Dün Vakit Gazetesi’nde yayımlanan bir ilanı görünce Duygu’yu rahmetle andım. İlanın dikkatimi çeken yönü, fotoğraftaki kadının yüzünün silinmiş olmasıydı.
Kadının artık yüzü de yok!
Mehmet Yılmaz / Hürriyet
DUYGU Asena’nın romanı "Kadının Adı Yok" yayımlandığında Türkiye’nin nasıl etkilendiğini hatırlıyorum.
Yazıldığı dönem için önemli bir mesajı vardı ve bu tür konuları konuşmak Türkiye için uzun geçmişi olan bir durum değildi.
Dün Vakit Gazetesi’nde yayımlanan bir ilanı görünce Duygu’yu rahmetle andım.
İlan bir giyim firması tarafından verilmişti. Gazetenin siyasal İslamcı eğilimine ve ilanda yayımlanan giysiye bakınca bunun bir tesettür giyimleri üreten firma olduğu anlaşılıyor.
İlanın dikkatimi çeken yönü, fotoğraftaki kadının yüzünün silinmiş olmasıydı.
Silinmiş yüzden arta kalan şey, mankenin boyun kısmını kapatan türbanın ucuydu.
Yüzün neden silinmiş olduğunu bilemiyorum elbette.
İlanı verenler, türbanın da yetmediğini, aslında kadınların yüzlerini hiç göstermemeleri gerektiğini düşünen daha radikal dinciler olmalı. Çünkü firmanın internet sitesinde de mankenlerin yüzlerini silmişler.
O fotoğrafa bakarken, aynı gazetede yazan türbanlı köşe yazarlarının ne hissetmiş olabileceklerini merak ettim.
Başı örtülü bir kadın yüzünün bile "günaha davet" sayıldığı bir ortamda çalışıyor olmaları, gerçekten çok zor olsa gerek.
Yorum Ekle
Yorumlar
o zaman gurka, yetmez ve kesmez, o zaman dört duvar arası sesinin dahi duyulması caiz olmayan bir muameleye tabi tutmak. Maalesef içimiz kan ağlayarak yazıyoruz ama kadına böyle bakanlar Türkiye Cumhuriyetinde var ve her mahallede ağırlıklarını
hissettiriyorlar, sadece Fatih, Vezneciler, Batman ,Silvan değil.