Metni Büyüt Metni Küçült
26 Ocak 2017

Oray Eğin, Ahmet Hakan'ın neden tutmadığını yazdı!

Habertürk yazarı Oray Eğin, bugün köşesinden Ahmet Hakan'ın ana haberde neden tutmadığını "madde madde" yazdı
Oray Eğin, Ahmet Hakan'ın neden tutmadığını yazdı! Kanal D Ana Haber anchormanliğine geçiş yapan Ahmet Hakan eleştirilerin odağında...

Habertürk yazarı Oray Eğin de bugün Ahmet Hakan'ın ana haberde neden tutmadığını "madde madde" anlattı.

İşte Eğin'in bugünkü yazısından ilgili bölüm:

BİR: Hevesini kursağında bırakmak istemem ama Cem Küçük’ün onu “bitirmesi” değil, Ahmet Hakan’ın aldığı kötü reyting. Zamanın ruhunun Ahmet Hakan’ın aleyhine işlemesi sorun; onun iyi bildiği ana haber formülünün son kullanma tarihi doldu.

İKİ: Anchorman’ler dönemi genel olarak dünyada bitiyor. ABD’nin son güvenilir anchorman’i Brian Williams geçmişiyle ilgili palavra bir hikâye anlatınca ekrandan alındı. Yerine gelen kişi onun kadar ünlü, karizmatik değildi ama haber bülteni aynen izlenmeye devam etti. Uğur Dündar gibi olağanüstü bir güvenilirlik sağlayan ve bir duruşu temsil eden anchorman’ler hâlâ izlenir, ama Ahmet Hakan da böyle bir figür değil.

ÜÇ: Kanal 7’de Ahmet Hakan’ı ayıran alternatif olu- şuydu. Reha Muhtar’ın domine ettiği, Ufuk Güldemir’in dozunu iyice artırdığı grotesk haberciliğe karşı sakin, entelektüel bir sesti. O dönem moda olan ve Radikal İki, Yeni Şafak gibi gazetelerde rastlanan “yeni sol” bir ton tutturmuştu. Kendi mahallesinden çok Cihangir’de sevildi zaten, bir süre sonra da merkez medyaya geçti.

DÖRT: Ahmet Hakan’ın geçmişte ekrandan vaat ettiği alternatifi günümüzde merkez medyanın dışında internet siteleri, sosyal medya sağlıyor. O izleyici çoktan televizyonu terk etti.

BEŞ: Günümüzde prim yapan haber dilini Ahmet Hakan konuşmuyor. Show Haber ise bu şifreyi çözmüş: Halk için, halka yönelik haber yapıyor, bunu da halkın içinden gelen haberciler yapabilir. Sadece siyasete boğmuyor, sokağı da yansıtıyor. İçi boş söylemler ve sloganlar atmak yerine gerçek bir Türkiye profilinin aynası haberler. Gerçek, samimi… İzleyici dünyanın sadece Ankara’dan ibaret olmadığını, kendisinin de hayatın bir parçası olduğunu ekranda görünce anlıyor.

ALTI: Türkiye’de muhalif basın kendi kitlesini aptallaştırmaya programlamış; toplumsal söylem ve tartışma çıtasını yükseltmek yerine muhaliflerde biriken öfkenin gazını alarak günü geçiştirme derdinde. Fatih Portakal’ın en büyük başarısı bu: Son derece sığ, kullandığı dil avam, itirazı kahvehane tartışması boyutunda. Fazla derine inmeye de niyeti yok; zaman zaman okuduğu bir kitaptan alıntı yapıyor ekranda. Kendi kitabından. Ne üzücü ki, bu tutuyor. Ahmet Hakan ne yeteri kadar yandaş, ne muhalif… Hatta muhalif izleyici için fazla “entel”.

YEDİ: Köşe yazarlığı insanı taraf olmaya zorluyor, Ahmet Hakan’ı bir köşe yazarı olarak parlatan da buydu. Polemikler, birkaç cümlede yaptığı nokta atışları, zekice yakaladığı ayrıntılar, yazı tarzı… Köşede durduğu gibi durmuyor.

SEKİZ: İzleyici de okur da bir yere not etmiştir: Ahmet Hakan hiçbir idari görevi olmamasına rağmen fazlasıyla Aydın Doğan’dan taraf oldu. Köşesi Aydın Doğan’ın yanıtlarının yayımlandığı bir platforma dönüştü, patron ile köşe yazarı arasındaki mesafeyi son yıllarda iyi ayarlayamadı.