Metni Büyüt Metni Küçült
22 Kasım 2008

Çölaşan'dan çarşaflı üyelere yeşil ışık: "Gel ey Baykal, gel ey CHP"

Gazeteci Emin Çölaşan, Deniz Baykal'ın bazı türbanlı ve çarşaflı kadınlara rozet takmasını yadırgamadığını söyleyerek, "Ancak aynı hoşgörüyü, seçimden önce partiden ihraç ettiği insanlara da göstermeli" dedi.
Çölaşan'dan çarşaflı üyelere yeşil ışık: "Gel ey Baykal, gel ey CHP" Show TV'de Ali Kırca'nın sunduğu 'Siyaset Meydanı' programına Ankara stüdyolarından konuk olan gazeteci-yazar Emin Çölaşan, bir süredir tartışmaları süren çarşaflı, türbanlı kadınların CHP'ye katılımlarını değerlendirdi.

'CHP bir kitle partisidir' diyen Emin Çölaşan, "Baykal'ın yaptığı bir olayı bir taraftan baktığınız zaman şiddetle eleştirebilirsiniz, ama bir taraftan baktığınızda da belli kapıları açık bırakmak koşuluyla bundan yana tavır koyabilirsiniz. Bir kitle partisinin kapısını başı örtülülere, bazılarının deyimiyle sıkma başlılara, türbanlılara ya da çarşaflılara açması bana çok yadırgatıcı gelmedi" diye konuştu.

CHP, AKP'DEN OY ÇALMAK ZORUNDA

Gerçek müslümanlarla din tüccarları, din üzerinden rant, özellikle siyasi ve kişisel çıkar elde eden kişileri ayırmak gerektiğini vurgulayan Çölaşan, "Oraya gelen hanımların, çarşaflılar biraz fazla kaçmış ama başörtülü, türbanlı hanımların din tüccarı olduğunu hiç düşünmüyorum. Bu kişilerin hiç biri parti yönetiminde görev alacak kişiler bence değil. O türbanlılar, sıkma başlılar, çarşaflılar CHP'ye belki üye kaydedildi. Belki sadece Baykal, bir jest yaparak onlara rozet taktı. Önümüz seçim. Seçimde CHP'nin AKP'nin oylarından mutlaka çalması gerekiyor. Belki binde bir, belki milyonda bir çalacaktır ama o kesime CHP'nin bir açılım göstermesi gerekir" dedi.

AYNI HOŞGÖRÜYÜ KENDİNE YAKIN İNSANLARA DA GÖSTERMELİ

Emin Çölaşan, Baykal'ın türbanlılara, çarşaflılara gösterdiği hoşgörüyü, kendisine çok yakın bir duruş sergilemiş olan insanlara da açması gerektiğini belirtti. Çölaşan, şöyle konuştu:

"Mesela Mümtaz Soysal. Gel ey CHP, ey Baykal, Mümtaz Soysal'la veya başka bir takım insanlarla bağlantı kur. Gel seçim öncesinde partiden ihraç ettiğin insanlarla bir bağlandı kur. Yani başörtülülere gösterdiğin hoşgörüyü onlara da göster. Onlar da sana yakın insanlar, aynı ideolojiyi paylaştığınız insanlar. Baykal'ın yaptığı özünde doğrudur, ama Baykal'ın kendisine, CHP'nin ilkelerine yakın olan kişilere de kapısını açması gerekiyor. Türkiye'nin maalesef acı gerçeğidir, delege oyunlarıyla, laikliği benimsemiş, Cumhuriyet rejimine bağlı kişilerin CHP'den uzaklaştırılması Baykal'ın hatasıdır."

SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın'ın, CHP tarafından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak gösterilmesinin de olumlu bir adım olduğunu belirten Çölaşan, "Bu olumlu adımlarını da çoğaltmasını temenni ediyorum" dedi.

Televizyongazetesi

Yorum Ekle

Yorumlar

+1 (+) İyi yorum (-) Kötü yorum
BENSEN | 23 Kasım 2008 12:13
ATA'NIN C.DÜNDAR'A MEKTUBU
Tek Kelimeyle MUHTEŞEM….,


Utandım çocuk

Beni anlatan bir film yapmışsın .
Kızgınım, utanç içindeyim.
Sana değildir kızgınlığım. Filmdeki Mustafa'dan da utanmış değilim.
Başaramamışım, bundandır utancım.
Komutam altında, bu vatan için kanını akıtan Türk askerlerinden utandım.
"Özgürlük" demiştim, benim karakterimdir..
"Bilim" demiştim, tek yol göstericidir.
Sen, "Karanlıktan korkardı" demişsin benim için.
Korkardım evet. Bu ulusu boğmak isteyen karanlıklardan çok korktum.
Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya.
Söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?
Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk?
Nerde benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler?
Anlatmadılar mı sana?
Başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken, ve bütün kararları tek başıma alabilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk? Böyle diktatör olur mu?
Ah be çocuğum.
Neden, nasıl düşman ettiler seni bana?
Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar. Belli ki, Çalışkansın, zekisin. Kara cüppeleri ile milletin ümüğüne çökmüş olan yobazları çok iyi anlarım da çocuk, seni anlayamıyorum. Onlar zaten hiç sevmedi beni. Yüzyıllardır süren iktidarlarını çekip almıştım ellerinden. Sevmeyecekler beni elbette..
Peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara kalplilerle?
Dedim ya, sana değil kızgınlığım.
Başaramamışım. Anlatamamışım demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun, onurlu özgür bireyi olmanın ne büyük bir nimet olduğunu.
Yazık olmuş, onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına. Veremem ki şimdi hesabı, ne o gencecik bedenlere, ne de gözü yaşlı analara.
"Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan?" derlerse,
"bu nesiller miydi, ölen evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin?" diye sorarlarsa
ne derim ben onlara be çocuk?
Olmadı be çocuk... olmadı.




--------------------------------------------------------------------------------