Metni Büyüt Metni Küçült

19 Haziran 2010

Bu kitabı okumadan Kudüs hakkında ahkam kesmeyin

Murat Bardakçı Filistin ve Kudüs hakkında hiçbirşey bilmeden ‘‘Biz Kudüs'ü asırlarca gül gibi idare etmiştik'' diye ahkám kesenlere "Zeytindağı" kitabını öneriyor.
Bu kitabı okumadan Kudüs hakkında ahkam kesmeyin Dışişlerimiz İsrailliler ile Filistinliler'e Kudüs'ün geleceği için ‘‘Osmanlı sistemini'' ve Osmanlı fermanlardaki uygulamaları önerince her tarafta bir ahkám kesmedir başladı. Ortadoğu, özellikle de Filistin ve Kudüs hakkında pek birşey bilmeden ‘‘Biz Kudüs'ü asırlarca gül gibi idare etmiştik'' diyenler için o yerlerin elimizden nasıl gittiğini anlatan en güzel eser olan Falih Rıfkı'nın Zeytindağı'ndan birkaç satır olsun nakledeyim dedim.

Hani hepimizin arada bir ‘‘Aaah, elimde yetki olsaydı ben bu işi ne güzel hallederdim'' diye iç geçirdiğimiz olur ya...

Hafta içinde Kudüs'le ilgili gelişmeleri öğrenip, gazetelerde bizim dışişlerinin Filistinli ve İsrailli taraflara Kudüs için Osmanlı idar; uygulamalarını tavsiye ettiğini okuyunca ben de böyle bir iç geçirdim ve ‘‘Aaah, elimde yetki olsaydı bütün Dışişleri'ne Falih Rıfkı'nın Zeytindağı'nı hatmettirir, sonra hepsini okuduklarından sıkı bir imtihandan geçirir, dış göreve ondan sonra gönderirdim'' diye düşündüm.

‘‘Zeytindağı''nın neden bahsettiğini bilmeyenler için söyleyeyim: Birinci Dünya Savaşı sonrasında Arabistan'ın ve Filistin'in elimizden çıkışının öyküsüdür. Savaş senelerini Cemal Paşa'yla beraber oralarda geçiren Falih Rıfkı ‘‘Zeytindağı'' ile hem Türkçe, hem de bir fikir şaheseri yaratmıştır.

Ortadoğu, özellikle de Filistin ve Kudüs hakkında hiçbirşey bilmeden ‘‘Biz Kudüs'ü asırlarca gül gibi idare etmiştik'' diye ahkám kesenler için Zeytindağı'ndan birkaç satır olsun nakledeyim dedim.

Falih Rıfkı, Kudüs hakkında bakın neler yazmış:

...Çıplak İsa, Nasıra'da marangoz çırağı idi. Zeytindağı'nın üstünden geçtiği zaman altında kendi malı bir eşeği vardı. Biz, Kudüs'te kirada oturuyoruz. Halep'ten bu tarafa geçmeyen şey yalnız Türk káğıdı değil; ne Türkçe, ne de Türk geçiyor. Floransa ne kadar bizden değilse, Kudüs de o kadar bizim değildi. Sokaklarda seyyahlar gibi dolaşıyoruz.

...Kudüs kelimesi hıristiyanlığı hatıra getirir. Fakat ne Kudüs'te ne de Filistin'de hıristiyanlık diye bir mesele yoktur. Kudüs'ün hıristiyanlığı Ortodoks Petersburg, Protestan Berlin, Katolik Roma ve Anglikan Lonrda'nın politika meselesidir.

...Ticaret, kültür, çiftçilik, sanayi, binalar, herşey Araplar'ın veya diğer devletlerindir. Yalnız jandarma bizimdi; jandarma bile değil, jandarmanın esvabı.

...Koskoca çölü bina ve bahçelerle donattık. Ama geç kalmıştık. Artık ne Suriye, ne Filistin bizimdi. Rumeli'yi maddeten ne kadar kaybettiysek, buraları manen o kadar kaybetmiştik. Bir realite hissi ile değil, bir tarih hissi ile kendimizi zorluyorduk.

...İmparatorlukların sanatı müstemleke ve milliyetleri işlemektir. Osmanlı İmparatorluğu, Trakya'dan Erzurum'a doğru koca gövdesini yana yatırmış, memelerini müstemleke ve milliyetlerin ağızlarına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi.

...Bizden Belgrad'ı aldıkları zaman, düşman murahhasları (delegeleri) Niş kasabasını da istemişlerdi. Osmanlı murahhası ayağa kalkarak ‘‘Ne hacet, İstanbul'u da size verelim'' dedi. Babalarımız için Niş, İstanbul'a o kadar yakındı. Biz eğer Vardar'ı, Trablus'u, Girid'i ve Medine'yi bırakırsak Türk milleti yaşayamaz zannediyorduk. Çocuklarımızın Avrupa'sı ise Marmara ve Meriç'te bitiyor.
(Murat Bardakçı)

Kitapla ilgili detaylar.

Yorumlar

VSVS. | 22 Haziran 2010 15:48
HER KİTAPTA YAZILAN YAZILAR DOĞRUMUDUR VEYAHUT HERYAZIYI DOĞRU KABUL ETMEK ZORUNDAMIYIZ HER YAZILANI DOĞRU KABUL ETMEK ZORUNDAMIYIZ

Yorum Ekle

Bu kategorideki diğer kayıtlar