Metni Büyüt Metni Küçült
23 Ocak 2017

Nusret: Sinir oluyorlar bana, görgüsüz buluyorlar!

Ünü dünyaya ulaşan "sosyete kasabı" Nusret, kendisini görgüsüz bulanlara, "Sinir oluyorlar bana. Görgüsüz buluyorlar. İyi de kardeşim, ben bir maden işçisinin oğluyum." sözleriyle sert çıktı
Nusret: Sinir oluyorlar bana, görgüsüz buluyorlar! Ünü dünyaya ulaşan sosyete kasabı Nusret, Hürriyet Gazetesi yazarı Ayşe Arman'ın sorularını yanıtladı. Geldiği noktayı değerlendirip, "Allah.." diyen Nusret kendisiyle ilgili samimi itiraflarda bulundu.

İşte Ayşe Arman'ın Nusret röportajından bir bölüm:

Nusret, bütün dünya seni konuşuyor. Ne diyorsun?

- "Allah" diyorum, ne diyeyim...

Nasıl açıklıyorsun bu durumu?
- Valla, açıklayamıyorum. Instagram'a bir video koyuyorum, 7 milyon kişi izliyor. 2 milyon takipçiye ulaştım, düşün. Yolda yürüyemez oldum, herkes benimle selfie çektiriyor. Anneler, "Oğlum mutfağa giriyor, bonfile yapıyor, sizin gibi tuzluyor ve videosunu çekip YouTube'a yüklüyor" diyor. Dünyanın en çok izlenen talk show'larında benden bahsediliyor.

Davet aldın mı?
Almaz mıyım? Hepsinden! Dil sorunum olmasa, çıkacağım. Reklam teklifleri yağıyor. Avustralya'da duvar resimlerim yapılıyor. Tamam, benim de hedeflerim vardı. İlk işe başladığımda, "Türkiye'nin en iyisi olmaya çalışacağım!" diyordum. Dubai'yi açtıktan sonra, "Ortadoğu'nun en iyisi!" dedim. Ama bu kadarını ben bile hayal edememiştim!

Yeni hedeflerin?
- Avrupa'nın hatta dünyanın en iyisi olmak diye bir durum var artık! Bir buçuk aya kadar Doha'da, sonra sırasıyla Londra ve New York'ta restoran açacağız. Çalışmaya devam. Çünkü benim asıl işim şov değil, et. Ette iyi olduğum için bütün bunlar oluyor. Fakat sadece işimi iyi yapmam da yeterli değil. Artık öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, yaptığın işin bir hikâyesi olması gerekiyor. O hikâyeyi satman gerekiyor, insanları büyülemen, ilgilerini çekmen gerekiyor. Hepimizin kendimizden bir marka yaratmamız gerekiyor. Yoksa kimseye ekmek yok! İnanılmaz bir rekabet var, sıyrılmanın yolunu bulacaksın.

Sosyolog gibi konuştun...
- (Gülüyor) Yok yahu! Ne sosyoloğu? İlkokul mezunu adamım ben. Eğitimim yok. Ama her şeyi çabuk öğrenen bir adamım. Zaman içinde de kendimi geliştirdim. Hâlâ uğraşıyorum. Ama nereden geldiğimi de hiç unutmuyorum.

İnsanlar bazen unutuyor olabilir mi?
- Olabilir. Sinir oluyorlar bana. Görgüsüz buluyorlar. İyi de kardeşim, ben bir maden işçisinin oğluyum. Annem-babam okuma-yazma bilmiyor. Maddi yetersizliklerden dolayı ben de okuyamamışım. Altıncı sınıf terk. Ama demek ki bir şeyler de varmış ki bende, su satarak, ayakkabı boyayarak iş hayatına atılmışım, 14 yaşında kasaba girmişim. Çırak olarak. Et benim tutkum oldu. Hakkımda atıp tutanların, bir ömür çalışamayacağı kadar çalıştım ben! Hâlâ çalışıyorum. Çalışmadan bir halt olmuyor. 34 yaşındayım, 20 yılda buralara geldim... Hiç de fena değil!

O tuzlama hareketi nasıl çıktı?
- Kendiliğinden oldu aslında. Gerçek bir hareket o, hava olsun diye yapılmış bir şey değil. Bir imza. Benim imzam. Tablo yapıyorsun, tabloya son dokunuş gibi düşün. Ete de son dokunuş, eti kutsuyorum.

Bir sosyal medya ekibin mi var? O videoları kim çekiyor?
- (Gülüyor) O anda bizim garsonlardan hangisi boştaysa, o çekiyor. Fikri buluyorum, birinin eline telefonu veriyorum, çekiyor. Benim menajerim yok, PR'ımı yapan yok, akıl danıştığım biri yok, her bi haltı kendim yapıyorum.