Metni Büyüt Metni Küçült

21 Ocak 2008

Atatürk’ü Vahdettin mi gönderdi?

Mustafa Kemal, Samsun’a giderken Sultan Vahdeddin’den destek aldı mı? İşte İngiliz belgelerine dayanan çarpıcı bilgiler..
Atatürk’ü Vahdettin mi gönderdi? İngiltere’deki Foreign Office’te bulunan belgelere göre Vahdeddin, Mustafa Kemal’i Samsun’a Pontus devletine engel olmak ve milli mücadeleyi başlatmak 40 bin lirayla yolladı.

Prof. Hülagü’nün İngiliz belgelerinde yaptığı çalışmaya göre Vahdeddin, Mustafa Kemal Samsun’a çıktıktan iki ay sonra İngiltere’ye iltica başvurusunda bulunmuş

Erciyes Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyeleri’nden Prof. Dr. Metin Hülagü’nün son padişah Vahdeddin ile ilgili İngiliz belgelerine dayanan araştırması büyük ses getirmişti.

İlk kez VATAN’da yer alan belgelerle Vahdeddin’in son günleri, Atatürk ile olan ilişkisi ve gurbetteki yıllarıyla ilgili çarpıcı iddialar tarihçiler arasında da tartışmalara yol açmıştı. Prof. Hülagü’nün Londra’daki Foreign Office (Yabancılar Ofis)’te yaptığı 3 yıllık araştırma, ’Yurtsuz Padişah Vahdeddin’ adıyla Timaş yayınları tarafından kitap haline getirildi.

Kitapta ilk kez yayınlanan belgeler, çarpıcı iddialar yer alıyor.

Belgeler özellikle Sultan Vahdeddin’in tahta geçişinden öldüğü 1926 yılına kadar yaşadıklarını aydınlatırken; Osmanlı Hanedan üyelerinin 1940’lı yıllardaki sıkıntılarını, çırpınışlarını ve dünya liderlerinden ilginç isteklerini de gözler önüne seriyor. Son Osmanlı padişahı Vahdeddin ile Mustafa Kemal arasındaki ilişki her zaman büyük merak konusu olmuştu. Vahdeddin ve Mustafa Kemal aynı davaya mı inanıyorlardı yoksa can düşmanlar mıydı? Mustafa Kemal Samsun’a büyük yetkilerle giderken acaba iddia edildiği gibi Vahdeddin’den maddi bir destek de almış mıydı? Vahdeddin İngiltere’ye kaçmayı ilk olarak ne zaman planladı? Kitap İngiliz belgelerinde bu soruların yanıtlarını arıyor.

YETKİLİ GİTTİ

Samsun’a giden Mustafa Kemal’in yetkilerinin ilgili vilayetlere İçişleri Bakanlığı tarafından duyurulduğunu gösteren belge.

40 bin lira verdi

İşte büyük tartışma... Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak sadece Türkiye’nin kaderini değil, dünya tarihini de değiştirmişti. Peki Mustafa Kemal, Samsun’a giderken padişah Vahdeddin’den destek aldı mı? Prof. Hülagü bu tarihi tartışmanın İngiliz belgelerine de yansıdığını belirtiyor: “Mustafa Kemal’in Anadolu’ya kimin iradesi ile gittiği ve Anadolu topraklarına kimin kararı ile nasıl ayak bastığı birçok tarihçi, siyasî ve araştırmacı tarafından henüz üzerinde mutabakata varılamayan bir konu. Ancak İngiliz belgelerine göre söz konusu iradenin sahibi Sultan Vahdeddin’in ta kendisi. Belgelere göre Vahdeddin, Anadolu’ya göndermek üzere güvendiği kumandanlar arasında Mustafa Kemal’i tercih etti. Bu vesikalara göre Vahdeddin, Karadeniz bölgesinde bir Pontus devleti oluşumuna imkân vermemek ve görünürde kuzey bölgesini teftiş etmek, esasta ise ileriki zamanlarda Türk İstiklal Harbi diye adlandırılacak olan millî direnişi örgütlemek üzere, büyük yetkiler ve 40 bin liralık bir tahsisatla 1919 Mayısı’nda Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderdi!

