Metni Büyüt Metni Küçült

21 Haziran 2009

Elif Şafak'ın 40 aşk kuralı

Tasavvuf eksenine oturttuğu yeni romanı “Aşk” ile uzun süredir en çok okunan kitaplar listesinde ilk sırada olan, Elif Şafak’ın “Aşk” romanında bahsedilen “40 kural”
Elif Şafak'ın 40 aşk kuralı Hayatta karşımıza çıkan şeyler belli şekillere bürünürler, bunları gruplayacak olursak aşağıdaki liste çıkar karşımıza. Benim için önemli olan deneyimlerin hangi şekle bürünerek geldiği ya da hangi gruba ait olduğu değildir.

Önemli olan olanı hayır ve şer diye ayırmadan olduğu gibi kabul etmek ve sorumluluklarımızı yerine getirerek bir üst zemine çıkıp yeniden sıfırdan başlayabilmektir.

Toprak: Hayattaki derin, sakin, katı şeyler…
Su: Hayattaki akışkan, kaygan ve değişken şeyler…
Rüzgar: Hayattaki terk, göç ve devr eden şeyler…
Ateş: Hayatta yakan, yıkan,yok eden şeyler..
Boşluk: Hayatta, varlıklarıyla değil yokluklarıyla bizi etkileyen şeyler…

Birinci Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer Tanrı dendi mi evvele aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

İkinci Kural: Hak Yolu’nda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!

Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahire manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninın batınisıdır. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayesiz kalır tarif etmeye.

Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi O’nu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa sonsuza dek O’nda kalır.

Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘bırak kendini, ko gitsin!’
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

Altıncı Kural: Şu dünyada çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

Dokuzuncu Kural: Sabretmek öyle durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney -çıktığın her yolculuğun içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır.

On Birinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “Sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

On Üçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

On Dördüncü Kural: Hakk’ın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.” Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir “diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

On Beşinci Kural: “Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek hepimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, attığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.”

On Altıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.

On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.

On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hak’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

Yirmi Üçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…

Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeye başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı bir laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.

Yirmi Sekizinci Kural: Geçmiş zihinlerimiz kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.

Yirmi Dokuzuncu Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten” ne yapalım kaderimiz böyle “ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamı değil sadece yol ayırımlarını verir. Güzergah bellidir ama dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatın hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
Sufi kusur görmez. Kusur örter.

Otuz Birinci Kural: Hakk’a yaklaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker; kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yakut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

Otuz Üçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

Otuz Dördüncü Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.

Otuz Beşinci Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri san tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı’da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
O’nun bilgisi dışında yaprak bile kımıldamaz. Sen sadece buna inan!

Otuz Yedinci Kural: Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölme zamanı.

Otuz Sekizinci Kural: ’Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?’ diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile tıpatıp aynıysa yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden bir hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.
Ölen her Sufi için Yeni bir Sufi daha doğar.

Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalı, mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.

Bu kuralların sadece ekranda okuduğunuz yazıdan ibaret olmamasını, hayatınızın içinde yer almasını ve karanlık noktalarınızı aydınlatan ışık olmasını dilerim.

Kitapla ilgili detaylar.

