Metni Büyüt Metni Küçült

20 Ağustos 2008

Tanrıların yiyeceği

Kızgın Toprak'ta Brezilya'daki kakao plantasyonlarına götürürken, Carol Off Acı Çikolata adlı kitabında kakaonun Fildişi Sahilleri'nde yarattığı tarihsel dönüşümü anlatıyor.
Tanrıların yiyeceği İki kıta, iki ülke, iki kitaptek bir lezzet: Çikolata Amado, Kızgın Toprak'ta bizi ülkesi Brezilya'daki kakao plantasyonlarına götürürken, Carol Off Acı Çikolata adlı kitabında kakaonun Fildişi Sahilleri'nde yarattığı tarihsel dönüşümü anlatıyor. İki yazarın kitabında da aynı tema var: Bu şiddetli lezzetin ardındaki şiddet.

Sevdiğimiz kimi şeylerin öyküleri karanlık yönleriyle bizi korkutabilir de. Sanırım dünyadaki pek çok lezzetli şey için bunu söylemek mümkün. Birçoğumuzun antidepresan niyetine kullandığı çikolata da öyle. 2001 yılında hayatını kaybeden Brezilyalı yazar Jorge Amado, Can Yayınları'ndan Şerif Hulusi çevirisiyle yayımlanan Kızgın Toprak adlı romanında çikolatanın dünyayla tanıştırıldığı kendi ülkesinde yarattığı dönüşümü anlatarak bu lezzeti bir nebze olsun sorgulama fırsatı yaratıyor.

Romanlarında genellikle otobiyografik öğelere yer veren Amado, tiyatroya, sinemaya ve televizyon dizisine uyarlanan bu kitabında kendi şehrinin, Bahia'nın öyküsünü anlatıyor. 1940'larda kakao plantasyonları henüz büyüme evresindeyken altın değerindeki bu lezzetten para kazanmak üzere kendi aralarında rekabet eden, ama asıl doğaya ve sıradan insanlara karşı savaş açan kakao ağalarına ilişkin bu roman, bir miktar western filmlerini andırıyor. Her yerde bol miktarda kan, umut, para tutkusu, hırs, şiddet ve silah var. Çok yönlü ve bazen amacından bağımsızlaşıp kendiliğindenleşen bu şiddet, kakaonun rengindeki koyuluğu vurgular nitelikte.

Kızgın Toprak, bir gemiye doluşup Bahia'ya gitmekte olan bir grup insanın bireysel öyküleriyle başlıyor. Bir zencinin söylediği şarkının sözleri bu yolculuğun niteliklerini daha en başından sergiliyor: "Bir daha hiç dönmemek üzere / Ölmek için uzak diyarlarda." Bu gemide kimi sevgilisini, kimi ailesini bırakıp Bahia'da bir miktar toprak sahibi olmak için yola çıkmış umutlular, kakao etrafında çıkan sürtüşmelerden kariyer edinecek bir avukat, Brezilya'da "albay" namıyla anılan toprak ağaları, fahişeler, kadınlar, dilenciler var. Her biri aynı şeyin peşinde; kakaonun. Bu kadar insanı peşine takan bu acı lezzetin faturasının kimler tarafından ödendiği konusunda ise Amado'nun zihni çok açık. Önlerine çıkanları hileyle ya da cinayetle yok eden Horacio ve Zinho'nun sahip oldukları gücün altında kalarak yaşadıkları trajediyi de, bu adamlara cinayet işlemeyi bir tutku haline getirerek hizmet eden fedailerini de, Horacio'nun karısı Ester'in rüyalarından zenginlik namına kovulmuş olmasından kaynaklanan dramını da, her şeylerini kakao tarımına açtıkları birkaç dönümlük araziye bağlayan umut kurbanlarını da aynı mesafeden anlatıyor. Örneğin Ester, babası Horacio'ya benzeyen bir de oğul doğurmanın yanı sıra, kocasının fedaileriyle evden ayrıldığı her gece, ormanda birilerinin öldürüleceğini ve oğlunun geleceği için pek çok kişiye ağır bedeller ödetileceğini biliyor.

Her ne kadar okurda sürekli, "ezilen"den yana bir tavır beklentisi yaratsa da Amado'nun anlatısı, sonunda aslında her birinin gözündeki güç arzusunu ortaya çıkartıp farklı düzeylerde eleştiriyor. Amado'nun anlattığı öyküde sürekli bir saldırı ve savunma hattında durduğunuzu hissediyorsunuz. Kakao için kendisine saldırılan doğanın bile, yaydığı hastalıklar, korku ve vahşi hayvanlarıyla kendisini ne denli şedid silahlarla savunduğunu anlayabiliyorsunuz. Bu silahların çok büyük bir kısmının doğaya saldıran insanın bilincinden fışkırdığını ima ediyor Amado: "Ormandan, sırlarından fışkıran bir korku insanların yüreklerine saplanıyordu. Buraya bir öğleden sonra geldiklerinde, çamur içinde, ırmaklar içinde yürüdükten sonra, bu kızoğlankız bitkilerle karşılaşınca, korkudan donakaldılar. Gece bastırdı, geceyle birlikte, haziran yağmurlarıyla ağırlaşmış kapkara bulutlar bastırdı. İlk defa olarak, baykuşların ötüşü bir felaketi haber verdi. Bu garip çığlık bütün ormanı çınlattı. Hayvanları uyandırdı. Yılanlar tısladı. Kaplanlar inlerinde böğürdü. Kırlangıçlar yere cansız düştü. Maymunlar kaçıştı. Fırtına şiddetlenince hayaletlere benzer birtakım şekiller uyandı."

Kitap, Sequiro Grande ormanlarında daha çok kakao tarlasına sahip olmak için çırpınan Horcaio ve Zinho'nun birbirleriyle ve etraflarındaki herkesle kurdukları şiddetli ilişkileri, siyasetin, ticaretin, kölelerin, ırgatların, albayların oluşturdukları toplumu nasıl şekillendirdiğini detaylarıyla anlatıyor devamında. Kakaodan üretilen tek şeyin çikolata olmadığını ima ediyor: Hammadde olarak bu şiddetli lezzetin kullanıldığı şehirler, aileler, ilişkiler, siyaset ve ekonomi de, haklarında hiçbir şey bilmediğimiz binlerce insanın ve doğanın ödediği bedelle şekilleniyor. Aslına bakarsanız kitap pek tatlı bir sonla bitiyor: Dilinizin üzerinde yavaşça eriyip, en umulmadık sinir uçlarınızı bile hazla kıvrandıran çikolatayla...

Kızgın Toprak
Jorge Amado
Can Yayınları
504 sayfa

Acı Çikolata
Carol Off
İletişim Yayınları
333 sayfa