Tahttan çekilirim

İngiliz belgelerine göre Mustafa Kemal’i Anadolu’ya para vererek bizzat Vahdeddin gönderdi. Ancak Prof. Hülagü bu iki ismin daha sonra birbirleriyle ihtilafa düştüğünü hatta ihtilafın ötesinde birbirinin amansız can düşmanları haline geldiklerini belirtiyor: ” Vahdeddin ile Mustafa Kemal arasındaki ihtilafın en önemli nedenlerinden biri Mustafa Kemal Paşa’nın Harbiye Nazırı olma talebine Vahdeddin’in İngiltere’ye danıştıktan ve reddedilmesi gerektiği cevabını almasından sonra verdiği ret cevabı da etkili olmuştur. Vahdeddin ile başta Mustafa Kemal olmak üzere milliyetçiler arasındaki anlaşmazlık ilerleyen tarihlerde daha da arttı ve uzlaşmazlıktan çıkıp çatışmaya dönüştü. 4 Ekim 1920 tarihinde Amiral Sir J. de Robeck tarafından Earl Curzon’a gizli ve hususi kaydıyla gönderilen yazıda, Vahdeddin’in milliyetçi eğilimleri bulunan bir hükümet ile çalışmaktansa tahttan çekilmeyi tercih edeceğini, zira Sultan’ın artık tahammül edemez bir duruma geldiği belirtilmiştir. “
Samimi değildi

ÖDENEĞİN BELGESİ

Mustafa Kemal’e hükümet tarafından ödenek gönderildiğini gösteren belge.

Prof. Hülagü Vahdeddin’in milliyetçilerle sonraki dönemlerdeki, diyalog oluşturma arayışlarının kendisinin de ifade ettiği biçimiyle, samimi olmadığını ifade ediyor: ”Vahdeddin Eylül 1922 tarihinde İstanbul’da bulunan İngiliz temsilcisi ile yaptığı görüşmede, oyalamak ve vakit kazanmak üzere Milliyetçilere karşı hoşgörülü bir tavır sergilemesinin İngilizler açısından herhangi bir mahzur taşıyıp taşımadığını sormuş. Bu durum ise onun bu dönemdeki uzlaşı arayışlarındaki samimiyetinin derecesini açıkça ortaya koyan bir gelişme.”

‘Bunlar bir avuç çete’

Pekİ Vahdeddin Ankara Hükümeti’nin önde gelenleri hakkında ne düşünüyordu? Prof. Hülagü, tarihi vesikalada yer alan ifadelere göre Vahdeddin milli mücadeleyi yürütenler hakkındaki düşüncelerini şöyle açıklıyor:
“Bu ’bir avuç çete’savaşta üstünlük sağlamıştır. Bu ’çete’sayıları az olmakla birlikte, halkın itaatkârlıkları, çekingenlikleri ve fakirliklerinden istifade ederek onlar üzerinde büyük bir baskı oluşturmuşlardır. Ülkenin içinde bulunduğu durumun sorumluluğu nüfusun ancak yüzde onunu teşkil eden bu ’çete’nin üzerinedir . Söz konusu ’çete’nin güç ve kuvvetleri, istikbaldeki menfaatlerini düşünen, 16 bin subayın yardımına dayanmaktadır. Yine Sultan Vahdeddin’e göre Ankara liderlerini bu ülkeye bağlayan ne kan ne de başka bağ bulunmaktadır.”
Prof. Hülagü, Vahdeddin’in milli mücadele kahramanlarının Türk olmadığı iddiasıyla ilgili şunları söylüyor: “İngiliz istihbarat kaynaklarının yaptıkları araştırmaya göre ise Refet Paşa ile çocukluktan beri arkadaş olan Mustafa Kemal ne Yahudi’dir, ne de damarlarında Yahudi kanı bulunmaktadır. Mustafa Kemal aslen göçebe bir Türk’tür. Ankara’da açılmış bulunan Büyük Millet Meclisi’nde Maliye Bakanı Reşad Bey’den başka Yahudi de bulunmamaktadır. Yine İngiliz vesikalarının nitelemesiyle Mustafa Kemal her zaman için üstün meziyetlere sahip olmuş biridir. Dahası dürüsttür ve birçok önemli makam ve görevlerde bulunduğu halde zimmetine para geçirmemiştir.”
Vahdeddin İngilizlere Mustafa Kemal’i gayet iyi tanıdığını söylüyor ve ilginç bir tanımlama yapıyor: “Mustafa Kemal’i Londra’da yirmi yahut otuz yıl kalması sağlansa yahut bir dağın tepesinde 24 saat tutulsa bile o tekrar eski haline döner.”

