Metni Büyüt Metni Küçült
19 Kasım 2008

Nur Çintay'dan, Ahmet Hakan'a cevap gecikmedi...

"Aman Allahım! AMAN ALLAHIM! Görgü dersini ‘Hürriyet Yakası’nın Burhan Altıntop’undan, ahlak dersini de ne idüğü belirsiz bir gazeteden ne idüğü belirsiz başka bir gazeteye geçme telaşından bacakları dolanan omurgasız bir ergenden alacakmışım. Atatürk ve
Nur Çintay'dan, Ahmet Hakan'a cevap gecikmedi... Bağırsaklı medya yalanları

Şimdi tamam.
Yakınlarda bunu önce ‘Masumiyet Müzesi’nde, sonra ‘Mustafa’da yaşamıştım. Sanki başka başka kurgularda Masumiyet Müzeleri ve Mustafalar dağıtılmıştı piyasaya, benim okuduğum/izlediğim versiyonla onlarınki apayrıydı:
Hayatta en kaptırarak okuduğum romanlardan ‘Masumiyet Müzesi’ yok akmıyormuş, yok pornoymuş. Günahı, bir insanı insan gibi göstermek olan ‘Mustafa’ özel hayata tecavüzmüş de, oymuş, buymuş...
Gene benzer bir his: O yemekle bunların yazdığı yemek aynı mı?
O cumartesi akşamı kaç tane Başbakanlı ‘Yeni Hayat’ daveti vardı? “O yemekte neler olmuş”çular bu masal maddelerini nereden uyduruyor? Biri şaşar, ikisi şaşar, hadi anlarım... Ama bunların kaynakları, yazanı şahitlerin gözünde madara etmemek için, hiç değilse araya zararsız hakikat kırıntıları katmayı da mı akıl edemiyor?
“Ben orada değildim ama biri anlattı”cılar nasıl böylesine fütursuzca yalan söyleyebiliyor? Ben oradaydım ve öyle olmadı. Şimdi ne yapacağız?
Abartırsın, anlarım. Ama yalan başka bir şey. Bu netlikte, bu su katılmamışlıkta yalan, çok korkunç karakter bozukluklarına, çok kirli iktidar hesaplarına çıkıyor. Vicdan muhasebesini şimdiye kadar hiç tutmamış ve artık istese de ucunu yakalaması imkânsız olanların.

Radikal / Nur Çintay