Bu sıralar içimdeki kişiliklerin arasında kavga, bırakın kavgayı şiddeti bir savaş var!
Bugün iç savaşımda geçici olduğunu bildiğim bir ara barış yaşanıyor. Bana gönderilen birçok mektuba cevap vermek istiyorum. Aslında bu bir ‘Serdar amca’ türü yazı ama başlıkta bunu kullanmak istemedim.
Kişiliğimde İç Savaş
Serdar Turgut Akşam
Montaigne’nin dediği gibi deneme yazarının içinde çifte kişilik vardır. Bu yüzden güzel, iyi dediği şeyi kararlılıkla savunamaz, kötü diye damgaladığı hareket ve alışkanlıklardan da kendini zor kurtarır. Yazarı ‘iyi’ kategorisine sokan unsur, bu çelişkili durumudur belki de.
Eğer bu böyleyse ben hızla ‘iyi yazar’ olmak yolunda büyük adımlar atıyor olmalıyım. Çünkü bu sıralar içimdeki kişiliklerin arasında kavga, bırakın kavgayı şiddeti bir savaş var.
İki tarafa da tam müdahale etmemeye çalışarak hâletiruhiye savaşını hangi tarafın kazanacağını merakla bekliyorum.
Bir tarafım bana ‘Ne onlar öyle tavuk suyuna çorba tadında hüzünlü, kendinle hesaplaşan yazılar? İçindeki komedyeni neden baskı altında tutuyorsun?’ diye hesap soruyor. Komedyeni baskı altında tutmaya hiç niyetim yok, o da özgür. İstediği zaman teslim alabilir beni, ama melankolik yanımdan da hoşlanmaya başladım. Melankolinin, yazarı iyi yazı yazmaya teşvik edebileceğini gördüm. Dolayısıyla o yanımı da baskı altında tutmayacağım. Yeri geldiğinde kendimle uğraşacağım, kendimle hesaplaşacağım, bunları kelimelere dökeceğim. Belki de o hassasiyetimle bir roman bile yazabilirim. Kendi yitirilmiş zamanımın da peşine düşmüş durumdayım çünkü. Bu tür yazılar sürecek ama bugün olduğu gibi komedyen yanım da özgür kalacak. Bunca yıldan sonra palyaçoya döndük işte ne yapacaksınız, ama olsun ben saygı duyarım palyaço figürüne. Hani hüzünlü olduğu günde de seyirciyi güldürme çabası anlatılır ya, bu yüzden onları çok severim.
Bugün iç savaşımda geçici olduğunu bildiğim bir ara barış yaşanıyor. Bana gönderilen birçok mektuba cevap vermek istiyorum. Aslında bu bir ‘Serdar amca’ türü yazı ama başlıkta bunu kullanmak istemedim. Haydi biraz gülümseyelim hep birlikte:
Rumuz: Ne olacak?
Soru: Serdar amcacığım, neden hüzünlüymüşsün gibi yazılar yazıyorsun? Neden üzüleceksin ki, eminim hayatının sonuna kadar yetecek paran vardır, rahat ol, değil mi?
Cevap: Sevgili ne olacak, çok haklısın. Eğer bu akşamüstü 5 civarında ölecek olursam tabii ki hayatımın sonuna kadar yetecek param var. Sağol hatırlattığın için. Şimdi içim biraz daha rahatladı.
Rumuz: Nasılsın?
Soru: Mutlu musun amca?
Cevap: Oha. İnsan bu kadar direkt sorar mı aniden. Biraz daha rafine olunup, daha zarif bir şekilde sorulur bu tür sorular. Evet, mutluyum ama mutluluğun para satın alamadığını da maalesef keşfetmiş durumdayım.
Rumuz: Metrobüs
Soru: Amca, son günlerde vaktin boldu. Halkın arasında dolaştın mı, ilk izlenimin ne?
Cevap: Evet sevgili metrobüscüğüm. Halkın arasına çıktım, dolaştım, senin zarafetten tamamen yoksun biçimde dediğin gibi vaktim bollaştığı için onları uzun uzun analiz ettim ve ilk izlenimim şöyle; J. P. Sartre’nin ‘Cehennem diğer insanlardır’ lafı ne kadar da doğruymuş, ne kadar da dâhiyaneymiş.
Rumuz: Pesimist
Soru: Amca, bugünlerde kötümser misin?
Cevap: Bugünlerde herkes bana bunu soruyor nedense. Hatta geçenlerde Rana da sordu. Halbuki yağmur sonrasında yürüyüş yapmaktaydık. Ben sadece ıslak çimenin ve toprağın kokusunu alınca ‘Yakınlarda bir mezarlık mı var?’ diye sormuştum. Sadece bu soruya bakarak bana kötümser denmesi kötü niyetli bir yorum olur kanısındayım.
Rumuz: Rana
Soru: Ruh halinizi düzeltmek için biraz eşinizle konuşmayı denediniz mi?
Cevap: Hayır denemedim kardeşim. Kavgalı filan olduğumuzdan da değil bu, sadece ona bir şey söylersem lafını bölmüş olurum diye korkuyorum. Bu yüzden 15 gündür onunla konuşmuyorum. Hem sonra beni evde fazla istemediği gibi bir izlenimim var. Ne olduğunu anlatayım da siz isterseniz bana hüsnükuruntulu deyin. Her gece defalarca çöpü dışarıya bırakmamı söylüyor. Sanki evden biraz olsun uzaklaşıp kendisine nefes alacak mekân açmamı ister gibi. 15 gün önce artık dayanamadım ‘5 dakika önce çıkardım dışarıya zeten’ dedim. Bu sefer de ‘O zaman git bak bakalım yerinde duruyor mu’ dedi.
Rumuz: Kitap
Soru: Amca kitap yazmayı düşünüyor musun?
Cevap: Sevgili kitap, evet düşünüyorum. Eğer yapmak istediğim diğer 99 şeyi de bulabilirsem ‘Ölmeden önce mutlaka yapılması gereken 100 şey’ adlı bir kitap yazmayı hedeflemiş durumdayım.
Bu kategorideki diğer kayıtlarımız
Yorum Ekle