Metni Büyüt Metni Küçült
14 Ekim 2008

İki gazete, ortak manşetler, Orgeneral Babaoğlu’nu savunma işi

Aktütün karakoluna yapılan saldırı sırasında istifini bozmayarak golf oynamayı sürdüren Hava Kuvvetleri Komutanı’nı karşı ciddi bir tepki var.
İki gazete, ortak manşetler, Orgeneral Babaoğlu’nu savunma işi Golfçü komutana F tipi destek

Türkiye’de yine çok ilginç gelişmeler oluyor.
Aktütün karakoluna yapılan saldırı sırasında istifini bozmayarak golf oynamayı sürdüren Hava Kuvvetleri Komutanı’nı karşı ciddi bir tepki var.
En militaristler, orduya toz kondurmayanlar bile Orgeneral Babaoğlu’na tepkili.
İstifa isteyenlerin sayısı hiç de az değil.
Üstelik bunu söyleyenlerin büyük bölümü geçmişte “Fazla asker yanlısı” olmakla suçlanan kesimler.
Türkiye’nin ilginçliği işte tam bu noktada başlıyor.
Hava Kuvvetleri Komutanı Babaoğlu’na sürpriz bir destek geliyor.
İki gazete, bugün ortak manşetlerle Orgeneral Babaoğlu’nu savunmaya başlıyorlar.
Bu gazeteler ulusalcı ve asker yanlısı çizgileriyle bilinen iki gazete olsa “Şaşırmayacağız”
Ne bileyim Cumhuriyet veya Tercüman Hava Kuvvetleri Komutanı’nı savunmaya başlasa yüzümüzde bir hayret ifadesi oluşmayacak.
Ancak komutanı savunanlar bu gazeteler değil. Savunma makamında Zaman ve Bugün gazeteleri oturuyor.
Bu iki gazetenin çok ortak bir yönü var.
Her iki gazete de aynı cemaatin kontrolünde.
Fethullah Gülen cemaatinin.
İki Fethullahçı gazete, aynı anda, sanki bir yerden düğmeye basılmış gibi Hava Kuvvetleri Komutanı’nı koruma kalkanı altına alıyorlar.
Oysa bu iki gazetenin ve bağlı oldukları cemaatin geçmişte üst düzey komutanlara karşı aldıkları tavır ortada.
Eski Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ı yıllarca hedef tahtasına oturtan, gazetelerinde, yurt dışından yayın yapan internet sitelerinde olmadık iddialar ortaya atanlar hep aynı cemaatten.
Ancak bu kez ilginç bir tavır alıyor, belki de ilk kez bir komutana sahip çıkıyorlar.
Doğrusu bu durumu ben çok ilginç buluyorum.
Ve her nedense cemaatin aldığı bu pozisyonu Hava Kuvvetleri’nin golf sahaları dıındaki ikinci büyük projesine, F 35 JSF’e bağlıyorum.
“Neden” diye sormayın.
Bir bildiğimiz vardır elbet.
Hele hele bu köşeyi sürekli okuyorsanız!

Kapitalist olmadan kapitalizm olur mu?

Kapitalizmin sonu mu geldi sorusu çokça soruluyor.
Oysa Karl Marx’ın 150 yıl önce işaret ettiği açmazlar bir kez daha ortaya çıkıyor.
Olan bu.
Bana göre sorunun temelinde yatan gerçek sistemin kapitalizm olmasına karşın, ortada kapitalist kalmamış olması.
Anlaşılması biraz güç oldu galiba ama durum bu.
Bakın peş peşe zora düşen kurumlara.
Hiç birinin gerçek bir sahibi yok.
Hepsi neredeyse yüzde yüze yaklaşan oranda halka açık hale gelmiş, yönetim kurullarının denetim değil yönetim işlevi üstlendiği kuruluşlar.
Gerekli hallerde sermaye enjeksiyonu yapacak ya da radikal kararlar alabilecek “Kapitalist” patronlardan yoksun ekonosistemler.
Bu nedenle bu kriz geçmiştekilerden çok farklı. Çeyrek asırdır yüksek gelirli profesyonellerin pompaladığı “Kurumsallama”, “Corporate governance” palavralarının sonu.
Kapitalizm daha önce de sorunlar yaşadı.
Sıkıştı.
Bu sıkışıklıkların sonucu genelde kanlı oldu.
Onmilyonlarca insan öldü.
Şimdi de benzer bir tehlike söz konusu.
Bu krizle beraber dünyanın güç ekseninde kaymalar olabilir.
Tek süper güç ABD bu sıfatı kaybedebilir.
Süper güç olmayı sürdürmenin tek yolu askeri güç olmaktan ve bu askeri gücü sürdürecek ekonomiye sahip olmaktan geçiyor.
Geçmişte Osmanlı böyleymiş.
Ancak uzun süren savaşlar, daha doğrusu sonuçsuz, net bir getirisi olmayan savaşlar ekonomik gücü yıpratınca süper güçlüğün sonu gelebiliyor.
Profesör Halil İnalcık, Osmanlı’nın süper güç olmaktan çıkmasını İran’la yapılan uzun ve sonuçsuz savaşlara bağlar.
İngiltere benzer bir süreç yaşamış ve 2 dünya savaşı sonunda süper güçlüğünü kaybetmiştir.
Kimbilir belki de şimdi sıra ABD’de.
Tehlikeli olansa bunu kolay teslim etmeyecek olması.

Fatih Altaylı