Yorum Ekle

Yorumlar

zehra | 9 Temmuz 2009 16:00
harika bir kitap.bir solukta heyecanla okudum herkese tavsiye ediyorum.mutlaka okuyun insanın dünyaya bakış açısın değiştiriyor
elif | 25 Temmuz 2009 01:24
ilk kez elif hanımın kitabını okudum ve inanılmaz haz aldım.tebrizli şems in hayatını görüş açısına hayran kaldım bu kadar güzel bir roman yazdıgı için bütün emekleri için ELİF ŞAFAK'a teşekkürediyorum mükemmel ötesi bir roman hiç bitmesini istemediğim okumaya kıyamadıgım ama bir an evvel okumak için can attıgım bir kitaptı yüreğinize gönlünüze saglık :)şimdi okuma sırası siyah sütte :) hoşçakalın...
nihal | 22 Eylül 2009 22:20
harikasınız ancan bu kadar yalın anlatılabilir.muhteşem tebrik ederim.
belkıs | 23 Eylül 2009 00:10
harika bir kitab herkesin okuması gereken bir kitab diyer düşünüyorum. sadece okumakla kalmayıp yaşamlarına yerleştirmeli diyede düşünüyorum...
belkıs | 23 Eylül 2009 00:13
çok güzel Bir kitab bitti diye üzülüyor insan. ama hayatıma tat kattı 40 kural
nurcan bayar | 26 Eylül 2009 12:11
kitabı ilk çıktığı hafta okudum mükemmel elif safak seni gönülden kutluyorum.
özlem | 20 Ekim 2009 14:27
okuma alışkanlığım yoktu çok sıkılırdım bir kitabı asla bitiremezdim ama elif şafak-aşk muhteşem bir kitap 2.kez okuyorum anlamadığımdan değil bittiği gün çok üzüldüğümden...
şerife | 25 Ekim 2009 13:00
her şey için çok teşekkürler.inanın kendimi daha mutlu ve güçlü hissettim......
Hakan | 1 Kasım 2009 17:30
Okuduğum en iyi kitaplardan diyebilirim.
Nalan | 2 Kasım 2009 16:50
Elif hanım muhteşemsiniz. Negüzel birşeydir yazdığınız her satırla kişilere bukadar güzel mesajlar gönderip ,onlara umutsuzluğa kapılmamalarını, hayatın bir öğreti olduğunu ve hiç yılmamaları gerektiğini bir solukta anlatmanız.
İnanın çok büyük bir keyifle okudum kitabınızı.
iklim | 9 Kasım 2009 16:25
sevgili yazarımız Kuran-ı çok iyi okumuş,özümsemiş ve bu dünyanın sadece bir oyundan eğlenceden başka bir şey olmadığını,hepimizin bir gün yaradana döneceğini,işte bu yüzden hiçbir şeyi dert etmeden yaşayıp,Allahımıza yakışır bir şekilde kulluk etmemizi istemiş,kesinlikle katılıyorum,cennet ve cehennemin bazı özellikleri bu dünyada yer almaktadır,ama taklidi asla aslı gibi olamaz,sonra bu dünya diğer dünyaya göre çok pis kokmakta...
neşe b. | 12 Kasım 2009 17:00
tek kelimeyle anlatılır ancak,süperrrrrrrrrrr herkese tavsiye ediyorum.Tekrar tekrar okumak istiyorumm.Elif hanım ın eline yüreğine sağlık....
hüseyin | 18 Kasım 2009 21:53
kitabınızı büyük bir zevkle okudum.herkese tavsiye ediyorum.Tek hoşuma gitmeyen yanınız islam itikadında eksikleriniz var!Akaid çok önemlidir .bu bir roman, fakat sırf insanların isteği olsun hoşlarına gitsin diye hakkın hatırını halkın katırına tercih edrseniz sizi best seller de kurtarmaz ..
zafer | 3 Aralık 2009 14:14
yüreğe bu kadar yakından hitap eden başka kitap görmedim
zeynep | 6 Aralık 2009 02:04
o kadar güzel bir zamanda okudum ki bu kitabı..kendimi arıyorken..Mesnevi'yle tanışmışken..ve gerçek AŞK'ı bulmuşken..geceden kafama takılan soruların cevabını ertesi gün bu kitapta buldum.çok çok ayrı bir yeri var ben de.Elif hanıma da ayrıca teşekkür ediyorum bu harika kitap için.kimse kendini bu kitaptan mahrum etmemeli bence..
