin Kendirli Beldesi’nde Tayyip Erdoğan’ı vatandaşlar “Sen Allah’ın bir lütfusun... Rizemiz’in gururusun... Ergenekon’un kökü kurusun...” pankartlarıyla karşıladılar.
Başbakan onları anladı.
Yetimin hakkını yedirmem edebiyatını halkın duyma saatinin gelip çattığını hissetti.
Yetimin hakkını yedirmem.
Yiyici bizden uzak dursun.
Deyiverdi.
***
Dilin kemiği mi var!
Yedirmem derler.
Yedirmeye devam ederler.
Yiyenleri savcıya çıkartmazlar.
Mahkemeye vermezler.
Dokunulmazlıkları kaldırmazlar.
Devlet denetimini felç ederler.
Biz otokontrol yapacağız diye nutuk çekerler. Anlayana sivrisinek saz. Otokontrol yapmak demek öksüz ve yetimin hakkını, bizim izin verdiğimiz noktaya kadar yiyeceksin, partiyi de göreceksin fakat yakalanmayacaksın demektir.
Rüşvet tarifesine uyacaksın.
Ne fazla, ne eksik.
İstanbul Boğaziçi’nin ön görünüm ve arka görünümünden gelen imar izni taleplerine şu tarifeyi uygulayacaksın.
Basit tamir için:
5 bin dolar ile
50 bin dolar arası
Kısmi tadilat için:
50 bin dolar ile
100 bin dolar arası
Villa tadilatı için:
250 bin dolar ile
500 bin dolar arası
Yalı yenilemesi için:
500 bin dolar ile
1 milyon dolar arası
Alacaksın.
***
Ortak havuz kuracaksın.
Denetimsiz, kontrolsüz.
Milyarlarca dolar toplanacak.
Makbuz verilmeyecek.
Alınan rüşvet ortak havuzda birikecek. Havuzun bir çantacısı olacak. Tarifeyi bu çantacı uygulayacak. Çantacı genel müdür yada genel müdür yardımcılığına yükselmiş biri olacak. Bir süre Taksim’e yakın bir yerel belediyenin imar müdürlüğünü de yapmış olacak. Öksüz ve yetimin hakkının yenmediğini vurgulamak için çantacı, aynı zamanda umre organizasyonu yapacak. Yılda 4 kez umreye, bir kez hacca gidecek.
Öksüz ve yetimler.
Fakirler ve fukaralar.
Ezilenler ve horlananlar.
Onlar çok, kum gibi...
Çaresizler, sahipsizler.
Vakti saati gelince “yetimin hakkını yedirmeyiz, otokontrol yapacağız” sözünü duyma ihtiyacı hissederler. Niçin savcı çıkmıyor, rüşvet yiyenler yakalanıp mal varlıklarına niçin el konmuyor, niçin ibret olsun diye hapse atılmıyorlar? İtalya’dan savcı mı getirelim diye sormazlar, “Sen Allah’ın bize lütfusun” diye bez pankart açarlar.
Vatan / Necati Doğru
Bu kategorideki diğer kayıtlarımız
Yorum Ekle