Zafer karşısında sessiz

Hülagü'nün Yurtsuz İmparator Vahdeddin adlı kitabında Anadolu hareketeninin başarı kazanması karşısında son padişahın tepkisi konusunda da ilginç tespitler bulunuyor: “Mustafa Kemal önderliğindeki hareketin 1922 yılında Yunanlılara karşı elde etmiş olduğu başarı karşısında Sultan Vahdeddin, kutlamada bulunması yolunda kendisine yapılan baskıları inatla reddetmiş, Ankara’nın söz konusu başarılarını kutlamaktansa sessiz kalma yoluna gitmiştir. Sultan Vahdeddin Milliyetçi hareketin 1922 yılında Yunanlılara karşı Anadolu’da elde etmiş olduğu başarıyı Milliyetçi liderlerle kendisi arasındaki mevcut anlaşmazlıklar dolayısıyla kutlamaktan kaçınmışsa da, Anadolu’da kazanılan zaferleri kutlamak yahut şehit olanların ruhlarına dua ve niyazda bulunmak üzere İstanbul camilerinde tertip edilen törenlere katılmaktan da geri kalmamıştır. Bu anlamda Anadolu’da şehit düşenler hatırasına olmak üzere 15 Eylül 1922 tarihinde Süleymaniye Camii’nde ve Ayasofya Camii bahçesinde düzenlenen törenlere iştirak etmiş, tebasıyla birlikte saf tutmuş, şehitlerin ruhu için duada bulunmuştur.”
Zafer karşısında suskun kalan ve 15 Eylül’de şehitler için okunan dualara katılan son padişah bundan iki ay sonra bir İngiliz gemisiyle İstanbul’u terk etmişti.

‘Enver Paşa’ya karşı kozuydu’

PROF. Dr. Metin Hülagü Veliahd Vahdeddin ile Mustafa Kemal arasındaki ilişkinin Birinci Dünya Savaşı öncesine dayandığını belirtiyor: “Veliahd Vahdeddin I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ni temsilen 15 Aralık 1917-4 Ocak 1918 tarihleri arasında Almanya’ya resmî bir gezi yapmıştı. Bu seyahatte kendisine Mustafa Kemal refakat etmişti. İngiliz belgelerindeki yaklaşıma göre Mustafa Kemal’in Enver Paşa ve Liman von Sanders ile olan siyasî çekişmeleri Vahdeddin’in onu Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Komitesi’ne karşı bir denge unsuru olarak kullanmak istemesine neden olmuştu.

Savaşa sokmazdım

Vahdeddin tahta çıkmasının üzerinden 4 ay bile geçmeden 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanmıştı. Bu dönemin önemli bir diğer gelişmesi ise mütarekeden hemen sonra Osmanlı Devleti’ni savaşa sokan Talat, Enver ve Cemal Paşaların 3 Kasım 1918’de yurt dışına kaçmaları olmuştu. 24 Kasım 1918’de Daily Mail gazetesi muhabirine beyanat veren Sultan Vahdeddin, Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesinin sorumluluğunu İttihat ve Terakki Fırkası’na yüklüyordu: ”Eğer siyasî vaziyetimizle coğrafî durumumuz ve millî menfaatlerimiz ciddi surette nazarı dikkate alınsaydı, vuku bulan teşebbüsün asla makul olmadığı açıkça anlaşılırdı. Maalesef o zamanki hükümetin basiretsizliği bizi bu badireye sürükledi ve felâketimize sebep oldu. Eğer ben makam-ı saltanatta bulunsaydım, bu elim vak’a katiyyen husule gelmezdi.

Daha 1919’da kaçmayı planladı

Vahdeddİn 17 Kasım 1922’de İngilizler’e ait Malaya adlı gemiyle İstanbul’dan kaçtı. Ancak İngiliz belgelerine göre son padişah Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından kısa bir süre sonra İngiltere’ye irtica etmek için girişimlerde bulunmuş: “Vahdeddin ilk olarak Damat Ferit Paşa’nın müracaatlarıyla İngiltere’ye irtica etmenin yollarını araştırmış. Tespit edebildiğimiz kadarı ile Damat Ferit Paşa’nın gelişmelerden endişe duyarak kendisini, çevresini ve Sultan Vahdeddin’i hayatî bakımdan güvence altına alma noktasında yapmış olduğu ilk girişimlerden birisi daha 30 Temmuz 1919 tarihinde gerçekleşmiş.”

