Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçim kampanyasında sıkça medyaya çattı ve her seferinde “29 Mart’ta en son manşeti bu millet atacak” dedi.
Milliyet, Sedat Ergin
Siyasette herkes yer çekimine tabidir
Evet, Başbakan’ın sözünden devam edersek, dün yapılan yerel seçimlerde manşeti millet attı ve dokuz sütuna atılan bu manşetin Başbakan’ın beklediği mutlu haberi taşıdığını söyleyebilmek mümkün değil.
Bu manşetin alt başlıklarında şu temaları görüyoruz:
- AKP, 2002 yılında çıktığı siyasi serüveninde ilk kez bir düşüş eğrisine girmiştir. 2002 genel seçiminde yüzde 34.4 oy alan, 2004 seçiminde İl Genel Meclisi’nde bu oranı yüzde 41.6’ya yükselten, 2007 genel seçiminde de yüzde 46.5 gibi bir zirveye çıkartma başarısını gösteren AKP, bu kez yüzde 40’ın altına düşmüştür. Böylelikle, AKP, 2004 yerel seçiminde aldığı oranın da altına inmiştir. AKP, ilk kez irtifa kaybeden bir parti konumuna girmiştir. Bu, Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayatının en büyük zemin kaybıdır.
İKTİDAR DENGELENECEK
- Bununla birlikte, AKP kolu kanadının biraz kırılmasına karşılık Türkiye’nin en güçlü aktörü olarak yoluna devam edecek, siyasi istikrar bu durumdan etkilenmeyecektir. Yeni dönemin önemli bir özelliği, AKP gerilerken, muhalefetin de kendisine güvenini kazanacak olmasıdır. Bu haliyle, iktidarın dengelenmesi ve denetlenmesi işlevi bakımından sandıktan sağlıklı bir sonucun çıktığını söyleyebiliriz. Bunun en önemli sonucu, siyasi gücün tek elde yoğunlaşması nedeniyle iktidarın güç kullanımında gözlenen aşırılıkların törpülenebilecek olmasıdır.
- MHP, hem oy oranında bir artış elde etmiş, aynı zamanda pek çok belediyeyi AKP’nin elinden alarak siyaset sahnesindeki konumunu güçlendirmiştir. Benzer bir başarı, CHP açısından da geçerlidir. Ancak bu seçimden, oran olarak en yüksek artışı gerçekleştirip bu bakımdan en başarılı çıkan partinin SP olduğu açıktır. Numan Kurtulmuş’un liderliğindeki SP önemli bir ivme yakalamış, siyaset denkleminin içine yerleşmiştir. AKP artık hesaplarını kendisinin geleneksel tabanını geri almaya başlamış olan SP faktörüne göre yapmak durumundadır. Yeni dönemde SP’nin daha çok sesini duyacağımızı şimdiden tahmin edebiliriz. Keza, DTP de güneydoğuda elde ettiği tartışmasız başarıyla, bölgenin başat aktörü olduğunu hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak bir şekilde ortaya koymuştur.
AKP, ANADOLU’YA SIKIŞTI
- Coğrafi olarak baktığımızda, AKP’nin Türkiye’nin her bölgesinde varlık gösterebilen tek parti olduğunu görüyoruz. CHP’nin ise daha çok ülkenin batı ve güney sahil şeridine ve Trakya’ya yerleştiği gözleniyor. Karadeniz bölgesinde AKP ile CHP arasında dağılmış bir görüntü var. AKP ise büyük ölçüde Anadolu’nun içine sıkışmış bir parti tablosu çiziyor. AKP’nin güneyde denize çıkış alabildiği tek il Hatay’dır.
- Kuşkusuz AKP’nin gerilemesinde ekonomik kriz çok önemli bir faktördür. Bununla birlikte, iktidar yıpranmasının pekâlâ AKP için de geçerli olduğu ortaya çıkmıştır. Keza, Başbakan Erdoğan, çatışmacı çizgisinin ve kendisini eleştirenleri her seferinde azarlayan üslubunun, bir yarar sağlamadığını görmüş olmalıdır. Yüksek ses perdesinden konuşmak, belli ki halkın azımsanmayacak bir kesimini rahatsız ediyor.
- Dünkü sonuçlar, toplumun bazı kesimlerinde AKP’nin hiçbir şekilde iktidardan uzaklaşmayacağı yolunda yerleşmiş olan karamsarlığın dağılmasına yardımcı olacaktır kuşkusuz. AKP’yi demokrasi içinde aşmanın pekâlâ mümkün olduğu, ancak bunun için çok çalışmak gerektiği görülmüş olmalıdır. CHP’nin İstanbul’daki ekiple sağladığı başarının bir laboratuvar olarak siyasi ve sosyolojik açıdan çok iyi tahlil edilip, bundan sonrası için gerekli derslerin çıkartılması bu parti açısından yararlı olur. Belli ki halk yeni yüzler görmek istiyor. Bu takdirde onlara şans vermeye hazır.
DEMOKRASİ İŞLESİN...
- Ve son ama önemli bir nokta: Bu seçimin 2007 seçiminden önemli bir farkı, askerin seçim tartışmasının tümüyle dışında kalmış olmasıdır. 27 Nisan bildirisi gibi askerden gelen müdahaleleri sandıkta her seferinde kendi lehine kazanımlara tahvil edebilen AKP, bu kez böyle bir stratejik imkândan yoksun kalmıştır. Demek ki sistemi zorlamadan, tümüyle demokrasinin çerçevesi içinde kalarak da AKP’nin geriletilebilmesi mümkün olabiliyormuş. Bırakın demokrasi işlesin... En büyük yol göstericimiz demokratik sabır olmalıdır.