serhat | 18 Aralık 2009 16:49
böyle şeyler okumaya ihtiyacım vardı.çünkü gerçekten bi boşlukta hissediyorum kendimi.her duygunun azından ortasına gitmem gerek galiba...aşırısı bencillik!
yasemin | 6 Ocak 2010 23:34
bu güne kadar okuduğum en iyi kitap ,aşka bakışımı değiştirdi.kitabın sonunu ağlayarak okudum.etrafımda o kadar çok ella var ki .ama bol miktarda aziz zahara yok ne yazık ki.
NİL YASEMİN | 7 Ocak 2010 15:19
Eğer hayatta bir kitap okunması gerekiyorsa bence o kitap AŞK tır..Ben okumadım zaten kitabı yaşadım..Çok hoş bir kitap.Ben içinden çıkılmayan,buğulu kitapları sevmiyorum ama bu kitap 10000 sayfada olsa okurdum..Elif hanımın gönlüne eline sağlık..MUHTEŞEMM.
ÖZNUR DEMİRKIRAN | 8 Ocak 2010 18:41
ben ilk defa Elif Şafak hanımın kitabını okudum,hala okumaktayım..hani sonunu merak ediyorum ama bitsin istemiyorum..çook sevdiğiniz bir yemeği tükenecek bitecek diye korkupta yiyememe durumuna benzetiyorum bunu komik ama gerçek....Aşk gerçekten büyüledi beni; olaylara hayata bakış açımı değiştirdi..Bölesine güzel bir kitabı okuyucuya sunduğu için Elif Şafak hanıma çook teşekkür ediyorum..emeğine güzel yüreğine sağlık..
burcu kalkan | 12 Ocak 2010 18:15
ama bu kıtap komple baska yerden alınmıstır,barı bıraz olsun sozlerı degıstırseymıs..sufi meşreplilerin 40 kuralı,bu kural hiç degıstırılmeden yazılmıs bu kıtapta,ama nerden ya da kımden esınlendıgı belırtılmemıs..
Hıtemühü Misk | 22 Ocak 2010 23:51
kalemine sağlık...özellikle kurallar harika olmuş başarılarının devamını dilerim...
aysel | 8 Şubat 2010 20:53
harika bi kitap gerçekten...insana umut veriyor.insanın yüreğini kadifemsi bi yumuşaklık sarıyor okuyunca.her kural sizi bir düşünce okyanusuna sürüklüyor.herkese tavsiye ediyorum...
naaz | 15 Şubat 2010 13:12
gerçektenn tebrik ediyorum sizii...yanlış yada hata yapmak üzere olan herkez bence bunları tekrar tekrar okusunnnnnn.............
samet semiz | 27 Şubat 2010 14:40
gercektn harika bi kitap...insanın hayatını gercektn kökten etkiliyor..bu kitap ın bnce bi sırrı var ama çözemedm bi türlü...
DEMET | 4 Mart 2010 09:03
Aşk kitabını ilk çıktığında aldım.ELİF ŞAFAK I aşk kitabını okuduğumda tanıdım.sonrasında siyah süt ve pinhan ı okudum. Aşk kitabını okudum ama bırakamadım hergün sabah kalktığımda tekrar bir bölüm veya kuralları okumaktan kendimi alamıyorum .Bilginize ve yüreğinize sağlık,herşey gönlünüzce olsun Elif Şafak.
FADO | 5 Mart 2010 10:30
KİTAP OKUMAYI SEVİYORUM VE BÜYÜK BİR BEĞENİYLE OKUDUM BU KİTABI SON GÜNLERDE OKUDUĞUM EN İYİ KİTAP KESİNLİKLE OKUNMALI
özlem | 17 Mart 2010 15:47
ben kitabı ilk elime aldığımda sıkıcı diye göründü gözüme ama okudukça anladımki süperrrr. bırakmak istiyorum ama bırakamıyorum çok güzelll.
Gülperi | 19 Mart 2010 14:14
Tam zamninda Elif Safak tarafindan yerine getirilen bir misyon bu kitap.
Gönlümü ruhumu aydinlatti, kitap bittiginde bende hep
aradigim ama bir türlü bulamadigim limana kavusmus oldum.
Eline Ruhuna gönlüne saglik Elif Safak.

Bu kategorideki diğer kayıtlar