Endişe ediyoruz

İngiliz belgelerine göre Damat Ferit ile İngiliz Yüksek Komiseri Mr. Hohler arasında 30 Temmuz 1919’da önemli bir görüşme yapıldı. Prof. Hülagü, bu görüşme sırasında Damat Ferit kendisinin iktidardan ayrılması, Sultan Vahdeddin’in ise tahttan çekilmesi halinde ’şahsi emniyetleri’nden duydukları endişeyi dile getirdiğini, İngiltere’nin ise bu hususta kendilerine yardımcı olup olamayacağını Mr. Hohler’a sorduğunu belirtiyor: “Vahdeddin 4 Ekim 1920 tarihinde de İstanbul’da bulunan Amiral Sir J. de Robeck’le gizli bir görüşme yapıyor. Amiral Sir J. de Robeck, Vahdeddin ile olan görüşmesini aynı tarihte İstanbul’dan Earl Curzon’a ’çok gizli ve şahsî’ kaydıyla göndermiş olduğu telgrafında dile getirmiş. Robeck telgrafında, Vahdeddin’i istifa etmekten vazgeçirmeye çalıştığını, tahttan çekilmesi durumunda ülkesi için kullanabileceği müstakbel hizmetlerin feda edilmiş olacağından ve ortamın biraz daha içinden çıkılmaz bir duruma dönüşeceğinden üstüne basarak bahsettiğini, dolayısıyla kendisini istifa kararı almaktan vazgeçirmeye iknaya çalıştığını ifade ediyor.”

Resmi iltica talebi

FO: 371/7962 163552
Mâbeyn-i Hümayun-i Mülûkâne Serkurenâlık Dairesi
Dersaadet İşgal Orduları Başkumandanı General Harington Cenablarına
İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devlet-i fahîmanesine iltica ve bir an evvel İstanbul’dan mahall-i ahara naklimi talep ederim efendim

16 Kasım 1922 - Halife-i Müslimîn Mehmed Vahdeddin
Vatan

Kitapla ilgili dğer bilgiler için tıklayın.

Yorumlar

vatansever | 24 Ocak 2008 02:29
bunu bilmeyenmi var.Atatürkün Sivas Erzurum kongrelerşnde yaptığı padişaha bağlılık ve şeriatı kurtarma konuşmaları resmi kayıtlarımızda da var...Kurtarılacağı belirtilen şeriat bildiğimiz Osmanlıdaki şeriat ve din di...
Murtaza Yolcu | 26 Ocak 2008 21:15
Mustafa Kemal, Osmanlının bir subayı olarak, padişah tarafından görevlendirilip Samsun'a gönderildi. Bandırma gemisi taka maka değildi.. Basbayağı tam donanımlı bir gemiydi. Mustafa Kemal her gittiği yerde Vahdettin'in selamı ile karşılandı, Halifelik tarafından görevli olduğu için itibar gördü..
türk genci | 27 Ocak 2008 15:55
yani bundan şu sonuç çıkıyor.

daha düne kadar hain denen vahdettin, ATATÜRK e cumhuriyeti kurma talimatımı vermiş oluyor.

yazıklar olsun. şu yorumlara bak.
Ufuk | 10 Şubat 2008 11:47
Resmi iltica talebi



FO: 371/7962 163552

Mâbeyn-i Hümayun-i Mülûkâne Serkurenâlık Dairesi

Dersaadet İşgal Orduları Başkumandanı General Harington Cenablarına

İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devlet-i fahîmanesine iltica ve bir an evvel İstanbul’dan mahall-i ahara naklimi talep ederim efendim



16 Kasım 1922 - Halife-i Müslimîn Mehmed Vahdeddin



Ey saygıdeğer yorumcular,

Osmanlı İmparatorluğunun ve İslam dininin başı halife İngilizlere iltica etmek için resmi başvuru yapmış ve sizler hala Vahdeddin diye yakarıp duruyorsunuz.Gazi Paşa'ya ise verip veriştiriyorsunuz. Lütfen ellerinizi vicdanınıza koyunuz ve düşününüz. Hangisi Murat Hüdavendigar'ın soyu, savaş alanlarında at koşturmuş, cenk etmiş ve şehitlik mertebesine ulaşmış padişahlara yakışan kişi...

