Metni Büyüt Metni Küçült
9 Ekim 2008

Bütün bunları yazıyorum. Çünkü ben uzun süredir Allah inancı üzerine düşünüyorum

Süregitmekte olan bir proje var. Yeni Şafak gazetesinden Mehmet Gündem, birçok aydından, yazardan topladığı soruları gidip Fethullah Gülen’e iletecek.
İnanç Belgeseli
Serdar Turgut / Akşam


Süregitmekte olan bir proje var. Yeni Şafak gazetesinden Mehmet Gündem, birçok aydından, yazardan topladığı soruları gidip Fethullah Gülen’e iletecek.

Aydınlar, yazarlar istediklerini açıkça soracaklar. ‘Bu soru uygun düşmez’ diye bir çekinme de olmayacak. Her konu gündeme getirilebilecek.

Ben Fethullah Gülen’i hiç tanımadığım için, hakkında birçok hikâye anlatılıp, kaçınılmaz olarak abartılar yapıldığından, ilk önce davet edildiğim halde bu projeye katılmaktan çekindim. Çekincelerimi de Mehmet Gündem’e indirekt yoldan iletmeye çalıştım.

“Benim yaşam biçimimi biliyorsun, yazılarım da ortada. Bu durumdayken ben Fethullah Gülen’in yanına gidecek olsaydım, onun evinde nasıl davranılacağını bilmezdim, şaşkınlaşabilirdim” dedim.

O ise bana, ‘Olduğunuz gibi davranmalısınız’ deyince projeye katılmaya karar verdim.

Bütün bunları yazıyorum. Çünkü ben uzun süredir Allah inancı üzerine düşünmekteydim. Bu konu koyu dindarların tekeli altında değil veya olmaması gerekiyor.

İnancımı pekiştiren güçlendiren gelişme, birden teorik fizik konularına ilgi duymaya başlamam ile olmuştu.

Evrenin nasıl oluştuğunu ve dünyanın oluşumunu inceleyen teorik fizikçilerin önemli bölümünün Allah’a inanmakta olduklarını görmek hem beni mutlu etti hem de bu gelişme bana çok ilginç gelmişti.

Bu beyinler büyük gerçeklere ulaşıp, gizemleri çözdükçe Allah’a inançları güçleniyordu.

Bu işin bir başka boyutu da fizikçilerin önemli bölümünün dindar olmamalarıydı.

İşte ben de kafamı çok uzun süredir meşgul etmekte olan bu konuyu belki teleolog kimliğiyle Fethullah Gülen cevaplayabilir diye şöyle bir soru planlamaktaydım:

İnsan dindar olmadan Allah’a inanabilir mi? Bir dindar açısından bunun önemi var mıdır? Yoksa, neden yoktur?

İnancı tartışmamız, inanmayı felsefi boyutuyla sorgulamamız gerekiyor.

Düşünme sürecim tam da bu aşamadayken BBC televizyonunun dünyadaki inançlar üzerine bir dokümanter çalışması başlatmış olduğu haberi beni çok heyecanlandırdı. Merakla bekliyorum bu dokümanteri, defalarca da izleyeceğimi biliyorum.

Felsefi sorgulama sürecinde çok da yardımcı olacağını hissediyorum bu dokümanterin.

Yarın başlayacağım Amerika gezisinde Julian Barnes’ın piyasaya çıkan yeni kitabını da alacağım.

Çünkü ‘Nothing to be Frightened of’ adındaki kitap şu cümleyle başlıyor: ‘I don’t believe in God but I miss Him’. (Ben Allah’a inanmam ama onu çok özledim).

Kitap şimdiki ruh halime çok uygun. Okumadan durmam mümkün değil. Okuyunca sonucu ayrıca yazacağım söz.

Yorum Ekle

Yorumlar

+6 (+) İyi yorum (-) Kötü yorum
abdulmelikhankendi | 9 Ekim 2008 11:43
Sn. Yazarın hem inanç hemde felsefi konularda kafasının çok karışmış olduğu anlaşılmaktadır. Bir defa şunu vuzuha kavuşturmak gerek. Semavi Dinlerde Allahın birliği, Kainatın ve tüm canlılar ile Nebatat'ın yaratıcısı ve mutlak güç olduğuna inanılır. İslam'da bir semavi Din olduğuna göre ve diğer semavi dinlerden nüans farklılığı ile, Allahın birliği, tartışılmaz güç olduğu, Allah tarif edilirken, 'Allah ne yerdedir ne gökte. Ne yer ne içer. Ne doğmuştur ne doğurulmuştur. Herşeyden münezzeh, her yerde hazır ve nazır insana şah damarından yakın olarak tarif edilir. İslam anlayışında ne istenirse ondan ne beklenirse ondan olmalıdır, bütün dua ve niyazlar onadır, Rahman ve Rahim olandır. Ona şirk koşmak eş koşmak en büyük günahlardan kabul edilir ve KURAN'da böyle ifade bulmuştur. İslam Dini tevhid, yani; birlik dinidir bizde acizane İslam Dininin bir ferdi olarak böyle inanır böyle biliriz. Çok fazla teferruta girmeden Allah ve İnanç üzerine bir iki şey daha yazarak bu konuyu kapatalım. İslam şirki olduğu gibi yalanıda büyük günahlardan kabul eder. Bu nedenle; İslamda Ruhbanlık ve Azizlik gibi müesseseler ve kişiler yoktur. Allahın ve onun kitabı olan KURAN'ın eşrefi mahlukat olarak yaratılmış kadın ve erkek olarak insanlardan istediklerinin dışında, İslama ulama ve eklemelerin yapılamayacağı, buda Allahın emridir, buda Dinin gereğidir diye Din ve Allah ile aldatmaların yine şirk kabul edileceği yapanların ise büyük günaha gireceği yine KURAN emridir. Yazar Amerikada Fetullah Gülene Allah ve İnanç üzerine sorular soracağından bahisle aydınlanmasını ona yönde gördüğünü işar etmektedir. Bize göre ve kendi beyanlarından anladığımıza göre; Fetullah Gülen İlk okul mezunu herhangi bir Akademik kariyeri olmayan, İmam emeklisi ve emekli maaşından başka geliri olmadığını ifade eden birisidir. Ama bu gün dolaylı ve dolaysız sahip olduğu servet, kontrolü altında olan özel okul ve Dershaneler ve bunların getirileri ve başka müesseseler, Amerikada yaşamını sürdürdüğü malikane ve yaşam tarzı, sağlığına harcadığı ultra servet değerindeki paralar ve Devleti kendi ılımlı islam anlayışı doğrultusunda ele geçirmek için Büroksasi ve devlet içindeki oluşumlar. Bunlar biliniyorken acaba yazarın Allah ve İnançla ilgili konusunda ve Türkiyede uzman tükendide mi? Fetullah Gülen'e sorma gereği duymaktadır.
0 (+) İyi yorum (-) Kötü yorum
mustafas | 9 Ekim 2008 20:23
yorumcu hiç bir şey sandığın gibi değil yazık sana yazık....