Bu ne Atatürk düşmanlığıdır ki, İngiltere'ye iltica etmek için resmi başvuru yapmış bir kişi bile hoş görülebiliyor hatta ve hatta bu kişinin Kurtuluş Savaşı'na başlangıç emrini verdiği satır aralarında söylenmeye çalışılıyor.

Yazıklar olsun, gerçekten yazıklar olsun...

makable | 24 Temmuz 2008 18:33
yazıklar olsun diyenlere yazıklar olsun
selim ersoy | 13 Mart 2009 18:42
ingilizlerin belgelerinde memleketi satmaya hazır olduğu belgelenmiş bir hainden mustafa kemal icazet alsaydı anadolu devrimini nasıl gerçekleştirirdi...
mustafa kemal bugün olduğu gibi uygarlık yolunda en büyük engelimizin şeriat olduğunu biliyordu...zaten gereğini de yaptı...
DADAS | 13 Mayıs 2009 09:18
OSMANLI IMP. SON UC PATISAHINI DA BI ARASTIRIRSANIZ OZELLIKLE KERKUK VE MUSUL OLAYLARINI SONRA DA ISMET INONU ILE OLAN MUHEBBETI NASIL GECTIGINI ANLATAN BELGELI YAZILARA SONRA FEVZI PASA VE OZELLIKLE MEHMET AKIF ERSOY NASIL NEREYE VE NEDEN SURGUN GITTIGI ILE SAYGILAR..........
DADAS | 13 Mayıs 2009 09:24
TARIH YA DAYATMA ILE YADA KENDI EGOSONU TATMIN ETME ADINA YALAN YANLIS YAZLILMIS KOCAMAN BIR MASAL DIYARI GERCEK TARIH NE ICÜN YAZILMAZ VEYA YANSITILMAZ OZELLILE YAKIN TARIH NIYE RAHATSIZ OLAN KIMLER VE MUSTAFA KEMAL IL VASIYETI OLAN YAZI METNI NE ICIN HALEN ACIKLANMAZ KESIN EMRI VARKEN BEN OLDUKDEN FALAN SURE SONRA OKUNSUN DIYE SONRA INSANLAR ATAM SOYLE ATAM BOYLE DER DURURDA NE ICIN ATAMIZIN VASIYETINI YERINE GETIRMEZ OZELLILE KENAN EVREN SUAN UYGUN DEGIL DEYIP KONUYU KAPAYA BILIYOR AMMA DIYER YANDAN DA DEVAMLI OLARAK ATAM DEYIP GEZIYOR EMIR NIYE UYGULANMIYOR ASKERLIKDE GENELKURMAY BASKANI EMREDECEK DE TEGMEN O GOREVI YAPMIYACAK BOYLE BIR DUSUNCE ZUHUR EDE BILIRMI ALLAH ASKINA SAYGILARIMLA RAHAT UYU MARESALIM ULU ATATRUK
aydoğdu | 15 Ekim 2009 13:42
eğer sultan vahdettin ingiltereye gitmeyib ülkede kalsaydı bu seferde padişah yandaşlarıyla atatürk yandaşları birbirine girecekti.bu sebebten dolayı sultan büyük fedakarlık yapıp istemiye istemiye yurt dışına gitmek zorunda kaldı.eğer kalsaydı bu günlerimizi arar duruma gelirdik.
ziya derder | 26 Aralık 2009 23:16
atatürk için bu kadar suikast duzenlemiş bir kişnn hala mustafa kemal atatürkü destekledııne ınan mmıyorum...
eger bunlar dogru bile olsa bunun içinde sadece kendi çıkarı yatıyor.
bu çıkarıda sadece canıydı...
üstelik m kemal samsuna çıkarken gittiği gemi hiç luks bir gemi degildi...atatürkün samsuna tek çıkma nedeni vardı oda zaten hukumetın nedeniydi...
karadenizdeki halkın ayaklanmasından rahatsız olan itilaf devletleri osmanlı devletıne bunu bildirmişlerdi ...
atatürk oraya gitiinde halktan silahlarını toplayıp donecektı... burada vahdettının hiçbir katkısı yoktur kesınlıkle vahdettın ne ataturke nede turk halkına yardımda bulunmuştur...
zaten oraya gitiinde halkın silahını toplamamıştı...
Vedat DEMİRBAŞ | 29 Haziran 2010 22:40
s.a arkadaşlar bi kaç yorum okuyunca kendimden gectim ve yazmaya karar verdim.
1.cisi Vahdettin iltica talebinde bulunmasaydı ankara hükümeti ve istanbul hükümeti ingilizlerin çabası ile savaşıcaktı ve bunu kimse istemezdi
2.cisi Eğer atatürk ün bunu tek başına başarabildigini düşünenler varsa kendisi neden atatürk olmuyor su anda da devlet zor durumda hadi silahlanalım anadoluya cıkalım bizde atatürk olalım
3.süsü bazı arkadaslar her seyin önünde engel olarak şeriatı göstermiş çok övündüğümüz osmanlı şeriatla dünyanın 3 te birine sahipti ve şeriatla dünyaya hükmediyordu ki ne zaman kitabımızı elimizden aldılar biz bu hale geldik
4.cüsü de mantıklı düşünebilen herkes vahdettin de atatürkün de yaptıgını takdir le karsılar ve bunlarla gurur duyar. vahdettin atatürkten atatürk ten ayrı diyenler ingiliz beyni ile büyümüş ve her zaman bu vatanı satmaya müsait olan kişiler olarak tarihe geçicektir.

Allaha emanet olun...
Mehmet Akif | 9 Ağustos 2010 20:21
Atatürkü Sultan vahdedin huzuruna çağırdığında pontusçu rumları bastırma görevi vermiştir. Aynı zamanda 40.000 lira. Atatürk emri ve parayı alıp huzurundan ayrıldıktan sonra.
Vezir-i azam: Neyaparsın padişahım bu genç devleti yıkar bilmezmisiniz diye sitem eder.
Vahdeddin Han'da : Gel vezirim bak şu camdan dışarıya(boğazda ingiliz gemileri vardır.)
Ben hergün bu gemileri burda göreceğime milletim kurtulsun devlet lazım değil.. demiştir.
akif | 7 Kasım 2010 16:01
vahdettin atatürk e cumhuriyeti kurma görevi vermemiştir
bilal | 30 Aralık 2010 13:59
Sultan Vahdettin herşeyi önceden kestirmiş Mustafa Kemal Atatürk le bizzat görüşmüş hatta aynı trenle yolculuk yapmışlardır..Bu kadar karşılaşma esnasında herseyi planlamıştır Sultan Vahddetin bu yüzden Atatürk ü Anadolu milleti teşkilatlandırmak için göndermiş hatta 40 bınlıra yardım etMiştir ayrıca ANADOLU da şavaşlarda sehit düşen askerler icin SUltanahmet te ve ayasofyada bizzat dua etmiştir..bi parantez daha acalım ingiltere gemisine bindıgınde maltaya gitmek uzere saraydan ıkı tane elmas alsa 7 sulalesıne yeterdi ; ama o bır iğne iplik almamıstır.bunları yapan bir adam ingiliz gemisine bindi gitti diye hain sayılamaz ..
Tuncay | 11 Mart 2011 15:21
Arkadaşlar tek bir sorum var. Vahdettin vatanı milleti bu kadar çok seviyorduda niye Anadoluya kendisi geçmedi?
barış | 23 Haziran 2011 03:13
arkadaşlar işgal kuvvetlerinin gözü sultan vahdettinin üzerinde anadoluda ayaklanma vardı bılındıgı üzere hattı mudafaa var idi bu ayaklanma nın bastırılmasını istemişlerdi yani görevli bir subayın gönderilmesi zemini hazırdı yoksa tam donanımlı veya donanımsız bır gemının işgal donanma gemılerının arasından sızma imkanı yok idi anadolu yakasından avrupa yakasına bir kayık bile gecemiyordu ve işte tam bu zamanda sultan vahdettin muhurlu belge ile yola cıkıyor ve ayaklanmayı bastırmakla gorevlı oldugunu işgal kuvvetlerine bildirdiginden yolda durduruldugu halde herhangibir sorunla karsılasmadan samsuna gecıyor düsünün bılındıgı üzere atatürk o zaman bır yarbay idi sultan vahdettin mustafa kemal ı görevlendirmemiş olsa silah bırakmamıs bır donanma komutanını hangi kuvvet bir yarbay ın karşısına diker ve ben ve ordum emrinizdedir dedirtir hiç birşey demeden önce bir düsünün herşeyin gerçekci ve gerekli zamanın kazanılması için dikkatın başka yöne kaydırılması gerekıyordu
kubilay | 28 Haziran 2011 13:00
arkadaşlar burada yalan yanlış bilgilerle yorumlar yapılmış...doğru olan şu ki atatürk'ü vahdettin göndermiştir...ama ne amacı ile göndermiştir...anadoluda türk milletinin ayaklanmaları başlayınca,buralarda bulunan ermeniler olayları abartarak,yabancı güçlerden yardım istemişlerdir.bunun üzerine vahdettin M.KEMAL'i türklerin ayaklanmalarını bastırmak,türk-ermeni çatışmalarını durdurmak ve bunun sonucunda vahdettinin saltanatının devamı için göndermiştir... yani vahdettin vatanı ve milletinden ziyade kendi saltanatı ve canının derdine düşmüştü...zaten bunun tartışılması da biraz gariptir..çünkü bu konuda atatürk NUTUK'ta gerekli bilgileri de vermiştir...ayrıca sultan VAHDETTİN’in 1923 Nisan’ında Mekke’de yayınladığı bildiride ::: “Bütün meselelerde meşruti ilkeleri izledim. Bundan dolayı Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderen nezarete rıza gösterdiğim gibi, BAGLI OLDUGU DEVLETİ İNKAR EDİNCE ONU CEZALANDIRMAK için kuvvet gönderen nezarete de karşı çıkmadım... Anayasal düzenden çıkmamak için böyle davrandım.”
KAYA | 17 Kasım 2011 11:47
Atatürk samsuna çıktığında yarbaydı diyen barış arkadaş, atatürk suriye cephesinde mirliva rütbesindeydi yani tüm general ve yıldırım orduları grup komutanıydı yani ordu komtanı. samsuna çıktığında da 9. ordu müfettişi olarak orgeneral rütbesindeydi. daha bunları bilmeden cahilce yorum yapmayın.
Ayşe | 28 Aralık 2011 14:11
Atatürk'ü vahdettin yollamıştır bunu herkes biliyor, ancak Atatürk'ün görevi karadenizde rumların çıkardığı isyanları bastırmaktı. Vahdettin ülkenin işgalinden mutlaka büyük rahatsızlık duyuyordu. Ama ülkenin bölünmemesini saltanatının devamı için istiyordu. Çünkü yaptıklarına bakıldığında işgal altında ezilen, tecavüz edilen, öldürülen millet onun için önemli değildi.Önemli olsaydı, Atatürk'ün başlattığı halk ayaklanmasına destek verir ve hatta anadoluya geçerek Fatih gibi, Kanuni gibi ordusunun başında bulunurdu. O ne yaptı? Atatürk ve silah arkadaşlarını yok etmek için üzerlerine ordu yolladı. Dini kötü emellerinde kullanarak, İngiliz uçakları ile şeyhülislamdan alınan ve Atatürk'ün yolunda gitmenin şeriata aykırı olduğunu beyan eden fetvaları anadolu üzerine attırdı. Karşıt fikirde olanlar" Ne yapsın İngilizlerin elindeydi, birileri de İstanbul'da bulunmalıydı" ben bu yalanlara inanmıyorum. İsteyen insan herşeyi yapar hatta ülkesinin uğrunda da ölür.Onun padişahtı, onun görevi halkını kurtarmaktı. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğunun şanlı geçmişi ile hepimiz gurur duyuyoruz. Ama bu başarıda şeriat değil, Türklerin sağlam ve asker yapısı, mert step karakteri etkili olmuştur. Türkler islama asker olarak hizmet etmişlerdir.Emeviler bile paralı asker olarak Türkleri kullanmışlardır. Eski ve başarılı padişahlarımızda ordunun başında savaşan mert insanlardı.Şeriat ile başarı yakalansaydı 15. yüzyıldan sonra Osm.imp.neden çöküşe geçti iman gücümüz mü azaldı? Lütfen çok kitap okuyalım, ama belge kullanarak yazan bilim adamlarının kitaplarını..

Yorum Ekle

Bu kategorideki diğer kayıtlar